Yeni egemenlik biçimleri

Dünyanın geçirdiği büyük değişimi okumaya devam edelim.

Önceki yazımda insan hakları ve ifade özgürlüğü gibi kavramların tam tersine çevrildiğini, bu kavramların çıkış noktasından, iktidarda olmayan insanları koruma misyonundan sıyrıldığından söz etmiştim.

Örneğin ifade özgürlüğü, nefret söylemlerinin açıkça dile getirilebilmesi anlamına geliyor. Irkçılık ve cinsiyetçilik kabul gören ifade biçimleri haline geliyor. Diğer yandan, insan hakları ters çevirilerek egemenlerin haklarını savunan bir kavrama dönüşüyor.

Bu yeni ‘insan hakları’ anlayışıyla biçimlenen ve aşırı sağcı anlayışların kısıtlamadan kurtulduğu dünya rejiminde elbette demokrasi de bir egemenlik biçimi olmaktan çıkarılacak. Peki önümüzdeki dönemde önerilen yeni egemenlik biçimleri nasıl formüle ediliyor? Bunun ipuçlarını nerede bulabiliriz?

Yepyeni dünya düzeninin bizlere sağladığı ‘avantajlar’dan biri de hiçbir şeyin gizli saklı olmaması. ‘Demokrasi’ adına açılan savaşların aslında çıkar ve pazar savaşları olduğunu söylediğimiz günlerde, bize söylenen sözlerin yüzeyini kazıyarak analiz etmek zorunda kalıyorduk. İnsan hakları deniyordu ama hiç de insan haklarına uygun davranılmıyor, biçiminde analizler yapıyorduk. Artık böyle bir üst yüzey kazıcılığına ihtiyaç yok. Tüm amaç ve motivasyon açıkça söylenebiliyor. Böylesine bir çıplaklık da bu yepyeni düzenin bir parçası. Artık her egemen çıkar, saklama gereği duyulmadan açıkça dile geliyor.

Bizlere kalan ‘analiz’ tarafı ise daha çok yönetim ve strateji belgelerini ‘düz şekilde’ okumak. Dünyada neler olup bittiğini anlamak için yakın ve ‘düz’ okumalar yapacağız. ‘Analiz’ adına yapabileceğimiz bir şey varsa, o da gizli anlamları bulmak değil, önümüze konan açık amaçları tarihsel ve politik bağlamlara yerleştirmek olabilir.

Kasım 2025’te yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi bize böylesine bir açıklık sunuyor. Lafın dolandırılmadığı, Cumhuriyetçilerin ne yapmak istediğini açık açık söyleyen bir belge. Egemenler bizlerle tüm planlarını paylaşıyor.

Aslında bu belge Demokratlara karşı bir belge olmaktan çok, 11 Eylül sonrasında George W. Bush’la somutlaşan Cumhuriyetçi yeni muhafazakârların (neo-con) uluslararası stratejisini değiştiren bir anlayışı açığa çıkarıyor. Kısacası, yeni muhafazakârlara karşı yepyeni bir muhafazakârlık biçimleniyor.........

© Diken