Deniz Göktaş ne yaptı?
Deniz Göktaş ne yaptı?D
“Bir toplum, insanına, kendi kendini aşma olanağını vermese, bir takım toplum sorunlarını değerlendirme olanakları vermese o toplumdan fazla bir şey beklememek lazımdır. O zaman o toplumda, küçük zümreler, hatta şahıslar hareket edebilir; o toplum adına onlar konuşur… Okullar açabilirsiniz, ama insanları memur olarak, sadık kadı olarak yetiştirmek yerine, kendi toplumlarını ıslah edebilme kabiliyetlerini kazanmaları için çalışabilirseniz, o zaman bir hedefe varmış olursunuz.” (Tarık Zafer Tunaya’nın, 1984’teki Uluslararası Mithat Paşa Semineri’ndeki konuşmasından.)
Komedyen Deniz Göktaş, Ölü Deniz adlı gösterisindeki bazı ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklandı.
Göktaş’ın gösterisi YouTube’da yayınlandı, kısa sürede çok seyredildi, yaşamımızın parçası haline gelen hedef göstermeler başladı, havaalanında gözaltına alındı, tutuklama talep edildi, hâkim karşısına çıktı, şakaları hakkında sorular yöneltildi, o soruları gayet güzel yanıtladı, yine de tutuklandı, tutuklamaya tepki gösterenler ve çok sevinenler oldu. Sevinenler, ileri demokratlar.
Bu yazıyı okuyacak Diken müdavimlerinin muhtemelen tümü, Göktaş’ın ifadeleri nedeniyle tutuklanmasına karşıdır ve ona yapılanın ifade özgürlüğünün ihlali olduğunu düşünüyordur. Haklılar.
Ola ki yazıyla karşılaşacak iktidar yanlılarının ise, yine muhtemelen tümü, Göktaş’ın başına geleni fazlasıyla hak ettiğini, hiç kimsenin kendi değerleriyle ilgili şaka yapamayacağını ve bu satırların yazarının zaten yoldan çıkmış biri olduğunu düşünecektir.
İkinci kümedekilerin bir kısmı, yazılana ve söylenene küfür-hakaret dışında bir tepki vermiyor artık. Muhalif bellediklerine hakaret etmenin bedeli olmadığını biliyorlar. Nitekim, ‘millet’ derken kendilerini, ‘değer’ derken kendi dünyalarını, ‘hassasiyet’ derken kendi zihniyetlerini kastediyor, muhalifleri ise ağa-maraba ilişkisinde marabalık makamına uygun buluyorlar.
Bir kısmı ise, okumuş olanları, genellikle ‘dünyanın neresinde’ ya da ‘dünyanın hiçbir yerinde’ sözleriyle başlayan argümanlarını ifade özgürlüğünün yok edilmesi için sergiledikleri gayretkeşlikteki haklılıklarına delil olarak sunuyor. Söz konusu kategoriye yanıt vermek anayasa-hukuk söylevine başlamayı gerektirdiğinden ve hiçbir satırımın onlara hiçbir şey ifade etmeyeceğini bildiğimden, yalnızca bir yazı önermekle yetineceğim. Elbette bu ve benzeri sayısız makale de bir anlam ifade etmeyecek, ancak sürekli andıkları ‘dünya’ ile mesafelerini bıkmadan hatırlatmak gerekiyor. Yazı, yıllar önce Fazıl Say’ın sosyal medyadaki paylaşımı nedeniyle siyaset esnafının gösterdiği tepkiler üzerine, o siyasetçilerin dünyadan habersizliğini derli toplu biçimde anlatan, 2013’te kaleme alınmış kısacık bir Kerem Altıparmak makalesi: Fazıl Say’ın Tweetleri ve Doğru Sandığınız Yedi Yanlış. Burada ‘habersizlik’ sözcüğünü bir şerhle yazıyorum; evet bir kesim hakikaten habersiz, ancak haberdar olup da değilmiş gibi yapan da az........
