İran’ın kavşağında tarihsel gerçeklik: Türk kimliği, Pezeşkiyan ve Batı’nın ‘Şah’ yanılgısı
İran, binlerce yıllık devlet geleneğiyle Orta Doğu’nun en kritik aktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak bugün İran’ı analiz ederken düşülen en büyük hata, ülkeyi sadece "Pers" kimliği üzerinden okumaktır. Bu emperyalizmin Farsçılık/Persçiliği de kullanarak oynadığı alçak bir oyun ve illüzyondur. Oysa İran’ın toplumsal dokusu, askeri geçmişi ve siyasi geleceği, Türk Milleti’nin bu coğrafyadaki sarsılmaz yerinden ayrı düşünülemez.
Bugün Cumhurbaşkanı Mesud PEZEŞKİYAN’ın cumhurbaşkanlığıyla başlayan yeni dönem, hem İran için bir iç barış fırsatı hem de Türkiye için stratejik bir oyun kurma alanıdır.
İran coğrafyası, Gazneliler’den Selçuklulara, Safeviler’den, Afşar, Kaçarlar’a kadar yaklaşık 1100 yıl boyunca Türk hanedanları tarafından yönetilmiştir.
Bugün İran sınırları içerisinde yaşayan on milyonlarca Türk (Azerbaycan Türkleri, Türkmenler, Kaşkaylar), ülkenin dayatıldığı gibi "etnik bir azınlığı" değil, çoğunluk kurucu ve asli unsurudur.
Mesud PEZEŞKİYAN’ın seçilmesi, bu tarihsel gerçeğin modern siyasete yansımasıdır. PEZEŞKİYAN, sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda İran’daki Türk varlığının devletin en üst kademesinde temsil edilmesinin bir sembolüdür. Bu durum, Tahran yönetiminin "tek tipçi" politikalardan vazgeçip, kendi içindeki zenginliği kabullenmesi adına tarihi bir eşiktir. İlginçtir ki mevcut Ayetullah da Türk’tür.
Kuzeyden Ruslar, Hindistan’dan İngilizler çıkınca İran Şahı Nadir Şah Afşar, 2. Mahmut’a mektup yazdı. Özetle; İki Türk Devletiyiz. Gelin birlikte güçlü bir ordu kuralım, gelin itikâdî sorunu olmayan Caferîliği Ehl-i Sünnet içinde telâkkî edin, mezhepçilik bitsin.” teklifi hâlen geçerli değil midir?
İran’daki rejim baskısından ve ekonomik darboğazdan medet uman bazı Batılı merkezler ile İsrail, çözüm olarak devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’yi bir "kurtarıcı" gibi sunmaktadır. Ancak bu teklif hem İran halkı hem de bölge istikrarı için bir çözüm değil, bir yıkım reçetesidir.
Türkiye, İran’ın geleceği konusunda Batılı güçlerin aksine, coğrafyanın ve tarihin sesine kulak vermelidir. PEZEŞKİYAN gibi Türk kökenli ve diyalog yanlısı bir figürün varlığı, Ankara için eşsiz bir fırsattır. Türkiye’nin İran’a ve dünyaya önerisi şu üç sütun üzerine inşa edilmelidir:
İran için "Şahçı" geri dönüş senaryoları bir illüzyondan ibarettir. Gerçekçi tek çözüm; İran’ın kendi tarihindeki Türk-İslâm-Fars Sentezini yeniden keşfetmesi ve Türkiye ile stratejik bir ortaklık zemininde buluşmasıdır.
Türkiye, İran’ın toprak bütünlüğünü savunan ama aynı zamanda soydaşlarının haklarını ve........
