Transfer edilen siyasetçilerin bir davası var mıydı ve borçları kime?

Transfer edilen siyasetçilerin bir davası var mıydı ve borçları kime?T

Kariyer yapmak kötü bir şey değil, siyasette kariyer yapmak da öyle; bir partide emek harcamak, adım adım yükselmek, bir yerlere gelmek, bir sese-söze sahip olmak…

Buna mukabil, siyaseti ve kariyeri geleceğe dönük bir inşa çabası değil de, ele geçirilen bir ‘konum’u ilelebet koruma gayreti olarak görmek, pek makbul ve saygın bir uğraş olmasa gerek. Türkiye, siyaset yapmaktan çok, siyasette bir yerlere yerleşmek ve hep orada olmak isteyen siyaset esnafının çoğunlukta olduğu bir yer. Malum, CHP de Türkiye’nin bir partisi.

Değişir mi, değişecek mi bilemiyorum, ancak CHP yıllardır böyle bir ‘kariyer partisi’ olarak örgütlenmenin açmazlarını yaşıyor. Evet, bu da bir siyaset yapma yolu yordamı ve ‘davasızlıktan’ kaynaklanıyor bana kalırsa.

Burada ‘dava’ yerine belki ‘ideoloji’ sözcüğü de tercih edilebilir. İktidara heves eden, uzun yıllar bu hevese ulaşamayan, ancak ‘iktidar namzeti bir muhalefet partisi’ sıfatı nedeniyle her zaman belli bir nüfusun çıkar beklentisine göz kırpabilen bir parti oldu ‘ikinci’ CHP. Örneğin, Baykal muhalefette olduğu için hiç şikâyetçi değildi, bir sonraki genel başkan da. 90’lardan bugüne, hangi CHP’li siyasetçi iktidarı........

© Diken