Daha ölüm

Yaşamak dediğin biraz sabah işi,perdeyi aralarken odaya dolan gün,çayın üzerinde incecik tüten dünya,bir ekmeği ortasından bölmek,peynirin tuzunu parmağında bulmak,fesleğenin dün olmayan iki yaprağınagereğinden fazla sevinmek.

Birinin saçlarını toplamasıdır mesela,aceleyle çıkarken evden,ağzında yarım kalmış bir lokma,anahtarını yine bulamamış,bir yandan söylenirken hayatabir yandan yetişmeye çalışması ona.

Yaşamak biraz da yetişememektir zaten.

Otobüs kaçar.Yaz geçer.Erik biter.Bir arkadaş başka bir şehre taşınır.Çocukların ayakkabıları küçülür.Bir fincanın kulpu kırılır daatmaya kıyamazsın.

Çünkü insankırılmış şeylerle de çay içer.

Karpuzun ortasını kendine ayırırsın,buzdolabından çıkan suyun şişesi terler,bir kadın balkondan aşağı seslenir,bir adam gömleğinin iki düğmesini açar,sokakta domates kokar,deniz uzaktan bile tuzunu belli eder.

Birileri eve döner.Birileri dönmez.Dönenlerin önüne tabak konur,dönmeyenlerin adı bir süre dahasofrada dolaşır.

Ama çorba yine kaynar.

Dünya nasıl da devam ederbirinin kalbi kırılmışken.

Manav sabah kepengini açar,berber aynaları siler,fırından ilk ekmek çıkar,bir kız ilk kez kırmızı ruj sürer,bir çocuk bisikletinden düşüpdizindeki kanı seyrederek ağlar.

Bir yerde mutlaka düğün vardır.

Bir yerde bir kadınyıllardır giymediği elbiseyi........

© Dikgazete.com