We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir gün biri ‘köleliği’ getirmek istese, halkoylamasına mı sunulacak!

47 7 0
03.07.2021

Hâlihazırda tanık olduğumuz ‘temsil’ kurumlarının bir kısmı Sanayi Devrimi devrinde doğdu, neredeyse tümü bu devrimle dönüştü. Şimdi Bilişim Devrimi çağındayız ve o ‘kurumlar’ yine dönüşecek, bir kısmı ortadan kalkacak, bir kısmı şekil ve içerik değiştirecek.

Dönüşüm, içindeyken kavranması kolay olmayan, insan zihninin hızla uyum sağlamakta zorlandığı bir olgu, toplumlar için de, o toplumlara yön veren siyaset tercihleri ve siyasetçiler için de.

İnsanoğlunun tarihi boyunca her ne olduysa, her ne değiştiyse, ‘insan’ sayesinde oldu. Tarihte ‘iş bölümünün’ ortaya çıkışının ardından, ‘insanın’ dahil olduğu sınıf ve tabakalar, kültür, din, alışkanlıklar, tercihler, zorunluluklar, direnç, zayıflık vs. Efendiler de insandı köleler de, mülk sahipleri de yoksullar da, asimile edenler de asimile olanlar da. Birileri üretim araçlarını şu ya da bu yolla ele geçirdi, diğerleri onlar için çalışamaya başlandı. Üretim araçlarının sahipleri, yüzlerce yıldır bu zırvanın ‘olağan’ karşılanması için büyük çaba harcadı, karmaşık mekanizmalar kurdu, saçmalığı fark edip dile getirenlerin ise canına okudu.

Bir tarihte doğan burjuva sınıfı, çelişkilerinden filizlendiği feodal yapıları parçaladı, egemenliğini ilan etti. ‘Oylama’ usulü çeşitli biçimlerde milattan önce de vardı kuşkusuz; modern çağda, öncelikle temsil eden ile edilen arasındaki ilişkinin niteliği, o oylamanın kaynağı, şekli, içeriği değişti. Önce, erkekler ve mülk sahipleri, 19’uncu yüzyılda bu kez işçi sınıfının doğumu ve mücadelesiyle birlikte, çekilen büyük acıların ardından yavaş yavaş mülk sahibi olmayanlar ve 20’nci yüzyılın ortalarında artık herkes oy vermeye başladı. Genel ilkeler belirginleşti; genel oy, eşit oy, oyun gizliliği vs. Hiç kolay değildi bu eşitliği kabullenmek, örneğin demokrasinin beşiği İngiltere’de ‘eşit oy’ (herkesin yalnızca tek oy sahibi olması) ilkesi 1948’de kabul edilebildi. Anlayacağınız, İngilizler uzun süre “Şu çobanın oyu ile profesörünki bir olur mu kardeşim?” sorusunu yanıtlamakta zorlandı!

Egemenliğin kaynağının gökyüzünden (Tanrı egemenliği) yeryüzüne (ulus egemenliği) inmesi ve temsil edilen ile eden arasındaki ilişkinin dönüşümü, oy hakkının genelleşmesi, ezcümle ‘seçmenin’ giderek önem kazanması; burjuvazinin, sistemi kılcal damarlarına dek kendi çıkarları doğrultusunda örgütlemesini zorunlu hale getirdi tabii. “Tamam seçim var ama o seçimde verilen oylar çıkarlarıma halel getirmemeli!” Nitekim ‘genel oy,’........

© Diken


Get it on Google Play