We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Barış Pınarı’ nerede biter?

257 16 0
13.10.2019

Türkiye’nin kendi Kürt sorununu, karşısındaki terör tehdidi nedeniyle öncelikle bir ‘güvenlik meselesi’ olarak görmesinin doğal sonucu, güvenliğin kesin biçimde tesis ve idamesinin bu sorunu çözmek olduğunu sanmasıdır. Dolayısıyla, bu mantığın gösterdiği doğrultuda ve eldeki güç kullanma imkanları dahilinde düşünüp hareket eden karar vericiler açısından Fırat’ın doğusuna da geçmek sadece bir zamanlama meselesi olmaktaydı.

Türkiye, Fırat’ın doğusundan da kendi güvenliğine yönelik bir PKK tehdidi algılıyorsa, bunu bertaraf etmek için söz konusu tehdidin kuvveden fiile geçmesini değil, ‘uygun an’ın oluşmasını beklerdi.

Bu güvenlik esaslı hareket anlayışı, 9 Ekim’de başlatılan ‘Barış Pınarı Harekatı’nın yalnızca zeminini oluşturmuştur. Harekatın zamanlamasını ise Türkiye’deki iktidarın acil iç siyasi ihtiyaçlarının baskısı tayin etti.

‘Barış Pınarı Harekatı’na götüren sürecin iktidarın 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde aldığı ağır yenilgilerin sonrasında hızlanması bir rastlantı değildir.

Nedir bu acil ihtiyaçlar?

Bir milliyetçi dalga ve seferberlik atmosferi yaratarak, iktidar partisinin içinden yakın zamanda farklı siyasi kimliklerle doğması beklenen oluşumların önünü kesmek ya da en azından bu dinamikleri ağır bir baskı altına almak…

Ekonomide devam ede gelen sıkıntıların iktidar üzerindeki siyasi maliyetlerini ötelemek… Ekonomik krizden kaynaklanan sorun algılarının geri plana düşmesini sağlamak…

Rusya destekli Suriye Arap Ordusu ve müttefiklerinin İdlib’de yakın gelecekte başlatmaları kuvvetle muhtemel olan bir taarruzun yaratacağı mülteci........

© Diken