menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçkiyi hep sevenlerin, çok sevenlerin adresi

34 0
11.12.2025

“Zaten müdavimiydim, her akşam uğrardım. Rakı masasında devraldım burayı. İçkiyi hep severim…”

Ben de… Hemen kanım kaynadı zaten. Bir kere ‘alkol‘ demedi, ‘içki‘ dedi. Ama az daha bir kazaya kurban gidecekti burası. İyi ki atlamamışım.

Yine en baştan anlatayım…

Hazır Ataşehir’deyim, İçerenköy’de listemde olan bir meyhaneye gideyim dedim. Notlarıma bakacağıma, en son güvenmem gereken şeye, hafızama güvendim.

İsmihan yakınlarda bir yere arabayla bıraktı. 15-20 dakika yürür, etrafa bakınırım; henüz erken. Buraları pek bilmem, sağ olsun Google. 20 dakika sonra kapının önündeydim, tam içeri girecekken birden her şey fazlasıyla tanıdık geldi; ben buraya gelmiş, dahası yazmıştım. Ayaküstü eski yazılarımı taradım, evet, neredeyse bir yıl önce, geçen ocak ayında yazmışım.

Eyvah! Hemen B planı yaratmalı, çok da uzağa gitmemeli. Notlarıma baktım hızlı hızlı, bulamadım. Eminim, burada bir başka meyhane daha önerilmişti bana. Ne yapacağımı düşünerek yürürken ileride bir bira firmasının kurumsal rengi olan mavi tabelaları gördüm. Tekel bayii olmalı, onlardan tavsiye alırım nasıl olsa. Değilmiş. Daha da iyisi, tam benlik bir yere benziyor. Üç cephesindeki tabela bolluğunda ‘Dilara Ocakbaşı‘ diye bas bas bağırıyor, üstelik bu isim bana hiç yabancı gelmiyor. Neyse ki görsel hafızam daha iyi, daha önce gelmediğime eminim. Yoksa aslında aradığım yer burası mıydı? Hele bir nefesleneyim, notlarımı didik didik eder, varsa bulurum artık.

Dışarıdan hiçbir şey görünmüyor. Tabelalardan kalan boşlukları da bitkiler kapatmış. İki kanatlı kapıdan girdikten sonra kaldırım ile mekân arasında küçük bir avlu var, oradan asıl salona geçiliyor.

Girişin hemen sağında, barın önündeki boşlukta birleştirilmiş iki dörtlü masa, bardan sonra daralan salonun sol tarafında yedi sıra sekizer kişilik masa var. Beş masa şimdiden dolu. Bardan itibaren de tuvalete kadar dört sıra dört kişilik masa bulunuyor. Henüz boşlar.

Tek kişi olduğumu söyleyince garson bu sıradaki masaları işaret etti, ikincisine oturdum. Yerleştikten sonra da tuvalete gittim. Neyse ki henüz kalabalık değildi de tuvalet dönüşü yüzümdeki engel olamadığım sırıtmamı kimse görmedi.

Önce bunu anlatayım. Erkekler tuvaletinde bir pisuvar bir de alaturka taşlı kabin var. Gittiğim çoğu yerdeki gibi. Bir kadın arkadaşımız benim meyhane yazılarıyla ilgili mevzu açılınca, “Yav, Behzat’ın yazdığı yerlere gitmek istiyorum da pisuvarı nasıl kullanacağım?” diye espri yapmış. Oysa burada kadınlar tuvaleti de var. Var, var olmasına da ağzına kadar bira kasası dolu. Bunu görünce aklıma geldi, kahkahamı zor tuttum. En son kadın müşteri ne zaman gelmiştir kim bilir?

35’lik istedim. Soğuk suyla beraber geldi, buzu geri gönderdim, ziyan olmasın. Meze tepsisi geldi, 15 çeşit var. Porsiyonlar büyük, çeyrek istesem yeridir ama o kadar da değil tabii. Yarımşar porsiyon talebim garson Nejat bey (Yalçın, 38) tarafından onaylanınca kereviz (o bölünemeyeceği için tam), pırasa, acılı ezme, atom, zeytin salatası, pancar, fasulye pilaki istedim. Meze önermedi “Hepsi taze” diyerek. Öyle de görünüyor.

Nejat bey, Mardin Artuklulu. 1999’da İstanbul’a, daha doğrusu İçerenköy’e gelmiş. Mesleğe 20 yıl önce burada, komi olarak başlamış. Mesafeli, ama ilgili bir servisi var. İşini tebessümle yapıyor. Naifliği pek etkiledi beni. Bazı mekânlarda çalışanların da müdavimi olur, Nejat bey tam o tarz biri.

Beklerken telefonumdaki notları tekrar daha dikkatle okumaya başladım. Tabii ya, gözümden kaçmış. Varmış notlarımda. Ama daha enterasanı, burayı bana kurumsal rengi sarı olan rakip bira firmasının sahadaki elemanı genç arkadaşım önermiş. Zaten pek severdim kendisini, şimdi bir de saygım arttı. Sadece kendi markasına değil, bütün bir ekosisteme sahip çıkan bir duruş sergilediği için. İsim vermiyorum, ya yöneticileri onun kadar açık görüşlü değilse?

Mezeler gelince, çatalı önce ezmeye daldırdım. Taze değilse hemen kendini ele verir. Taze. Pancar, pilaki idare eder. Atomun süzme yoğurdu ekşimtrak, bana uyar. Zeytin salatasında mısır taneleri var, tepsideyken fark etmemişim, yoksa almazdım. Herhangi bir salatada mısır tanelerinin ne işi var? Üstelik hepsi konserve. Baştan beri........

© Diken