We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Kutsal devlet’ ve bir teferruat olarak insan/yurttaş

74 25 0
11.07.2021

Soma’ya dönüş yolunda trafik kazasında vefat eden sendikacı madenciler, Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in anısına

Herhalde tarihimizin yalnızca en zorlu değil, aynı zamanda en ilginç dönemlerinden birini yaşıyoruz. Yer altından seslenen bir isim, hiç kimsenin kolaylıkla yalanlayamadığı ve Türkiye gibi bir ülke için dahi ‘ağır’ sayılacak ithamlarda bulunuyor, işitenlerin büyük çoğunluğu şaşkın, skandal bombardımanına tutulan toplum ortalaması gözüne fener tutulmuş gibi kaskatı. Ve muhalefet partileri vekilleri TBMM’ye uğrayıp hasbelkader genel kurula girdikleri günlerde ‘soru önergesi’ verip, her gün düzenli olarak ’10 bin dolar alan siyasetçi kim’ sorusunu yöneltiyor, günde üç kez tank-palet fabrikası için efkârlanıyor, birkaç yıl önce birilerine tüfek dağıtıldığı iddialarının gündeme geldiği günlerde ‘ilk seçimde gidecekler’ nakaratını tekrarlayarak, savcıları göreve çağırıyor.

Kuşkusuz o muhalefet, ortada aslında yalnızca ‘savcılık‘ bir sorun olmadığının, şu koşullarda herhangi bir savcının elinden bir şey gelmeyeceğinin farkında; buna mukabil siyasetin asli işlevlerinden biri olan ‘toplum için denetleme ve hesap sorma’ işlevini önemsizleştiren ‘savcıları göreve çağırma’ tutumunun, hayli konforlu bir alan yarattığının da farkında. Peki, bir yurttaş olarak muhalefete, “Hiç birinizin, ortalığa saçılan şu rezaletlerden ve fazlasından şunca zaman haberiniz yoktu, ilk kez duydunuz, öyle mi” sorusunu yöneltsem, çok mu haksızlık etmiş olurum!

Okuduğunuz yazı, hiç ilginç olmayan ve fazlaca akıl fikir gerektirmeyen bazı sorular sorup üzerinde düşünmeyi öneriyor.

Türkiye’deki yaygın ‘devlet’ algısı ve neredeyse ‘inancı’ üzerinde durmadan, gerek tarihsel gerek şimdiki zamana ilişkin herhangi bir sorunun kolaylıkla anlaşılamayacağı (ve çözülemeyeceği) kanısındayım ve sanırım muhalefetin hâlihazırdaki berbat iddialar karşısındaki tavrı da bu devlet kabulünden kaynaklanıyor. Ya da ‘temel nedenlerinden biri’, diyelim.

İnsanlık tarihinde hayli genç (yalnızca beş bin yıl) bir örgütlenme biçimi olan, benim gibi düşünenlerin ‘bir sınıfın muhtelif yol ve yöntemlerle yönetme aracı’ olarak yorumladığı devletin, hem kendi özgül tarihinde hem de yaşadığımız toprağın macerasındaki gelişimi, oluşturduğu yapılar, kültür ve insan üzerine, kütüphanelerce yayın ve sonsuz sayıda hayat deneyimi var; hiçbir kabul ya da duygu, birkaç on yılda oluşmuyor.

Bize bakınca, örneğin 19’uncu yüzyılda canlanan düşünce hayatının en önemli isimlerinin temel dertlerinin ‘devlet bekası’ olduğunu görüyoruz. O gün bugündür pek değişmemiş gibi. Devlet (ya da idare/yönetim) üzerine düşünmek, yazmak, eleştirmek, şu da bu yöne çekiştirmek hâlâ çok yaygın eğilim. Tanpınar’ın zamanında; ‘Türkiye’nin evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânı vermediği’ serzenişini hayatlarımızın özeti gibi görmek mümkün sanırım. Malum, Türkiye yalnızca güzel bir ülkenin değil, aynı zamanda bir ‘devletin’ adı.

Devlet, çok farklı yönde düşünür görünenleri bir çırpıda ortaklaştıran bir olgu. Üzerine ortaklaşılan ‘değerler’ yalnızca tarihsel deneyimin değil, onun büyük dişlilerinden olan eğitim tornasının da ürünü tabii. İşte, ‘yer altından notlar’ konusunda muhalefetin biraz suskun, biraz ikircikli tavrının nedenlerinden birinin, bu düşünce/duygu olduğu kanısındayım. ‘Devlet’ düşüncesine ve o düşünceyi ayakta tutan ‘müesses nizam’ ilkelerine duyulan sadakat.

Bu sadakat ne kadar içselleştirilmiş bir sadakattir, çok emin değilim. Her zaman ve durumda ona eşlik eden bir ‘güvensizlik’ de var aslında. Belki biraz korku, biraz çıkar birlikteliği, saygı ve sadakat ile iç içe geçmiş olabilir. İçinde ‘devlet’ geçen atasözlerini, deyimleri vs. düşünelim; hayli karmaşık duygular söz konusu aslında. Günlük yaşamda, özellikle şu sıralar muhalif seçmen cenahında en sık işittiğimiz, ‘İyi de devlet ayrı hükümet ayrı’ savunusu örneğin, biraz da kendini ikna çabasından kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Çünkü bunu dile getiren de........

© Diken


Get it on Google Play