Orman yangınları ve Yeşil Vatan güvenliği: Milli güvenliğin yeni cephesi
E. Yarbay Halil Mert yazdı;
ORMAN YANGINLARI VE YEŞİL VATAN GÜVENLİĞİ:
MİLLÎ GÜVENLİĞİN YENİ CEPHESİ.
ASİMETRİK TEHDİTLER VE MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİLERİ
1. Giriş: Ekolojik Terörün Yeni Yüzü ve Yeşil Vatan
Geleneksel güvenlik tehditleri kabuk değiştiriyor. Sınır hatlarında yürütülen askeri operasyonlar, günümüzde yerini hibrit ve asimetrik savaş yöntemlerine bırakmıştır. Bu yeni nesil savaş stratejilerinin en sinsi ve yıkıcı enstrümanlarından biri ise ekolojik terör, yani orman sabote etme eylemleridir. Türkiye için ormanlar, sadece birer ağaç topluluğu veya doğal güzellik değil; Mavi Vatan ve Kara Vatan gibi ülkenin bölünmez bütünlüğünü, ekonomik bağımsızlığını ve demografik yapısını koruyan "Yeşil Vatan" doktrininin temelidir.
Özellikle Akdeniz ve Ege coğrafyasında yoğunlaşan orman yangınları, sadece ekosistemi değil; tarımı, turizmi, yerel ekonomiyi ve doğrudan milli güvenliği hedef almaktadır. Bölgesel rekabet içinde olunan Yunanistan ve İsrail gibi aktörlerin, küresel ve batılı güç odaklarının (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya) jeopolitik çıkarları doğrultusunda Türkiye ve Kıbrıs topraklarındaki bu yeşil serveti hedef aldığına dair istihbari duyumlar ve analizler, konunun stratejik ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Yeşil Vatan Neden Stratejiktir?
Ormanlar bir ülkenin sadece doğal zenginliği değildir. Aynı zamanda;
Su kaynaklarının güvencesidir.
Tarımsal üretimin temel dayanaklarından biridir.
İklim dengesinin korunmasını sağlar.
Turizm gelirlerini destekler.
Biyolojik çeşitliliği korur.
Ülkenin doğal savunma ve yaşam alanlarının önemli bir unsurudur.
Bu nedenle ormanlarımız, tıpkı Mavi Vatan gibi, bir "Yeşil Vatan" olarak görülmelidir.
Yeşil Vatan'a yönelik her saldırı, doğrudan milletimizin geleceğine yöneltilmiş bir tehdit olarak değerlendirilmelidir.
2. Hibrit Savaş ve Taşeron Örgütlerin Rolü
Ekolojik terörün en tehlikeli boyutu, devletler arası hesaplaşmaların sahada doğrudan değil, terör örgütleri aracılığıyla yürütülmesidir. Yabancı istihbarat servisleri; PKK, DEAŞ, DHKP-C, TİKKO ve Hizbullah gibi farklı ideolojilere sahip taşeron örgütleri birer maşa olarak kullanarak örtülü operasyonlar icra etmektedir.
Bu yıl özellikle İsrail ve Yunanistan İstihbaratının Türkiye ve Atavatan KKTC’nde orman Yangınları çıkartacağı ile ilgili duyumlar alınmıştır.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde, coğrafi olarak birbirinden bağımsız noktalarda aynı gün ve ardı ardına çıkan yangınlar, bu durumun doğal bir iklim olayı değil, koordineli bir sabotaj serisi olduğunun en somut kanıtıdır.
Bu sabotajların arka planında yatan asıl tehlike ise toplumsal fay hatlarını tetikleme amacıdır. Örneğin; terör örgütlerinin üstlendiği orman yakma eylemleri, iç cephede yapay kamplaşmalar üretmekte ve maalesef ülkedeki Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı haksız bir önyargı ve düşmanlık dalgası yaratılmak istenmektedir. Bu oyun, devletin birliğini ve milletin kardeşliğini hedef alan planlı bir psikolojik harp stratejisidir.
Terör Örgütleri ve Toplumsal Kutuplaşma Tuzağı
Terör örgütlerinin temel amaçlarından biri........
