We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Sistematik işkence’ kabusu geri mi döndü?

85 57 0
18.06.2019

Türkiye bir süredir büyük ölçüde unuttuğu bir utancı yeniden yaşamaya başladı. Halfeti ve Ankara’daki işkence iddialarını Lübnan’da yakalanarak getirilen Ayten Öztürk’ün altı ay boyunca yasadışı biçimde tutulduğu bir kamu binasında işkence gördüğüne ilişkin iddialar izledi. Mevzuatta işkence suçunu cezasız bırakacak birçok düzenleme yapılmış olması, idarenin ve yargının işkence iddialarını görmezden gelen tutumları, bu insanlık suçunun yeniden yaygın biçimde kullanılacağı endişelerini de beraberinde getiriyor.

İşkence suçuna karşı 2005’de yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda ağrılaştırılmış hükümler getirilmiş, bu suçun zamanaşımına girmeyeceği düzenlenmiş ve ardından ‘işkenceye karşı sıfır tolerans’ bir hükümet politikası olarak ilan edilmişti.

İnsan hakları örgütlerinin raporları da işkencenin bir sorgu yöntemi olarak uygulanmasının büyük ölçüde 2000’li yılların ortalarından itibaren son bulduğunu gösteriyor.

Bunda AB ile ilişkilerin iyi olmasına duyulan ihtiyaç kadar artık devletin işkenceyi bir sorgu yöntemi olarak kullanılmasına ihtiyaç kalmamasının da önemli bir etkesi vardı.

Artık zorla suçu kabul ettirme yerine, delile ihtiyaç duyulmayan bir yargı sistemi yürürlükteydi. Kişinin siyasal ve sosyal bağlantıları üzerinden suç üretme ve cezalandırma yöntemleri işkenceye ihtiyaç duyulmamasını sağlıyordu.

İşkence bir sorgu yöntemi olarak gündemden çıkmıştı ama insanlık dışı ve onur kırıcı kötü muamele olarak işkence kolluğun sıklıkla başvurduğu bir yöntem olarak devam etti. Özellikle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılmasında yaşam hakkı ihlali ve işkence yaygın biçimde kullanıldı.

Gözaltı merkezlerine yönelik işkence iddiaları ise uzun yıllardan sonra ilk defa 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra gündeme geldi.

Medyanın OHAL koşullarında haberleştiremediği, baroların dahi iddiaları gündeme getirmekten çekindiği o günlerde İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), darbe girişimi sonrası Türkiye’deki gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muamele yapıldığı iddialarını içeren bir rapor hazırladı. Raporda, işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin 13 ayrı örnek yer alıyordu. İşkence iddialarının yer aldığı anlatımlarda, bir avukat müvekkiline işkence yapılmasına şahit olmasına rağmen müdahale edemediğini anlatıyordu. Bu ifade o günlerin ruh halini ortaya koyması bakımından önemliydi.

Zaman içinde gözaltı merkezlerindeki işkence iddiaları devam etti. Yakın zamanda önce Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde, sonra da Ankara Mali Şube’de işkence yapıldığına ilişkin iddialar her iki ilin baroları tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Halfeti’de 18 Mayıs 2019 günü PKK’lılarla çıkan çatışmada bir polis yaşamını yitirmiş, olayın ardından 54 kişi gözaltına alınmıştı.

Şanlıurfa Barosu’nun, gözaltına alınanlara yönelik işkence iddialarıyla ilgili raporunda gözaltına alınan birçok kişinin cinsel işkenceye maruz kaldığı, işkence ve kötü muameleye uğrayanların yaşanılanların anlatılmaması konusunda görevli bazı polislerce tehdit edildikleri bilgilerine yer........

© Diken