We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?

1191 111 1518
28.01.2019

Türkiye cumhuriyeti kurulduğu günden beri korkularıyla hareket eden bir ülke.

Birçok politikasını, korkuları belirliyor.

Sadece devletteki korkulardan değil, devletin uyguladığı politikalar neticesinde halkta da politik görüşün temeli haline gelen korkulardan bahsediyorum.

Devletin büyük korkularından biri cumhuriyet felsefesi ile beraber hayata geçirilen laiklik ilkesinin tahrip edilmesiydi.

Yani Osmanlı’da olduğu gibi dini, toplumsal ve siyasi yaşamı belirleyen norm olarak kabul eden anlayışın tekrar etkin olması korkusuydu.

Devletin dinle, dindarlarla ilişkisinin temelini daha çok bu korkusu belirledi.

Bu korku elbette bütünüyle yersiz değildi.

Fakat meseleyi bir sorun olmaktan çıkaracak yaklaşımlar geliştiremediği için uyguladığı yasaklara dayalı antidemokratik politikalar, laiklik karşıtlığının büyümesine sebep oldu.

Bir diğer korku Sevr Antlaşması’nın yarattığı korkuydu.

Kurtuluş Savaşı ile Sevr Antlaşması yırtılmış, Lozan ile büyük bir kazanım elde edilmişti.

Birinci Dünya Savaşı’nın galibi Batılı devletlerin dayattığı Sevr yırtılıp atılmıştı ama onun neden olduğu korku bir türlü geçmiyordu.

‘Batılı devletler imkan buldukları ilk fırsatta ülkemizi yeniden işgal edecek bölüp parçalayacak’ korkusu sıcaklığını hep korudu.

Bu meselede de korktukları şeyin gerçekleşmesini ortadan kaldıracak aklın, akla dayalı politikaların yerini korku ve korkuya dayalı politikalar almıştı.

Bu korku politikalarının en büyük etkisini Kürt meselesinde gördük.

Aynen din meselesinde olduğu gibi abartılı tepkiler, anne ile evladının Kürtçe konuşmasını engellemek gibi akıl almaz yasaklar sorunu daha da büyüttü.

Yani korkuya dayalı politikalar korktukları olgunun ya da ‘tehdidt’in her geçen gün daha da büyümesine neden oldu.

Korktukça yasakladılar, abartılı tepki verdiler, yasakladıkça sorunu daha da büyüttüler.

Devlete sinen bu korku ülkenin Batı ile ilişkilerini de şekillendirdi.

Hep bir şüphe, hep bir kötü niyet arama, hep ‘Bunlar fırsat bulursa bizi mahvedecek’ yaklaşımı dünyayla sağlıklı bir ilişki kurulmasının da önüne geçti.

Bu korku dışarıyla sağlıklı ilişki kurmayı engellerken içeride de toplumsal barışı tahrip etti.

Farklılıkları tehdit gören anlayışın temelinde bu korku yatıyor.

Çünkü........

© Diken