Gençler nereye gitsin?
Bu yazıyı yazmadan önce belirtmek isterim ki Tuğçe Tatari’nin ‘Gençler Nereye’ kitabını okumuş değilim.
Dolayısıyla bu, kitabın kendisi üzerine yazılmış bir değerlendirme değil.
Kitabı, sevgili Menekşe Tokyay’ın Perspektif’te yayınlanan yazısından ve aktardığı örneklerden öğrendim.
Ama bazen bir kitabın kendisinden çok, o kitabın nasıl algılandığı da öğretici olabiliyor.
Menekşe’nin yazısını okuduğumda bana da öyle oldu.
Kitabı parlatmaya çalışmıyor, gençliği tarif etmiyor, bir ‘kuşak’ resmi çizmiyor, sadece dinlemek, geri çekilmek ve yargılamamak yöntemini işaret ediyordu Menekşe.
Zor bulunan bir çaba bu, takdir etmek lazım.
Menekşe’nin yazısını okuduktan ve fikrine kıymet verdiğim arkadaşlarıma da okuttuktan hemen sonra, MSA’da birlikte çalıştığım iki arkadaşım Yasemin ve Mehtap’ın verdikleri yanıt takılıverdi aklıma.
Yazıya yorumları gençlerle ilgili değil, gençliğin nasıl parçalandığıyla ilgiliydi.
Gençlik diye bir şey kaldı mı?
Yasemin’in ilk cümlesi şu oldu:
“Bugün gençlik ne yazık ki ortak bir deneyim değil, aksine farklı farklı eşitsizliklerle kümelenmiş birbirine temas etmeyen hayatlar toplamı oldu.“
Bu önemli bir cümle bence.
Aynı yıllarda doğmuş olmak, aynı hayata sahip olmak anlamına gelmiyor artık.
Bir yanda yoksulluk nedeniyle çocukluğu erkenden bitmiş, çok erken yaşta yetişkinlerin dertleriyle tanışmış gençler var; hayata hazırlanmış değil, hayata mecbur bırakılmış durumdalar.
Diğer yanda ise ailenin sunduğu imkân bolluğu sayesinde hiçbir eşiğe gerçekten çarpmamış, hiçbir risk almak zorunda kalmamış ve tabii konforu hiç sarsılmadığı için de gelişememiş gençler var.
Bu iki grubun ortak bir ‘gençlik deneyimi’ yok.
Ama biz hâlâ tamamı hakkında ‘gençler’ diye konuşuyoruz.
Burada ‘analitik hata’, ‘politik körlük’ falan gibi boyumu aşan laflar etmeyeceğim, ama sadece bu tanımlamanın ve bu genellemenin gerçek ihtiyaçları görünmez kıldığını düşündüğümü söylemek istiyorum.
Menekşe’nin yazısından anladığım kadarıyla, Tuğçe Tatari’nin kitabının öne çıkan taraflarından biri de aynı kuşağın içinde nasıl bambaşka........
