menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu coğrafyadan bir halt olmaz

26 0
22.03.2026

Bu coğrafyadan bir halt olmazB

Son iki haftadır ulusal ve uluslararası basında Dubai hakkında yazılanları okuyorum:

 – Fortune, 1 Mart: “Catastrophic fallout.”

 – Brussels Morning, 4 Mart: “Dubai’s fragile foundations exposed.”

 – Irish Times, 8 Mart: “The Dubai dream is over.”

 – Daily Mail, 12 Mart: “Dubai is finished.”

 – Akif Beki, Karar, 14 Mart: “Dubai rüyasını Trump mı bitiriyor?”

 – Güney Öztürk, Sözcü, 16 Mart: “Çölün Monaco’su 15 günde çöktü.”

Bir yazı yazarken ya da bir konuyu ele alırken diyelim, meseleyi farklı açılardan da değerlendirmenin hem okuyucuya daha faydalı olacağı, hem konunun paydaşlarına daha empatik yaklaşacağı, hem de yazanın yazısına daha bir derinlik katacağı düşüncesindeyim.

Gazetecilikle girişimcilik arasında büyük bir uçurum var.

Gazeteci olanı izliyor ve yazıyor, girişimci ise yapıyor ve risk alıyor.

Gazeteci bir şey çöktüğünde ‘çöktü’ yazıyor, girişimci bir şey çöktüğünde altından kalkmaya çalışıyor.

Gazeteci haritaya bakıyor, girişimci haritayı değiştiriyor.

Bu iki bakış açısı arasındaki fark, bir maçı tribünden izlemekle sahada oynamak arasındaki fark gibi bir şey bence.

Ben bu haber ve yorumları okurken benzer bir hisse kapıldım.

Kimisi coğrafyayı suçluyor, kimisi modeli, kimisi savaşı, kimisi Dubai’nin kendi reflekslerini.

Ama hepsinin vardığı sonuç aynı:

Hayaldi ve işte hayal o bitti.

“Çölün ortasına lüks şehir kurmuşsunuz ama coğrafya kaderdir, haritayı değiştiremezsiniz” diyor satır aralarında bu yazıların çoğu.

Herkes ‘olacağı buydu’ diye lafı cuk oturtmuş gibi duruyor, ama ben hiç katılmıyorum.

Çünkü bu tez sadece Dubai’yi değil, ‘inşa etmeye çalışan herkesi ve inşa edilmeye çalışılan her yeri’ hedef alıyor aslında.

Düşüncelerimi dört ana başlıkta anlatayım müsaadenizle…

Birincisi, coğrafya sadece kader değildir bence.

Çünkü olaya bu mantıkla bakarsak hiçbir yere hiçbir şey kurulmamalıydı o vakit.

 – Londra iki dünya savaşında da bombalandı. İkincisinde 30 binden fazla sivil öldü, şehrin üçte biri yıkıldı. Bugün dünyanın finans merkezi.

 – Tokyo 1945’te dümdüz edildi. Bir gecede 100 bin kişi öldü. Bugün dünyanın en büyük üçüncü ekonomisinin başkenti.

 – New York 11 Eylül’ü yaşadı, İkiz Kuleler çöktü, 3 bin kişi öldü. Bugün hâlâ dünyanın kalbi.

 – İstanbul deprem hattının tam üzerinde oturuyor. 17 milyon insan her gün o riskle yaşıyor. “Haritayı değiştiremezsiniz” mi diyeceğiz, herkes taşınsın mı?

 – Singapur bataklıktı, doğal kaynağı sıfırdı ve 1965’te Malezya’dan kovuldu. Bugün kişi başı gelirde dünyada ilk beşte.

 – Bilbao İspanya’nın çökmüş sanayi şehriydi. Bir müze koydular şehir dirildi ve dünya buna ‘Bilbao Etkisi’ diye isim taktı. Avrupa’da bir etki olsun da, bu coğrafyada bir etki olmasın mı?

 – Essen Almanya’nın kömür ve çelik merkeziydi. Madenler kapandı, şehir öldü. Sonra Zollverein kömür madenini UNESCO Dünya Mirası’na çevirdiler, bölge kültür ve teknoloji merkezine dönüştü. Bizim coğrafyada bir yer bir şeye dönüşmesin mi?

Bu mantıkla Atatürk de “Bu coğrafya bir halt olmaz” deyip boş mu verseydi?

İşgal altında, ekonomisi sıfır, altyapısı yok, düşman her........

© Diken