Suyun hikayesi

Takvimler bir şeyleri hatırlamak için vardır derler ya…

Oysa bazı günler vardır. Hatırlamak için değil, unuttuğumuzu gizlemek için icat edilir.

Bugün ‘Dünya Su Günü.’ Bir günlüğüne suyu seviyoruz. Bir günlüğüne vicdanımızı yıkıyoruz. Bir günlüğüne susuzluğu konuşuyoruz.

Sonra suyu içiyoruz, konuyu unutuyoruz.

Oysa su, insanın ilk evidir. Ana rahminde başlayan hikâyemiz, bir sıvının içinde yazıldı. İlk nefes alışımız sudan çıkmaktı. İlk korkumuz susuzluk.

Ve şimdi! Suyu hatırlamak için bir güne ihtiyacımız var.

Komik. Hatta ürkütücü. Üstelik hüzünlü.

Böyle güne ihtiyacımız bir hata ya da eksiklik değil. Bu, bir suç. Bir çürüme…

Tarkovski’de su, zamanın çürümüş halidir. ‘Stalker’ filminde paslanmış objelerin içinde bulunan su, geçmişin unutulmadığını anımsatır.

Bize başka kimler suyu hatırlatır?

Guillermo del Toro’nun yönettiği ‘The Shape of Water’da su, dışlanmışların dili olur. Konuşamayan bir kadın ve ‘öteki’ varlık, suyun içinde eşitlenir. Su burada toplumun reddettiğini kabul eden bir rahimdir.

Suyu koruyanlar mı, yoksa suyu yönetenler mi, kimin icadı Dünya Su Günü? Sponsorları kim? Öldürenler ve cenaze merasimini düzenleyenler aynı kişiler olabilir mi?

Birleşmiş Milletler 1992’de bir karar aldı. Rio’da, büyük bir masanın........

© Diken