H. AYHAN TİNİN

Hainler ve kahramanlar.

İyiler ve kötüler.

Vatanseverler ve vatan satanlar.

Bu kavramların keskin ayrımlarının cılızlığında savrulan düşünce dünyasında, kalabalıklara ulaşan çok yönlü bakış açısına sahip eserler, ne yazık ki çok az…

Cumhuriyet’in 100’üncü yılı sona ererken düşündüren ve etkileyici bir tiyatro izledik.

Edebiyat dünyamızın zengin özyaşam öyküsüne sahip, değerli yazarı Ayşe Kulin’in ‘Esir Şehirde Bir Konak / Veda‘ romanını, Türk tiyatrosunun yüzakı topluluğu Tiyatro Kare / Nedim Saban sahneye uyarlamış. ‘Veda‘!

Son maliye nazırı Ahmet Reşat… Onun kalabalık konağında kızları, teyzesi, eşi ve Sarıkamış gazisi hasta bir yeğen… Evi sık sık ziyarete gelen Kuvayi Milliyeci bir doktor ve bir Çerkes yardımcı…

Fonda işgal İstanbul’u, sarsılarak dağılan bir imparatorluğun payitahta sıkışmış, dünyaya yalnızca oradan bakabilen insanları ve kendini görevine adamış bir devlet adamı…

Romanın özgün dünyasının olanakları içinde bir araya getirilen bu karakterleri, iki perdede de aynı dramatik zenginlik içinde sahneye taşımak hayli zor. Nedim Saban başarmış.

Oyunun kurgusu çok güçlü… Seyirciyi sahneden hiç kopartmadan finale kadar taşıyor.

İlk perdeyi kendi içinde üçlü aks biçiminde değerlendirirsek üçüncü aksa kadar bir konak hikayesi işlenirken perde finaline doğru yukarıda bahsettiğimiz tarihsel arka plan adım adım netleşerek Erwin Piscator’u anımsatan bir sahne tasarımıyla ilk perde kapanıyor.

Bu kapanış seyircinin perde arasında, zihninde oyunu geriye doğru sarmasına ve yeniden değerlendirmesine yol açıyor.

Böylelikle düşünce ve duygu yoğunluğu içinde ikinci perdeye başlayan seyirci, bu kez sahnede yıllardır alıştığı koşullanmaların, şablonların yıkılışına tanık oluyor.

Balkan harplerini ve I. Dünya Savaşı’nı kaybetmiş bir imparatorluğun çocukları, vatanlarını güvenli sulara taşımayı amaçlıyor. Kimi bunu payitaht-saltanat-hilafet üçgeninde yapmaya çalışıyor, çünkü başka bir şey bilmiyor, başka türlüsünü görmemiş ya da düşünmemiş.

Veya Mustafa Kemal Atatürk gibi bir Osmanlı kurmayı, neredeyse imparatorluğun bütün cephesinde görev almış, dünyayı tanımış olağandışı bir zeka, bambaşka bir çözüm düşünerek İttihat ve Terakki – Kuvayi Milliye – Yeni bir Meclis ve Ankara Hükümeti üçgeninde bir ateş çemberinden geçiyor.

Bir de işbirlikçi kötüler var tabii. Tek değerleri kişisel çıkarları olanlar. Bütün bu kimliklerin arasında detayları düşünmek seyirciye kalıyor.

Ancak ana mesaj çok net! İyi ki Cumhuriyet var.

Hamasetten bilgi ve belgeye çok zor ulaştığımız bu topraklarda, ihtimal ki çoğu kişi Lozan Kongresi’ne hem Ankara hem İstanbul hükümetlerinin aynı anda davet edildiğini bile bilmez.

Güçlü bir oyun finaliyle kapanan ikinci perde, seyircilerin ayakta alkışlamasını hak ediyor.

Önce sahnenin kraliçesinden başlayayım. Nevra hanım, Nevra Serezli henüz perde açıldığında merdivenlerden inerken salondan alkışını alıyor. Seyircinin gönlünde tahta sahip olmak böyle bir şey… Sahnede müthiş bir zamanlamayla yaptığı esprileriyle, hafif çılgın saraylı hanım karakteri, oyun boyunca su gibi akıyor.

Leyla Feray, Aziz Sarvan, Fatih Gülnar, Meral Asiltürk, Zeynep Sevi Yılmaz, Alişan Özkan metnin öne çıkan karakterleri olarak, birbirlerinin oyununu ezmeden, seyircinin algı dünyasını açık tutuyorlar.

Gizemnur Topaloğlu ve Gizem Çayhanoğlu ise bu deneyimli oyuncular arasında son derece uyumlu bir performansla seyirciye ulaşıyor.

Yönetiminden, dekoruna ve ışığına kadar, hani ‘Tiyatro gibi tiyatro’ denilir ya; öyle bir oyun ‘Veda‘.

Ancak daha da önemli işlevi var. Neredeyse toplumun bütün katmanlarından sessizlik içinde geçen Cumhuriyet’in 100’üncü Yılı için, kıymetli bir saygı duruşu olmuş.

Ben 2023’e veda ederken seyrettim, siz 2024’e ‘Merhaba’ derken seyredin ‘Veda’yı.

Her veda, yeni bir başlangıçtır ne de olsa…

Mutlu yıllar sevgili okur. Sanat, bilim, akıl ve tiyatro 2024’de de sizinle olsun.

Perde!

QOSHE - Veda - Ayhan Tinin
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Veda

14 0
31.12.2023

H. AYHAN TİNİN

Hainler ve kahramanlar.

İyiler ve kötüler.

Vatanseverler ve vatan satanlar.

Bu kavramların keskin ayrımlarının cılızlığında savrulan düşünce dünyasında, kalabalıklara ulaşan çok yönlü bakış açısına sahip eserler, ne yazık ki çok az…

Cumhuriyet’in 100’üncü yılı sona ererken düşündüren ve etkileyici bir tiyatro izledik.

Edebiyat dünyamızın zengin özyaşam öyküsüne sahip, değerli yazarı Ayşe Kulin’in ‘Esir Şehirde Bir Konak / Veda‘ romanını, Türk tiyatrosunun yüzakı topluluğu Tiyatro Kare / Nedim Saban sahneye uyarlamış. ‘Veda‘!

Son maliye nazırı Ahmet Reşat… Onun kalabalık konağında kızları, teyzesi, eşi ve Sarıkamış gazisi hasta bir yeğen… Evi sık sık ziyarete gelen Kuvayi Milliyeci bir doktor ve bir Çerkes yardımcı…

Fonda işgal İstanbul’u, sarsılarak dağılan bir imparatorluğun payitahta sıkışmış, dünyaya yalnızca oradan bakabilen insanları ve kendini görevine adamış bir devlet adamı…

Romanın özgün dünyasının olanakları içinde bir araya getirilen bu karakterleri, iki perdede de aynı dramatik zenginlik içinde sahneye taşımak hayli zor. Nedim Saban başarmış.

Oyunun kurgusu çok güçlü… Seyirciyi sahneden hiç kopartmadan finale kadar taşıyor.

İlk perdeyi kendi içinde üçlü aks biçiminde değerlendirirsek üçüncü aksa kadar bir konak........

© Diken


Get it on Google Play