Türk tiyatrosunda kadın: Yokluktan direnişin simgesine

Türk tiyatrosunda kadın: Yokluktan direnişin simgesineT

Aslında anlatacağım, sahnenin özgürlük hikayesi.

Gibi yapanlarla, yapar gibi olanların hikayesi…

Sahne dediğimiz, yalnızca bir ahşap zemin değil.

Sahne insanın insanı, insanın kendini dünyaya söylediği yer.

Ve Türk tiyatrosunun eski sahnelerinde bir zamanlar kadın yoktu.

Kadın rollerini erkekler oynuyordu. Bir erkek yüzünde boyayla kadın oluyordu.

Ta ki bir gün ince bir beden, endişeli ama inatçı bir ruhla sahneye çıkana kadar. O kadının adı Afife Jale idi…

Türk tiyatrosunda kadın oyuncuların sahneye çıkışı, yalnızca sanat tarihinin değil, aynı zamanda toplumsal modernleşmenin ve kadın özgürleşmesinin de önemli göstergelerinden biri.

Tiyatromuz 19’uncu yüzyıla kadar geleneksel halk tiyatrosunun biçimleriyle varlığını sürdürmüştü. Karagöz, orta oyunu ya da meddah türlerinde zaten kadın oyuncu bulunmuyordu. Kadın karakter varsa erkek oyuncular devreye giriyordu.

Kadınların kamusal alanda görünürlüğü sınırlıydı.

Tanzimat reformlarıyla modern tiyatro da gelişirken Güllü Agop ve Namık Kemal isimleri öne çıkıyordu.

Ancak kadın oyuncuların çoğu halen Ermeni ve Rumdu. Ya da bazı kadın sanatçılar yabancı isimlerle sahneye çıkarak yasaklamalardan kaçınıyordu.

Kırılma noktasıydı Afife Jale.

Kendi ismiyle sahneye çıktı.

Sonuçta sahneden indirilmeye çalışıldı, çalıştığı tiyatrolara baskınlar yapıldı. Bu yasaklı dönemde o da sahne hayatını çoğu zaman takma isimle sürdürmek zorunda kaldı.

Ama bir kez Afife Jale adı Türk tiyatrosunda kadın özgürlüğünün simgesi olmuştu.

Araştırmacı Metin And bu dönemi şöyle yorumlar: Türk tiyatrosunda kadının sahneye çıkışı yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda toplumsal bir direniş biçimidir.

Cumhuriyetle birlikte devlet politikası haline gelen tiyatroda Bedia Muvahhit, Neyyire Neyir dönemin ilk kadın oyuncularından oldular. Sonrası devam etti…

Modernleşme (özellikle Batılılaşma demiyorum), kadın hareketi ve Cumhuriyet reformlarının koşut devam ettiği 23-35 ekseninde tiyatro toplumsal değişimin hem aynası hem de itici gücü oldu.

Ancak Türkiye’de kadın hakları tarihi doğrusal bir sürekli ilerleme hikayesi de değil.

Üç ana döneme ayırmak mümkün.

Osmanlı’da modernleşmeyle başlayan kamusal görünürlük

Cumhuriyetle gelen hukuksal ve siyasal eşitlik

80’lerden sonra, özellikle 90’larda toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet ve fiili eşitlik kavramlarına dönük çalışmalar

Bu alanların her birine baktığımız zaman, Türkiye bazı alanlarda Avrupa’ya göre erken adımlar atarken, bazı alanlarda ise uygulamalar ve kamusal temsil açısından yeterli ilerlemeyi gösterememiştir.

Bunun kritik nedeni ise kadın haklarının Cumhuriyetin öncesinde ve sonrasında büyük ölçüde tepeden hukuki devrim yoluyla ilerlemesidir.

Bugünün diliyle söylersek, hukuki hakların erken dönemde verilmesi, toplumsal eşitliğin aynı hızla yerleştiği anlamına gelmedi.

Çünkü modern dünyanın kadın hakları izleyicileri soruyor: Hukuken eşit misin, güvende misin, fiilen yaşıyor ve ulaşabiliyor musun?

Bunlar kadın haklarını biçimsel eşitlikten çıkartıp pozitif yükümlülük anlayışına geçen toplumları tanımlayan sorular.

Kadına şiddeti tartışmıyorum bile… Yüz karasıdır!

8 Mart ya, bir sürü biçimsel kutlama ortalığı kaplayacak.

Biliyoruz ki kutlayanların arasında bol miktarda heterokromi olanlar var. Bir gözleri sözde kadın haklarına, kadın özgürlüğüne bakıyor, bir gözleri karanlığa… İnsanların haklarına, devletin ahlakı ve bireyin vicdanıyla bakıp bunu uygulamalarına ve davranışlarına taşımadıktan sonra…

Tiyatroda, sahnede oyuncular gibi yapar ama samimidir. Hayatta insanlar ise samimi gibi yapar.

İşte tam da bu yüzden tiyatro hayattan daha dürüsttür.

Toplum Afife Jale’yi ayıpladı. O yine oynadı.

Ardından gelenleri ayıpladı. Onlar yine oynadı.

Çünkü tiyatro bir özgürlük meselesidir. Çünkü sanat bir özgürlük meselesidir. Ve özgürlük… İnsanların sana verdiği bir şey değildir. Senin aldığın bir şeydir.

Bir kadın sahneye çıktığında hep aynı şeyi düşünürüm.

Bir oyuncu değil, bir tarih yürüyor o sahnede…

Her repliğinde biraz Afife Jale var. Aldığı her alkışta özgürlük!

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.


© Diken