Dünya güçle mi, vicdanla mı yönetilecek?

Mehmet Yıldırım yazdı;

Dünya güçle mi, vicdanla mı yönetilecek?

Modern dünyanın en büyük yanılgılarından biri; uluslararası ilişkileri yalnızca güç dengeleri üzerinden okumak olabilir. Devletlerin ilişkileri; çıkar çatışması ve jeopolitik rekabet üzerinden şekillendiği teorilere yansır.

Bugün küresel sahnede gördüğümüz savaşlar, krizler ve rekabetler; çoğu zaman “kim daha güçlü?” sorusunun etrafında şekilleniyor. Oysa bu sorunun kendisi belki de eksik.

Müslümanlar için dünya, sadece devletlerin satranç oynadığı bir güç arenası değil; aynı zamanda insanın ahlâkıyla şekillenen bir sahadır. Bugün geriye dönüp baktığımızda şu soruyu sormak gerekiyor: Gerçekten sadece güç mü belirleyici?

Ahlâkın unutulduğu bir sistem!..

Uluslararası ilişkiler teorileri uzun yıllardır realizm ekseninde şekillendi. Devletler çıkarlarını maksimize eder, güçlerini artırır ve hayatta kalmaya çalışır. Bu yaklaşım, pratikte birçok şeyi açıklasa da önemli bir boyutu ihmal eder: insan faktörünü.

Toplumların kaderini belirleyen sadece askeri ya da ekonomik güç değil; aynı zamanda ahlâkî duruştur. Adalet, dürüstlük ve sorumluluk gibi kavramlar; küresel düzenin görünmeyen ama belirleyici dinamikleridir.

Çünkü güçlü olmak yetmez.Haklı olmak gerekir.

Parçalanmışlığın bedeli…

İslam dünyasına yönelik en çarpıcı tespitlerden biri de dağınıklık meselesidir. Bu durum sadece siyasi bir sorun olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve ahlâkî bir kırılmadır.

Birlik duygusunu kaybeden toplumlar, sadece güçlerini değil, yönlerini de kaybeder. Bu boşluk ise çoğu zaman dış müdahalelere açık hale gelir.

Bugün Ortadoğu'dan Afrika’ya kadar birçok bölgede yaşanan krizler, bu tespitin ne kadar güncel olduğunu gösteriyor.

Batı ile ilişkide denge arayışı…

Müslümanların batıya bakışı ne keskin bir reddiye ne de sorgusuz bir hayranlık…Yaklaşım oldukça net: Bilgiyi al, teknolojiyi kullan, ama kimliğini koru.

Bugünün küresel dünyasında belki de en zor denge tam olarak budur. Kültürel erime ile içine kapanma arasında sıkışan toplumlar için bu yaklaşım hâlâ geçerliliğini koruyor.

Geleceğin anahtarı: İnsan…

Müslümanların gelecek tasavvuru nostaljik bir “altın çağ” özlemi değil; bilinçli bir yeniden inşa çağrısıdır. Bu inşanın merkezinde ise insan vardır.

Eğitim, sadece bilgi üretmek için değil; bilinçli birey yetiştirmek için gereklidir.Ahlâk, gücün sınırlarını belirleyen en önemli unsurdur.Sorumluluk ise yalnızca kendi toplumuna değil, tüm insanlığa karşı duyulmalıdır.

Bu yaklaşım, meseleyi dar bir coğrafyadan çıkarır ve evrensel bir çerçeveye taşır.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz!..

Bugün dünya hâlâ aynı sorunun peşinde:“Kim daha güçlü?”

Oysa belki de asıl soru şu olmalı:“Kim daha adil?”

Çünkü güç değişir, dengeler kayar, ittifaklar bozulur.Ama adalet, kurulduğunda kalıcı bir düzen inşa edebilir.

Değişim nerede başlar?

Dünya düzenini değiştirmek üzerine çok şey konuşuyoruz. Yeni ittifaklar, yeni güç merkezleri, yeni sistemler…

Ama gözden kaçan daha temel bir gerçek olabilir:Dünya, onu oluşturan insanların aynasıdır.

Belki de asıl soru şu:Güç temelli bir dünya düzeni mi sürdürülebilir; yoksa değer temelli bir düzen mi?

Belki de bugüne kadar dünya meselelerine yanlış yerden baktık.

Daha fazla silahın, daha fazla gücün, daha fazla etkinin çözüm getireceğini düşündük.

Oysa gözden kaçan şey daha basit ama daha zor olabilir:Vicdan.

Ve belki de gerçek değişim, dünyayı dönüştürmeden önce insanın kendisini değiştirmesiyle başlar. “İnsan değişmeden dünya değişmez.” Belki de gerçek dönüşüm dışarıda değil, içeride başlar. İnsan değişmeden, dünya değişmez.

Müslümanlar birbirinin derdiyle dertlenmeli ve bu dertlenmeyi kurumsal bir yapıya büründürmelidir.

Yolunuz; “âleme nizam verme” gayesi ile hakiki varlığın eşiğinde duranlarla kesişsin!

İnsan “ben” dedikçe uzaklaşır, “hiç” oldukça yaklaşır. Çünkü Hak, dolu olanı değil; boşalmayı bilen gönlü doldurur.

HİÇ olanlara selam olsun…

Ramazanımız, bayramımız/ Cumamız mübarek olsun. Allah (cc) ölmüşlerimize mağfiret eylesin. Yaşayanları bereketlendirsin, selamete kavuştursun.

İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.

Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com


© Dikgazete.com