We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Muhterem muhalefet, inanın görmüyor ve anlamıyor değiliz!

90 13 21
18.09.2021

Gazetelerde amatör yazarlığa (Radikal 2) başladığım 2007 yılının ocak ayında kaleme aldığım ikinci konu ‘367’ tartışmasına ilişkindi. O esnada köpürtülüyordu, üç-dört ay sonra ciddi ciddi AYM kararı haline geliverdi. Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçilemesin diye ‘icat edilen’ yetersayı kuralının, ‘hüzün veren bir anayasa tartışması’ olduğunu yazmıştım. O günden sonra Türkiye’deki ‘anayasal’ tartışmalar hakkında bir-iki satır karalamaya çalıştım ve amatör köşecilik macerasının neredeyse her kritik evresinde, sayıları az da olsa ‘muhalif’ birileri çıkıp, teşbihte hata olmaz, ‘oyuna gelmemem’ yönünde uyardı!

‘Oyuna gelme’ eleştirileri/uyarıları, tahmin edilebileceği gibi ‘oyuna gelmeyenler’ tarafından yöneltiliyordu. Örneğin, 367 konusunda haklı olduğumu düşünen, buna mukabil “Bu heriflerin işine yarayan bir şey söylememelisin, aptallık ediyorsun” diyen meslektaş çıkabiliyordu. Ya da diyelim AKP kapatılsın diye hazırlanan iddianameyi eleştirdiğinizde, aynı zihniyet ‘nasıl da saf’ olduğunuzu hatırlatıyordu. Üniversitede türban yasağına karşı olduğum(uz) için dinlediğim(iz) konuyla ilgisiz söylev ve doğru yola sevk etme çabası az değildi. Görmüyor, anlamıyor, gerçek niyetleri fark edemiyordum…

Oyuna gelmeyenlerin (kabul etmek gerekir, azınlıktılar) olup bitene yaklaşımı basitti: İki ile ikiyi topladığında dört edebilir, ancak koşullar gerektirdiğinde “Üç” ya da “Beş” de diyebilmeli insan! Diyelim ki bu sonucu çıkarmayı kendinize yediremiyorsunuz, o zaman, “İki ile ikiyi toplarsan kaç eder” sorusunu yöneltene, böyle bir toplama çabasının ne denli gereksiz, toplama işleminin ise tartışmalı olduğunu söyleyip ona ‘ikiden ikiyi çıkarmasının’ daha doğru olacağını salık verebilirsiniz. Her dönemde olduğu gibi asıl kalabalık grup ise “İki ile ikiyi toplamazsın olup biter” ya da “Hangi iki, şu bir ile birin toplanmasıyla elde edilen rakam mı” diyenlerden oluşuyordu!

Buradaki ‘ben’ yerine ‘biz’ koyun, çünkü çok insanın yaşadığı bir deneyimden söz ediyorum. Akademisyen, bir saksı ya da elma olmadığına göre ‘tarafsız’ olmaz, olamaz; buna mukabil ‘nesnel’ davranmak zorunda. İnsan bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorsa, onun doğru olduğunu düşündüğü için savunur. Savunduğu yanlış da olabilir ya da o konuda farklı kanılar vardır. Mesele, düşünce eylemi ve onun aktarımını dalkavukluğun ve ölçüsüzce pragmatizmin hizmetine sunmamakta. Onun işine yarar, buna hizmet eder diye ‘söylememek’ yazarlık/ akademisyenlik değil, hokkabazlıktır ve bizim memlekette epeyce makam-para kazandırsa da onur duyulacak bir haslet değil. Hal böyleyken konuyla ilgili bir yazar, eğer laiklik ilkesinin canına okunduğunu görüyorsa, laiklik ilkesinin canına okunuyor, der, demeli. Bu kadar basit.

Peki, bir anayasal ilkenin yok........

© Diken


Get it on Google Play