'Tayt' deyip geçmemek lâzım!
'Tayt' deyip geçmemek lâzım!'
Birkaç haftadır, elden geldiğince ‘yeni parti’ ihtimali hakkında çıkan yazıları, konuşmaları, farklı görüşleri takip etmeye çalışıyorum. Bir gün Özgür Özel yönetiminin temkinli yaklaşımına hak veriyorum, sonraki gün İmamoğlu’nun daha cevval tutumunu doğru buluyorum, bazen de “fazla naz âşık usandırır” diye düşündüğüm oluyor. Kolay işler değil.
Parti-hareket tartışmaları hakkında birkaç satır yazmayı düşünürken daha ‘yazlık’ bir tartışma çıkıverdi karşıma. ‘Taytla’ bisiklet kullanan vali, gösterilen tepkiler ve valinin gördüğü destek. Çoğunluğu ergenlik yaşlarında kalmakta ısrarcı memleket erkek vasatının ‘tayt endişesi’ en sevdiğim konulardan biri.
Önce, bilmeyenler için birkaç kısa bilgi: Malum, her sporun bir kıyafeti var. Modacılar öyle uygun gördüğü için değil, ‘o spor için en uygun kıyafet o olduğu için’ üretilen formalar. Teknolojinin gelişmesiyle on yıllar içinde kıyafet biçim ve niteliği de gelişti tabii. Bisiklet taytı bisiklet sporunun ‘olmazsa olmazı.’ Bir nedeni rahatlık ve hız. Diğeri, uzun süre selede oturmak çok zor, ağrılı bir durum olduğundan, taytın içindeki destek süngerinin işlevi. Çorap ve tayt içine ‘bebe pudrası’ serpmek de sık görülen tedbirlerden biri, örneğin. Dolayısıyla bisiklet sporu yapanlar uygun tayt giyer.
Yıllarca şehirlerarası pedal çevirmiş bir amatör sürücü olarak Diken’de ve Gazete Duvar’da bisiklet yazıları kaleme aldım. Bazılarında, tayt ve bizim cinsin ‘tayt endişesi’ de geçti. 2006-2007 civarı, ‘Acaba Ankara’dan İstanbul’a mı, yoksa Çanakkale’den İzmir’e doğru mu yürüsem?’ diye düşünürken bisiklet sürmek geldi aklıma. Fakülte’de birkaç arkadaşa “Bisikletle biraz gezeceğim” dediğimde ilk tepki ‘tayt esprisi’ olmuştu. (Diğeri, ‘kamyoncu!’ Oysa, yazmıştım, çilekeş kamyoncular/uzun yol sürücüleri şehirler arasının en sakin, olgun ve aklı başında yoldaşlarıdır. Bisikletçiyi de korur kollarlar. Asıl tehlikeli olanlar 06-34-35 plakalı........
