We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kürtler sürekli ‘sorun’ çıkarıp bir şeyler ‘talep’ eden insanlar mı?

74 14 3
26.09.2021

Kürt sorunu yoktur”, “Kürt sorunu vardır”, “Onun adı Kürt sorunu değil, terör sorunudur”, “Vardır ama az vardır”ifadelerinin uçuştuğu hâlihazırdaki koşullar son derece moral bozucu bulunabilir kuşkusuz. Bir ülkede yıllarca aynı şeylerin konuşulması, aynı tepkilerin verilmesi, aynı eziyetlerin çekilmesi, aynı ezberlerin yinelenmesinin bezdirici bir yanı var. Üstelik bunca yılın sonunda ve hemen her konuda, “Sorunları sorun etmezseniz ortada sorun kalmaz” denilen bir yere varılmışsa.

Ya da olup bitende bir umut görmeyi deneyebiliriz. Marx, ‘insanlığın kendi önüne ancak çözebileceği sorunları koyduğunu‘ söylemiş. Kürt sorunundan söz ediyorsak eğer, çözebileceğimiz mesafede olduğu içindir. Rahmetli Sadun Aren Hoca, “Bir delikanlı mahallede komşusunun kızına aşık olur, yabancı film yıldızına değil” esprisiyle açıklamıştı Marx’ın bu tespitini. Bir sorun varsa önümüzde, artık üzerine konuşacak ve çözecek araçlara sahip olduğumuz için vardır.

Şu aralar Türkiye’de Kürt sorunu olmadığını söyleyenlerin, bunu seçim kaygısıyla yaptığı malum. Aynı insanlar birkaç yıl önce “Kürt sorunu vardır” diyordu. Böyle bir açmazın olmadığını savunanların bir kısmı ise, sorunu ‘terör‘ sözcüğüyle çerçevelemekten yana.

Öncelikle sorunun adı ‘doğru‘ konulmalı. Yıllar önce, Süleyman Demirel cumhurbaşkanıyken bir cumartesi günü Cebeci kampüsüne gelmiş, sabahtan akşama süren akademik bir toplantıya katılmış; konuşanların bir kısmı ‘siyasi çözüm-askeri çözüm’ gibi ayrımlar yapınca, tarihçi hocamız Taner Timur, ‘askeri çözümün de bir siyasi tercih‘ olduğunu anlatmaya çalışmış, Demirel anlamazdan gelmişti. Haliyle, ‘terörle mücadele’ olarak adlandırılan önlemler bütünü de siyasal tercihlere göre değişkenlik gösterir ve siyasetten bağımsız bir askeri çözüm hiç kuşkusuz olanaksızdır. Kürt sorunu denildiğinde konuyu salt ‘terör‘ bağlamında ele almayı alışkanlık haline getirenler, elinde yalnızca çekiç olduğu için her gördüğünü çivi zannedenler.

Bazı somut gerçekleri bıkıp usanmadan tekrar etmek gerekiyor: Kürtler sorun çıkaran, kendilerini buna adamış yurttaş topluluğu değil. Kürtler, Kürt olmayanlardan mütemadiyen bir şey talep eden insanlar da değil. Bir Kürt’ün benden ya da bu satırları okuyan bir ‘Kürt olmayan’dan eşit yurttaşlık talep etmesi anlamsız, zira ben/bizler ‘bahşeden’ makamlar değiliz. Eğer sorun bir ‘eşit yurttaşlık’ sorunuysa -ki bence öyle- o eşit yurttaşlık ve ortak gelecek ancak ‘birlikte’ kurulabilir.

Bunun yolu, yurttaşların ‘diğeri’nin varlığını kabul etmesiyle mümkün. Eşit ilişki, birinin varlığı, tüm nitelikleri-farklılıklarıyla kabul edilirse mümkün. Asıl marifet, benzemezlerin bir arada ve birbirini boğazlamadan yaşayabileceği bir sistem kurabilmekte. ‘Sistem‘ sözcüğü teknik, hukuksal bir şeyler çağrıştırıyor. Oysa hukuk kuralları, hükümet biçimleri, yerel yönetim yapıları, yönetime katılım araçları, insansız ve tarihsiz........

© Diken


Get it on Google Play