We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tahammül etmesi güç bir durum, süregiden riyakarlık…

63 0 0
30.05.2021

1990’larda asistanı olduğum Kürsü’nün hocaları ve mesleğe başladığım yıllarda hala hoca olan bir kuşak, 1950’lerden itibaren Türkiye akademisi ve ‘solu’ içinde yer almış, siyasi faaliyette bulunmuş, sol içindeki polemiklerde taraf olmuş ve üniversitenin türlü hallerine tanıklık etmiş insanlardı. Dolaysıyla, gerek benim gerekse aynı yıllarda çalıştığımız meslektaşların o yıllara ilişkin bilgileri, yalnızca okuduklarından ibaret olmadı. Çeyrek yüzyıl boyunca çeşitli vesilelerle, yemek masalarında, dersliklerde, yürüyüşlerde ve odalarda dile gelmiş anıları, kişisel tanıklıkları dinleyerek büyüdüm, büyüdük.

Anılar içinde benim açımdan en öğretici olanlar, genellikle zor zamanlardaki insan hallerine ilişkin tanıklıklardı. Hocam, insanda gri alanlar olduğu savunusuna itibar etmezdi pek, her birimizde ‘siyah’ ve ‘beyazın’ aynı anda bulunduğunu düşünürdü. Haklı olabilir; iyi bildiğinizden kötülük kötü bildiğinizden iyilik görmek, ihtimal dahilinde. Zor anlar, büyük ölçüde askeri darbeler ve sokak çatışmalarının yaygın olduğu yıllar, tahmin edilebileceği gibi. Arkadaşları sokakta, araçlarında, evlerinde öldürülmüş insanlardan söz ediyorum. Kendileri de atılmış, cezaevine girmiş, işkence görmüş, hayatları şu ya da bu ölçüde altüst olmuş bir akademik kuşak.

Zor zamanlar, belli ki yalnızca her düzeyde yönetime ‘çökenlerin’ hali tavrıyla değil, eşin dostun davranışlarıyla da kazınıyor insanın belleğine. Bizim Kürsü’nün bizlerden önceki geçmişi de pek parlak değil doğrusu, hocalarımız ve onların hocaları da atılmıştı zamanında! Mümtaz Hoca 12 Mart’ta cezaevindeydi. Durum böyle olunca, ‘insanlık hallerini’ gözlemlemek için de eşsiz fırsatlar........

© Diken


Get it on Google Play