Vladimir Putin, yeni bir ‘Dünya Savaşı’nın önüne geçti! |
Erhan Kuadzba, Moskova’dan yazdı;
Vladimir Putin, yeni bir ‘Dünya Savaşı’nın önüne geçti!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 21. Yüzyılın ilk çeyreğine damga vurmuş ve dünyanın en güçlü lideri konumunda. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren Vladimir Putin’i, Avrupa ile yakın ilişkiler kuran, ABD ile güçlü diyalog kuran bir lider olarak hatırlıyoruz.
Ancak Vladimir Putin için batılıları tanımak uzun sürmedi. Ülkesi için batılıların gerçek ve derinden bir tehdit olduğunu anladığı ilk andan itibaren ülke savunmasını güçlendirme yolunda hamlelere gitti.
Ancak tabii ki Rusya’nın dışa bağımlılığı ve enerji sektöründe üretimi arttırması gerekiyordu. Vladimir Putin, bunları kısa sürede başardı. Ayrıca Rus toplumunu kısa sürede yeniden bir araya topladı. Ülke içerisinde anlaşmazlıkları giderdi, farklı kültürleri bir araya getirdi. Toplumu, çalışma hayatına entegre edip tüketen değil üreten bir Rus toplumu yarattı.
Herkesin, “Batıyor” dediği Rusya tekrar dünyanın en güçlü ilk 3 ülkesi arasına girdi. Kremlin ile halk arasında bağ oluştu. Rus halkı da Putin’e sınırsız desteğini esirgemedi.
Ülke içerisinde öyle reformlar gerçekleştirdi ki; Rusya’nın hemen hemen her kenti, batılı ülkelerin kentlerinden daha gelişmiş, Rus halkı da batılılara göre daha bilinçli bir toplum haline geldi.
Özellikle Rus ekonomisiyle ilgili şu bilgiyi vermek gerekir;
IMF verileri ve yapılan son analizlere göre, satın alma gücü paritesiyle gayrisafi yurtiçi hasılasını ilk kez 7 trilyon doların üzerine çıkaran Rusya, küresel ekonomik sıralamadaki dördüncülüğü korudu. Rusya'nın sergilediği bu kararlı büyüme, yaptırımlara ve küresel belirsizliklere rağmen dördüncü sıradaki yerini tahkim etmesini sağladı. Basit bir dille anlatmak gerekirse batılıların büyük yaptırımlarına ve Rusya’nın enerji hatlarına yapılan terör saldırılarına rağmen Rusya hala büyük bir ekonomi.
Amerika’nın eski yönetimlerinin dümeninde olan NATO ve Avrupa ülkelerinin kışkırtmasıyla önce Gürcistan ardından Ukrayna’da ortaya çıkarılan renkli devrimler aslında Rusya’ya karşı açılan yeni cephelerin işaretiydi.
Vladimir Putin, Sovyetler Birliği’nden kalan silahları modernize etme programıyla hızlıca bir uyanışa ön ayak oldu.
Özellikle 2008 yılından itibaren Rusya tüm silah depoları dolduruldu. Teknolojiyi yakından takip eden Rusya, özellikle hava savunması yönünde dünyanın lider ülkesi haline geldi.
Tam da bu noktada Rusya’nın daha fazla gelişiminin önüne geçmek isteyen NATO ve batılı ülkeler 2014 yılında Ukrayna’da büyük bir iç savaş başlattı. Renkli devrimlerle getirilen yeni rejimler, kendi halkına silah doğrultan ordular oluşturdu. Rusya’ya karşı büyük bir ırkçılık propagandası başlattı.
İşte bugünün sebebi tamamıyla bu!
Batılılar, Rusya’ya saldırmak için Ukrayna kapısını araladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Rus ordusuna 24 Şubat 2022 yılında verdiği özel askeri operasyon emrinin tüm gerekçesi, batılıların Rusya’ya saldırmak için Ukrayna’ya girmeleriydi.
Rusya’nın tek yapacağı şey, meşru müdafa hakkını kullanmak olmalıydı. Zaten öyle de yaptı.
Aslında Vladimir Putin, 24 Şubat 2022 tarihinde özel askeri operasyon emri vererek büyük bir nükleer savaşın veya yeni bir dünya savaşının önüne geçmiş oldu.
Şöyle düşünelim; batılı ülkeler Ukrayna’ya tam anlamıyla girdiğinde, Rusya’ya saldırmayacak mıydı? Bu saldırı durumunda yeni bir Dünya Savaşı çıkmayacak mıydı? Bu savaş, nükleer savaşa dönüşmeyecek miydi?
İşte Vladimir Putin, operasyon emri vererek büyük bir savaşın önüne geçmiş oldu.
Belki insanlara Putin’in operasyon emri, çok radikal gelebilir ancak en radikal karar, NATO’nun ve diğer batılı ülkelerin Ukrayna’ya girme cesaretidir.
Putin’in operasyon emrinden sonra kendisine yönelik batılı ülkelerde ve medyasında büyük bir itibar suikasti başlatıldı.
Birçok ülke, hukuki dayanağı olmayan bir şekilde Vladimir Putin için ülkelerine giriş yasağı koydu. Objektif olması gereken ancak ABD’nin kontrolündeki Uluslararası Ceza Mahkemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında yakalama kararı çıkardı.
Tüm bunlara karşı Putin’in tek yaptığı şey halkını bir arada tutmak, ordusuna cesaret ve destek vermek ve sabırlı olmak.
Özellikle Putin, sabır noktasında büyük bir inanç gösterdi.
Günümüze geldiğimizde Rusya, tüm baskılara rağmen nasıl hala “Dünyanın En Büyük 4. Ekonomisi” konumundaysa Vladimir Putin de hala dünyanın en güçlü lideri.
2022 yılından sonra Vladimir Putin’in artık dünya sahnesinde olmayacağına inananlar, bugün Vladimir Putin’in muhataplığına muhtaç duruma düştü.
Vladimir Putin, Avrupa için ne söylemişti?
- Avrupa bizimle savaşmak istiyorsa buyursun savaşsın, zira savaş bizim için düğündür.
Putin’in Avrupa’ya bu mesajına rağmen ABD artık Avrupa’yı değil Putin’i muhatap alır vaziyete geldi. ABD yönetimi artık Avrupa liderleriyle iletişim kurmuyor, Ukrayna krizinin çözümü için sadece Vladimir Putin ile görüşüyor. Alınan kararlar Zelenskiy’e ABD tarafından iletiliyor. Avrupa liderlerine de alınan karar ve önerileri Kiev rejimi lideri Vladimir Zelenskiy iletiyor.
Aslında Avrupalı liderler Vladimir Putin’i yok etmeye çalışırken kendi mezarlarını kazıyorlardı. Birçok objektif gazeteci de Avrupa’yı bu konuda uyardı. Ancak hiçbir fonksiyonu olmayan Avrupa Birliği sayesinde Rusya’yı alt edebileceğini sanan Avrupalılar hiçbir uyarıyı dikkate almayarak bugün acınacak hale düştüler.
Son NATO toplantısına tarihte ilk defa ABD Dışişleri Bakanı katılmadı. Ayrıca Pentagon, NATO Dışişleri Bakanları’nın telefonlarını da açmadı.
ABD’nin yeni siyasi söyleminde NATO yok. Çünkü ABD NATO’ya en büyük yatırımı yaptığını ancak ABD için olası bir tehdit veya saldırı için destekte Avrupa’nın veya NATO’nun yanında olmadığını dile getiriyor. Bu da son İran örneğinde görüldü.
ABD, İran’a saldırırken birçok NATO ülkesinden fiili destek alamadı.
Bu aslında krizin en büyük parçası.
Diğer taraftan ABD, Rusya ile savaşan Ukrayna için büyük bir enerji harcadığını, harcanan enerji ile kendilerine tehdit olarak gördüğü Çin’in önüne geçemediğini düşünüyor.
Çin hem ekonomik olarak hem de askeri olarak ABD ile yarışabilir konuma yükseldi.
ABD ise hem Rusya hem de Çin ile rekabet etmektense Rusya ile uzlaşı peşinde. Böylelikle Rusya ile kontrollü ilişki kuran ABD, Çin’i daha iyi takip edebilecek veya daha güçlü rekabet edecek.
Bütün plan aslında bu.
Ancak bu büyük planda Avrupa yok.
ABD artık Avrupa’yı sırtında kambur olarak görüyor.
Avrupa ise Rusya’ya karşı tedirgin olduğu için Kiev rejimine destek olmaya çalışıyor.
Bu da çok uzun sürecek gibi değil.
Tüm bu denklemin içerisinde Vladimir Putin neyi başardı?
Vladimir Putin hem zekasıyla hem de oluşturduğu Rus gücüyle 21. Yüzyıla damga vurmayı başardı.
Bu yüzyılın ilk çeyreğinin tartışmasız en güçlü lideri Vladimir Putin.
Artık Vladimir Putin için tek bir hedef var.
Ukrayna’da kalıcı barış.
Kiev rejiminin tüm terör saldırılarına karşı hala müzakerelere direten kişi Vladimir Putin.
Aslında Rus ordusu zaten hedeflerinin yüzde 80’ine yakınına ulaştı. Vladimir Putin, müzakereye ihtiyaç bile duymabilirdi.
Ancak operasyon kararı alarak nasıl bir dünya savaşının önüne geçtiyse Vladimir Putin, Avrupa’da kalıcı barışın da savaşla değil müzakereyle mümkün olabileceğini düşünüyor.
Eğer Avrupalı liderler, Rusya’yı kışkırtmak yerine akıllarını başına alıp tüm hatalarından geri dönerse ancak o zaman eski dönemlerine geri dönerler.
Rusya’ya düşmanlık yerine uzlaşıyı seçerlerse, Vladimir Putin paranoyasından kurtulurlarsa işte o zaman Avrupa güçlü olur.
Erhan Kuadzba, dikGAZETE.com