Şehid Bayram Hoca ve Şiîlik |
Prof. Dr. Bedri Gencer yazdı;
ŞEHİD BAYRAM HOCA ve ŞİÎLİK
İslâm Dinine Karşı Şiîlik Kültü
Şehid Bayram Ali Öztürk’ten (1952–2006) tarihe not düşme zamanı…
Amerika Başkanı Jimmy Carter, sözde İran İslâm Cumhuriyeti’ni kurdurmak üzere Humeynî’yi 1 Şubat 1979 tarihinde Paris'ten Tahran’a göndermişti. Gerek Siyonist-Şionist medyanın “karizmatik Müslüman lider” ve “şanlı İslâm devrimi” imajı yaratması, gerekse Ruhullah Humeynî, Murtaza Mutahharî, Ali Şeriatî gibi sinsi Şiîlik propagandası yapan İranlı yazarların kitaplarının tercüme edilmesi, 1980’li yıllarda Türkiye dâhil İslâm dünyasında bilhassa romantik ve kalın İslâmcılar arasında İrancılık dalgasının yükselmesine yol açmıştı.
Romantik: İslâm devleti ütopyası peşindeki romantik İslâmcılar, şovenist İran Devrimini, beklenen İslâm Devrimi zannettiler, aradıkları İslâm devleti ütopyasını İran’da bulduklarını vehmettiler.
Kalın: Kalın İslâmcılar, Sünnîler ile Şiîler arasında ilk kez mezhepler üstü bir dinî vahdet alanı bulduklarını sandılar.
Hâlbuki İran İslâm Cumhuriyeti, İslâm devleti değil, Fars-Şîa devletiydi ve Sünnîler ile Şiîler arasındaki ihtilaf, Mutezile ile olduğu gibi tartışılabilir bir akidevî (dinî) ihtilaf değil, dindirilemez bir etnik ihtilaftı. Büyük Kiros (II. Kiros-Büyük Keyhüsrev) (MÖ 600-530), Balkanlar'dan İran’a, Mısır’dan Hindistan’a kadar uzanan dünyanın ilk gerçek imparatorluğu olan Ahameniş İmparatorluğu'nu (Birinci Pers İmparatorluğu) (MÖ 559-530) kurmuştu. O, Perslerin anavatanı Pars'ta kurduğu bu imparatorluk ile tarih boyunca sürecek İran medeniyetinin temelini atmıştı. Ancak "Her kemalin bir zevali vardır.” hikmetince tarihin ilk süper gücü, son hak din tarafından yıkılmıştı.
Müslüman olmak, Türkler için tarihe girmek, İranlılar için tarihten çıkmak demekti. Geleceğe yönelik İslâm devleti ütopyası, geçmişe yönelik Medine-i Münevvere nostaljisine dayanır. Hâlbuki Şiîler için, Medine-i Münevvere, nostalji değil, kabus, İslâm devletinin doğuşu değil, yanlış tarihin başlangıcıydı. Şiîlik ile Râfızîlik, aynı inancın dost ve düşman idrakine göre değişen iki ismi idi. Şiîlik, masum imamet taraftarlığına, Râfızîlik, sahabe düşmanlığına dayanıyordu ki bu ikisinin de vardığı yer, küfürdü. Şiî-Râfızî itikadında dört sahabe dışında 124 bin sahabenin hepsi, dolayısıyla Ehl-i Sünnet ve Cemaat denen Peygamber ve Ashabının yolundan giden bütün Müslümanlar, Ehl-i Kitab kâfirlerden (Yahudiler-Hıristiyanlar) daha beter mürtedler (Nâsıbe) idi.
Böylece Şiîlik, İslâm içinde bir mezhepten İslâm’a karşı bir külte dönüştü. Müslümanlar, hilafetin ilga edildiği modern çağda İslâmî otoritenin........