We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aşı ve karşıtlığını ‘hukuku’ gözeterek konuşabilmek…

47 3 0
28.07.2021

İçinden geçmekte olduğumuz ve buram buram demokrasi, hukuk ve aydınlık yarınlar kokan günlerin ‘doğal olarak’ en hararetli konularından biri, aşı karşıtlığı ve karşıtlara yönelik muhtemel önlemler. Konu, sonbahar yaklaştıkça daha da çok konuşulacak, kuşku yok; ayrıca yalnızca Türkiye’de değil, her yerde.

Daha dün Fransa’da belli meslekleri icra edenlerin (bakımevi çalışanları vb.) aşı zorunluluğuna ilişkin yasa parlamentoda kabul edildi. Tepki de oldu tahmin edilebileceği gibi. Simdi bir de Anayasa Konseyi (Fransa’nın AYM’si) aşaması olacak. Konsey’in ne karar vereceğini merak ediyorum.

Hayli zaman önce, açlık grevleri-ölüm oruçlarının en yakıcı haliyle gündemde olduğu süreçte, konuyu temel hak ve özgürlükler bağlamında ele alan bir makale yazmıştım SBF Dergisi’nde. Ola ki ilgilenen bir öğrenci olur diye buraya bırakıyorum. Bana çok şey katan, deontoloji okuduğum ve bu alanın nasıl da zengin olduğunu fark ettiğim bir dönemdi. Çalışırken, işin içine insan canı/sağlığı girdiğinde her şeyin çok zorlaştığını, kesin hükümlere varmanın göründüğü kadar kolay olmadığını anlamıştım.

Hekimlerin uyması gereken genel ilkeleri belirleyen uluslararası metinler ve tarafı olduğumuz sözleşmeler (Tokyo ve Malta Bildirgeleri vb.) olduğu gibi, aynı ilkeleri ulusal sınırlar içinde uygulamaya yönelik yasa ve yönetmelikler de söz konusu. Tümünün, hastaya müdahale konusundaki hükümlerini bir cümle ile dile getirmem gerekse, ‘şuuru açık ve bilgilendirilmiş kişinin iradesine saygı’ şeklinde özetlerdim. Doğru, bir yandan hekimlerin yaşatma görevi var; ancak diğer yandan, tarih boyu oluşmuş bazı etik ilkelerin yeniden gözden geçirilmesi, güncellenmesi, tartışılması da söz konusu. Bu bağlamda kürtaj, gönüllü ölüm (ötanazi), özellikle dini gerekçelerle tedaviyi reddetme gibi konular üzerine devasa bir külliyat mevcut.

Türkiye’de bu konular da geleneklerimize uygun biçimde, “Sumsuğu alnının çatına indireceksin” ya da “İkisini sallandıracaksın” düzeyinde ele alınabiliyor. Ortalama yurttaşın haklı ya da yersiz öfkesini böyle bir terminolojiyle yansıtmasının anlaşılabilir bir yanı var belki; gel gör ki memleketin okumuşu ve hatta ‘uzmanı’ da aynı üslubu kullanabiliyor sıklıkla.

İşte burada, devletin, yani ‘idarenin’ şeffaf ve güvenilir olup doğru bilgilendirmesi her şeyden daha önemli hale geliyor. Cümleyi uzatmaya gerek yok sanırım, şeffaflık, güven telkin etme, istikrar ve kamu yönetiminin yurttaş sağlığını öncelediği yönünde bir kanaat yaratabilmesi, bizlere hayli uzak dilekler.

Herhalde ilk aşamada ‘aşı karşıtlarıyla,’ ‘aşıdan tedirginlik’ duyanların durumunu birbirinden ayırmak gerekir. Aşı karşıtlığı ideolojik bir konumlanmanın ürünü; diğeri daha ziyade sıradan ve söylentilere dayanan kaygıların yansıması. Öyle görünüyor ki ikinci grup çok daha kalabalık, ancak ilkinin sesi daha fazla duyuluyor. Demek ki ayrı düzeylerle karşı karşıya toplum ve ikincisinin çözümü, büyük ölçüde yalan dolanın, şarlatanlıkların önüne geçip halkı doğru bilgilendirmekten geçiyor.

Aşının ‘kısırlığa’ neden olacağı endişesiyle aşı olmayan birine, “Vay aptal” diyerek tepki göstermek hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi, sorunun nedeninin yanlış teşhis ettiği için çözüm de sunamaz. Çünkü o yurttaş aptal değil, kaygılı, somut gerçek bu. Kaygıyı gidermenin yolu ise milyonlarca aklı başında yurttaşın ve kuşkusuz asıl olarak ‘devlet idaresinin’ çabasına bağlı.

İlk gruptaki ‘aşı karşıtları’ için, söyleyecek pek bir şeyim yok doğrusu. Dünyanın her yerinde varlar, yaşadıkları ülkelerde genellikle ‘sağ’ ideolojiyle temsil ediliyorlar, komplo teorilerinden besleniyorlar ve şu devirde hâlâ dünyanın düz olduğunu düşünenlerin var olabildiği yeryüzünde, aşı ile ülkelerin ele geçirilebileceğini iddia eden birilerinin olması, çok şaşırtıcı değil.

Kişisel olarak aşı karşıtlarının ‘olağan durumda’ absürt mizahın malzemesi olabileceklerini; ancak böylesine bir salgının ortasında şunca insan yaşamını yitirmişken aşı karşıtlığının, tahammül edilmez, son derece bencil, toplumun genelini hiçbir biçimde umursamayan bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Hal böyleyken, kendilerinden başkasını umursamıyor görünen bu insanlardan hiç hazzetmiyorum; onlar da benim gibilerden hazzetmezler, birbirimizi sevmez,........

© Diken


Get it on Google Play