We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Söyle bakalım, kökün dışarıda mı!

64 3 0
22.07.2021

Sevgili Turgay Yıldız’ın güzel anısına saygıyla…

İlginç bir biçimde, ya da sığınmacılığın ve yükselen milliyetçiliğin gündemde olduğu haftalarda hiç de ilginç olmayan bir biçimde, ‘fonlama’ tartışması başla(tıl)dı memlekette. Gerçi bu bir tartışma değil görebildiğim kadarıyla, ‘tartışma’ sözcüğünün hak ettiği niteliklere sahip olduğunu söylemek mümkün görünmüyor. Daha ziyade ve geleneğimize uygun biçimde, kara çalma, değersizleştirme, itibarsızlaştırma, yok etme ve belli ki biraz da ‘göze girme’ hevesi söz konusu.

Sığınmacılara sahip çıkmaya ‘kalkışan’ ve hiç olmazsa ‘eleştiride başka bir dil öneren’ yazar ve akademisyenleri hedef alan hakaretamiz üslup, dün Medyascope’a yönelmiş. Muhtelif yayın organları ve bireysel ‘sövgü’ mekanizması özellikle Ruşen Çakır’a çatıyor. Aynı dil ve hatta cümlelerle verildi ‘skandal’ (!) haber. Hani, havuz medyasının tüm gazeteleri aynı manşeti atıyor, deniyor ya, işte öyle.

Nicedir aşı karşıtlığıyla nam salanın muhalif kimliği, muhalif görenlerin sorunu. Birkaç yıl önce yine Diken’de, iktidarın en büyük müttefiklerinden birinin, ‘bir kesim’ ulusalcı olduğunu anlatmaya çalışmıştım, şimdi aynı konuya girip uzatmaya gerek yok, bana kalırsa her şey açık. Kuşkusuz burada yalnızca ulusalcı fantezilerle açıklanamayacak bir ‘birliktelik’ söz konusu. Herhalde Medyascope’un yarattığı genel etkinin, çok sesliliğinin ve şimdilerde sığınmacılarla ilgili tavrının sonucudur.

Her ne kadar gazeteci olmasam ve bu konulara ilişkin bilgim yüzeysel kalsa da, şu yaşımda ve ortalama aklımla; zaten herkesin bildiği, Medyascope’un gelir kaynakları arasında saydığı, gizlisi saklısı olmayan, Ruşen Çakır tarafından da dile getirilen fonun, büyük bir habercilikmiş gibi sunulmasının ‘boş yere’ olmayacağını ve iktidara, muhalif yayın organlarına yönelik istediği kozu kolaylıkla vereceğini düşünebiliyorum. Şuncacık akıl ve bilgiyle düşünebiliyorsam, haberi yapanlar da herhalde…

İktidarın yazılı-görsel basını büyük ölçüde ‘halletmesi’ ve bir havuza doldurup içinde çimmeye başlamasıyla, muhalif olup da düzgün işler yapmak isteyen gazetecilerin hayatı çok zorlaştı ve önümüzdeki yıllarda muhtemelen ‘asıl’ medya haline gelecek başkaca mecralar kurma arayışına giriştiler. Gelin görün ki, amiyane tabirle, ‘su yakmıyor’ okunan ve seyredilen alternatif kanallar. Birilerinin desteklemesi gerekiyor ve haber okurken karşınıza çıkan, bazen okumayı neredeyse imkansız hale getiren oynak ‘reklamlar’, tahminlerin ötesinde çok cüzi katkı sağlıyor. Bu kurumlar, gazetecilik faaliyetini yalnızca ajans haberi aktarmanın ötesine taşımaya çalıştıkları ve işlerini çeşitlendirdikleri ölçüde, giderek daha fazla gelire ihtiyaç duyuyor. Edinmelerine çok çeşitli yollarla engel çıkarılan, gelir kaynaklarına.

Bu nedenle, başvurulan fon/kaynaklar ve okur desteği hayati. İnternet gazetelerinin, hiç olmazsa ikisinin, nasıl zorluklarla, kıt kaynaklarla gazetecilik........

© Diken


Get it on Google Play