Cenaze merasimleri de konuşur |
ZÜRİH, İsviçre
Türkiye’nin farklı alanlarda temayüz etmiş “sağ” eliti, sonraki nesli yetiştirme noktasında hep isteksiz oldu.
Kasdım; fikri paralelinde askerler yetiştirmek değil. O konuda hayli “eğitici” ustalıklar sergilediler.
O başka!
Bayrağı devretme, “boynuz kulağı geçsin”in hazmetme gibi. Yerlerine insan(lar) yetiştirmekten bahsediyorum.
Usta - çırak düzeneği yani…
Sanat, edebiyat gibi daha sofistike kulvarlarda; haydi “yetenek avcılığı” beklemeyelim de yetenekli insanların önünü açmayı da istemediler. Rakip mi gördüler, bilmiyorum?
Sağ kültürün “itaatçi”liği mi engeldi, usta-çırak ilişkisinin hiyerarşisini mi yönetemediler? Adını koyamıyorum!
Düpedüz “kıskançlık bu” diyeceğim de insan gerçekliğine yakıştırsam da “ince ruhlar”a yakıştıramıyorum; kıskançlık gibi iptidai bir duyguyu.
“Bizler sanki ustaların elinden mi çıktık? El yordamıyla, şartlar ve ülkenin özel durumları önümüzü açtı. Ama çok çalıştık biz”…
Evet böyle bir karşı açıklama olabilir, belki! İkna edici değil!
Yukarda da değindim; talebeliğe yakıştırılan genç, meslektaşlığa yakıştırılmadı. “Genç Meslektaşım” bile olmak zordu…
Haldun Dormen’in cenaze merasiminden kayıtlar düştü önüme, izledim. Bu yazıyı yazmaya o merasimde izlediklerim motive etti.
Sevenlerine başsağlığı ve taziyet dilerim. Oldukça eğlenceli bir insan ve büyük bir sanatçıydı. Türk tiyatrosu ve sanat camiası........