We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bıçak timi, JİTEM ve zamanaşımından düşen insanlık

123 106 0
10.09.2019

Bahri Okra, 1994 yılından beri korucubaşıydı. Ergenekon davası sürerken Aydos adı verilen bir gizli tanığın ifadeleriyle başlatılan soruşturmada ifade vermeye çağrılmıştı. Bahri Okra, 2014 yılında Diyarbakır başsavcılığına verdiği ifadede şunları anlattı:

“1995 yılı mayıs ayında askerle birlikte Mazıdağı ilçesi Yetkinler Köyü kırsalında operasyon yaptık. Çıkan çatışmada bir PKK’lı öldü, biri de yaralandı. Bu esnada dağdan biri ‘Ben Mehmet oğlu Menduh, Yücabağlıyım’ diye bizim tarafa bağırdı. Şahsın üstünde kısa kollu tişört, beyaz ayakkabı ve kot pantolon vardı. PKK’lılara benzemiyordu. Şahıs yanımıza gelince kimliğini aldım. ‘Burada ne yapıyorsun’ diye sordum. Bana PKK’lıların kendisini teslim aldığını, tam bu sırada çatışma çıktığını söyledi.

Bu esnada Çınar Karabudak karakol komutanı olan Feridun isimli astsubay bana ‘Bahri bu çocuğu saklayalım, Eşref Albay gelirse buna da acımaz’ dedi. Bu çocuğu meşelerin arasına sakladık. Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu gelince yaralı PKK’lıyı sorguladı. Yaralı PKK’lı ona yanlarında bir de sivil vatandaş olduğunu söyledi.

Eşref Albay bunu duyunca bize kızdı ve çocuğu istedi. Biz de çocuğu getirdik. Sonrasında Eşref Albay, bir üsteğmen, yaralı PKK’lı ve Menduh helikoptere binip uzaklaştılar. Ben daha sonra üsteğmene Menduh’u sorduğumda bana ‘Hiç sorma, Menduh ve yaralı PKK’lı helikopterden aşağı atıldı’ dedi.”

Asker, olayı savcılığa bildirirken “Yer gösterme işlemleri için getirilen iki PKK’linin sığınakları gösterdikleri esnada gerçekleşen patlama sonucu öldüklerini” söyledi. Savcının aynı gün yaptığı ölü muayenesi tutanağında ‘şahısların vücutlarının parçalanmış olduğu’ yazıyordu. Tutanakta kimlik bilgilerine de yer verilmesine rağmen cesetler ailelerine teslim edilmedi. Demir’in ağabeyi Habip Demir 2013’te savcılığa müracaat ederek ‘kardeşinin cesedinin İpek Mahallesi’ndeki mezarlıkta olduğunu duyduklarını’ söyledi. Açılan mezarda Kaban ve Demir’in battaniyeye sarılmış cesetleri çıktı.

Yusuf Çakar, PKK üyesi olmak suçundan gözaltına alınmış, savcılığın serbest bırakmasından sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Cesedi 1 Aralık 1992’de Kocasırt Köyü yakınlarında bulundu.

Aynı gün, İzzettin Yiğit, Mehmet Ali Yiğit, Nuri Yiğit, Abdulvahap........

© Diken