Güçlü ve büyük Türkiye: Kimlik tartışmaları, temas sahası ve inisiyatif mücadelesi

E. Yarbay Halil Mert yazdı;

GÜÇLÜ VE BÜYÜK TÜRKİYE:

KİMLİK TARTIŞMALARI, TEMAS SAHASI VE İNİSİYATİF MÜCADELESİ

Küresel Satrançta Türk Dünyası: Tarihsel Kırılmalar ve Stratejik İnisiyatif…

Siyonizme karşı Türk Millî Tasavvuru!..

Enver, Kemâl, Abdulhamid İzleri Misâli…

Giriş: Tarihin Dinamik İnşası...

Milletlerin inşası ve tarihsel kimliklerin dönüşümü, sadece geçmişte olup bitmiş hadiseler değil; bugünün  siyasi, dini ve stratejik tercihleriyle şekillenen canlı süreçlerdir. Tarih statik bir kayıtlar yığını değil, inisiyatif alan devletlerin elinde şekillenen bir oyun alanıdır. Türkiye, küresel bir aktör olma yolunda ilerlerken, tarihsel gerçeklikleri sadece savunma odaklı değil, proaktif bir "merkez güç" stratejisiyle yeniden okumalıdır.

Dünyada kimlikler yeniden şekilleniyor. Milliyet, etnisite, mezhep, din, tarih ve jeopolitik artık birbirinden ayrı başlıklar değildir. Bunların tamamı, modern çağın PSİKOLOJİK HARP sahasında kullanılan araçlara dönüşmüştür. Bugün yalnızca ordular değil; anlatılar, hafızalar, semboller, soy kütükleri ve tarih yorumları da çatışmaktadır. Bu nedenle Türk Dünyası’nın karşı karşıya olduğu mesele, sadece sınır güvenliği veya ekonomik rekabet değildir. Aynı zamanda bir kimlik ve zihin mücadelesidir.

Türk Dünyası içinde zaman zaman ortaya çıkan tartışmaların önemli kısmı da bu zeminde değerlendirilmelidir. “Kim Türk’tür?”, “Kim hangi soydandır?”, “Kim hangi milletten gelir?” gibi sorular akademik çerçevede tartışılabilir. Ancak bu tartışmalar stratejik sonuçlar doğuruyorsa mesele artık yalnızca tarih biliminin değil, devlet ve millet aklının, millî menfaatlerin ve gelecek tasavvurumuzun da konusudur.

Hazar Meselesi ve Siyonizm Tartışmaları...

Aşkenaz Yahudilerinin bir bölümünün Hazar Türkleri bağlantılı olduğu yönündeki tezler, sürekli gerek Müslüman Türkler gerek Musevî Türkler tarafından ilginç bir şekilde çürütülmeye çalışılmaktadır... Bu konu tarihçiler arasında uzun süredir tartışılmaktadır. Fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, bu tezin nasıl ve hangi amaçla kullanıldığıdır. Saklanmaya çalışılan bu ilişki kimin işine yarar?

Bir tarihsel iddia, akademik zeminde ele alındığında başka; jeopolitik propaganda malzemesine dönüştürüldüğünde bambaşka sonuçlar üretir. Eğer bir tez, Türk Milleti’ni başka projelere eklemlemeye, Türk kimliğini sulandırmaya veya küresel ideolojik hareketlere yedeklemeye hizmet ediyorsa dikkatli olunmalıdır. Tam tersi temas, Büyük Türk Milleti’nin küresel etkinliğini artıracaksa sürekli sus-pus acz içinde olmak yerine “EN İYİ SAVUNMA TAARRUZDUR.” demek gerekmez mi?

Öte yandan her bağlantıyı toptan reddetmek de doğru değildir. Çünkü tarih boyunca kavimler iç içe geçmiş, göçler yaşanmış, din değiştirmeler olmuş, kültürel geçişler meydana gelmiştir. Stratejik bakış açısı burada duygusal tepki değil, kontrollü analiz gerektirir.

Asıl sorular şunlardır:

Bu tartışmalardan kim güç kazanıyor?

Kim temas üstünlüğü ve inisiyatif elde ediyor?

Kim İLGİ ve ETKİ ALANI’nı genişletiyor?

Devlet aklı, meselelere bu sorularla yaklaşmalıdır.

Hazar Tartışmaları ve Psikolojik Harp: İnisiyatifin Önemi...

Son dönemde milliyet tartışmalarına eklenen ideolojik boyutlar, özellikle Aşkenaz Yahudilerinin Hazar (Türk) soylu olduğu iddiaları üzerinden yeni bir cephe açmıştır. Bir kesim bunu Türk Milleti’ni Siyonizme malzeme yapmak olarak görse de, meseleye HARP PRENSİPLERİ açısından bakıldığında durum tam tersidir.

İnisiyatifin Elde Tutulması: Tarihsel bir gerçeği sırf "birileri kullanabilir" korkusuyla reddetmek, entelektüel........

© Dikgazete.com