CHP çok iyi bir şey yaptı

Kısa bir aradan sonra kaldığım yerden devam…

Kaldığım yer, önceki kuşağın ve hatta ondan öncekinin de ‘kaldığı yer’, Kürt sorunu ve CHP’nin düzenlediği Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı.

Hiçbir toplumsal küme birörnek insanlardan oluşmaz. Dolayısıyla siyasi değerlendirme yaparken diğer konularda olduğu gibi genellemelerden olabildiğince kaçınmakta yarar var. Ancak bazı genel saptamalar -hiç kuşkusuz yanılgı payını hesaba katarak- bir gereklilik.

Memlekette ‘Kürt sorunu’ ifadesini işittiğinde çilden çıkan bir kesim var. Bir de ‘Kürt’ sözcüğünü işitince çileden çıkanlar.

İkinci grup, yani ‘Kürt’ sözcüğüne dahi tahammülü olmayanlar, ‘Kart kurt ederken Kürt oluvermiş‘ rivayetine iltifat edenler. Bana fazla kalabalık gibi görünmüyor, düz dünyacılar gibi, amiyane tabirle ‘marjinal’ sayılırlar. Ancak ilkinden, ‘Kürt sorunu’ sözünden rahatsızlık duyanlar hiç az değil.

Bu klasmandakileri de alt gruplara ayırmaktan yanayım: Çıtanın bir ucunda konuyu samimiyetle anlamaya çalışanlar, ortasında “Özal da Kürt idi” korosu, sağ ucunda ise sorunun varlığını kesin biçimde reddeden ve genellikle “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Nokta!” biçiminde düşünüp yazanlar duruyor. (Cümle sonlarına konulan ‘Nokta!‘ sözcüğüyle cümle âleme had bildirenlerin haleti ruhiyesi başlı başına bir yazıyı hak ediyor. Nokta!)

Hal böyleyken konu Kürtler olduğunda yargı, önyargı, bilgi sorunu ve rivayet muhtelif. Bunun bir nedeni Kürt hareketinin parçalı yapısıysa, daha önemlisi, memleket tornası, yerli-yersiz kaygıların giderilememesi, demokrasi fukaralığı, siyaset esnafının kumaşı vs. .

Sorunun karmaşıklığı ve üzerine konuşulacak şeylerin bolluğu bir yana, bu yazı bakımından önemli somut gerçek ise şu: ‘Kürt sorunu’ adlı bir sorunun varlığını kabul edip ilgilenmeye başladığınız andan itibaren yaşamınız bir biçimde değişiyor. Bu durum bireyler için olduğu kadar, kurumlar ve siyasetçiler-partiler için de geçerli.

Geç Osmanlı-erken Cumhuriyet yıllarında olup biteni bir yana koyalım. Örneğin, 1965’te TBMM’ye giren sosyalist TİP, kongresinde Kürtlere ilişkin o kararı almasaydı rekor sürede kapatılır mıydı? TİP’in varlığından rahatsız olanların eline fırsat geçti ve hızla gereğini yaptılar. Ya da İsmail (Beşikçi) hoca, zor zamanlarda Kürtler üzerine yazıp çizmese 17 yıl kalır mıydı cezaevinde. Örnek çok… İlgilisine 12 Mart sonrası DDKO yargılamalarındaki iddianamelerin ve kararların diline, devletin o dönem Kürt konusunu........

© Diken