Yeşilçam'ın güzel bakışlı delikanlısı: Kadir İnanır

Yeşilçam'ın güzel bakışlı delikanlısı: Kadir İnanırY

Bir bakış eksildi memleketten.

Yeşilçam perdesi kapandı iyice…

Bir sokak lambası söndü…

Kadir İnanır da öylece gitti.

Onun ölümü, Yalnızca Türk sinemasının büyük bir oyuncusunu kaybetmesi değil. Bir bakış biçimini, bir erkeklik gölgesini, bir Anadolu suskunluğunu, bir Yeşilçam gururunu, bir aşkın ağzını sıkı tutan tarafını ve Fenerbahçe’nin 1788 no’lu üyesini kaybetmek demek.

Fatsa’dan çıkıp Yeşilçam’ın en güçlü yüzlerinden birine dönüşen adamdı o… Haydarpaşa Lisesi’nden, bizim iletişim fakültesinden, dergi yarışmalarından geçerek sinemaya geldi. Kader onu birdenbire perdeye fırlatmadı; o adım adım yüzünü ve sesini Türkiye’nin hafızasına taşıdı.

Önce fotoğraflarda durdu. Sonra kamera önüne geçti. Bir daha da zirveden inmedi.

‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da İlyas olduğu zaman, bütün memleket aşk ile emek arasındaki büyük soruya onun gözleriyle baktı. “Sevgi neydi” sorusu yalnızca Türkan Şoray’ın yüzünden değil, Kadir İnanır’ın pişmanlık taşıyan erkek suskunluğundan da geçti.

İlyas güzel seven ama yarım kalan adamdı. Giden, dönen, geç kalan adamdı. O karakterin içindeki eksiklik, Kadir İnanır’ın bakışıyla büyüdü… Belki bu yüzden o film hâlâ sadece bir aşk filmi değil; Türkiye’nin kalbine bırakılmış bir vicdan terazisi.

‘Tatar Ramazan’da başka bir Kadir İnanır vardı. Baş eğmeyen, haksızlığa diş sıkan, kavgaya gövdesiyle değil, onuruyla giren bir adam… Onun bu karakterinde sinema, halkın adalet arzusuna dönüştü.‘Tatar Ramazan’, bir karakterden öte, ezilenin, zayıfın içinden geçen ama çoğu........

© Diken