menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üsküp’ün Son Sancak Beyleri: Humbaracızade Emin Bey ve Bir Medeniyetin Vedası

5 0
latest

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin
Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.
Yahya Kemal

Osmanlı, Müslüman ve Üsküplü bir adam: Humbaracı-zade Yaşar Bey

Soylarını Paşa Yiğit Bey’e bağlayan Humbaracı ailesinin son temsilcilerinden Yiğit Kumbaracı’nın (1936-2023)[1] Köprü dergisinde çıkan makalesinin sonunda yer alan soy kütüğü şemasında[2] Kebir Mehmet Bey’den (1440-1527) sonra yaklaşık 300 yıl bir kopukluk vardır.[3] Şecere Humbaracı Yaşar Bey’in babası Ömer Bey (1830-1905) ile devam eder. Yaşar Bey (1860-1919) Yahya Kemal’i çocukluk ve gençliğinde koruyan kollayan kişidir. Aile, Yaşar Bey’den itibaren daha net şekilde takip edilebilmektedir. Yaşar Bey’in İbrahim, İsmail, Mazhar, Osman ve Dalip (Talip) isimli 5 kardeşinin olduğunu yine Yiğit Kumbaracı’nın yazısından öğreniyoruz.

Yiğit Kumbaracı yazısında 20. Yüzyılın başlarında Kumbaracı ailesinin Üsküp’te hayli kalabalık olduğunu belirtir: “20. asrın başında Üsküp’te 30’a yakın hanede Kumbaracı ailesinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Bundan sonra yoğun bir şekilde bu aile üyelerinin Türkiye’ye göç ettiği görülmektedir. Bu ailenin halefleri olarak Emin Bey, Ekrem Bey, Kemal Bey, Kâmil Bey, Cafer Bey, Refik Bey, Firuz Bey vd. zikretmek gerekir. 1962 yılında vefat eden Emin Bey’in ardından (1883-1962) 4 oğlu ve 6 kızı bu ailenin devamını teşkil etmektedir. Emin Bey’in çocukları şunlardır: İskender (1914-1987), İshak (1927-?), Yaşar (1933-1999), Yiğit (1936-2023), Mediha (1912-1988), Suzan (1920-?), Olivera (1922-2000), Adile (1925-?), Lidiya (1929-2022) ve Aneta (1931-1983).”[4]

Yaşar Bey, Yahya Kemal’in annesi Nakiye Hanımın teyze oğludur. Ayrıca Yaşar Bey’in eşi Eşref Hanımla Nakiye Hanım arasında güçlü bir dostluk vardır. Muhtemelen yaşları da birbirine yakındır. Dolayısıyla mutsuz bir aile hayatı olan Nakiye Hanım dertlerini Eşref Hanımla paylaşır.

Yaşar Bey Humbaracı ailesinin reisi ve Üsküp’teki vakıflarının mütevellisidir. Üsküp’te İshak Bey Camiinin kuzeyinde iki katlı kâgir bir konağı vardır. Konak bugün de ayaktadır. Camiye yürüyerek 5-6 dakikalık bir uzaklıktadır. Yahya Kemal’in doğduğu Adile Hanım Konağı ile bu konağın arası yaya olarak 15 dakikada yürünebilir. Zaten İshakiye Mahallesi, İshak Bey Camii ve külliyesinin etrafında oluşmuş, aile mensuplarının ev ve konaklarında oturdukları, mezarlıklarının bulunduğu bir semttir. Yahya Kemal’in çocukluğunda buraları orman denilebilecek büyüklükte ağaçlıklarla kaplıdır. Yahya Kemal 1921 yılında konuştuğu Üsküplü gencin Humbaracı ailesinden olduğunu belirttikten sonra, bu aile ve konakları hakkında şu cümleleri yazacaktır: “Üsküp şehrinin ortasından akan Serava nehri kenarında köhne konaklarda otururdu. (…) Konağın hangi penceresinden baksa bu cedlerin câmi, medrese ve imaretlerinin kurşunlu kubbelerini görürdü.” (ÇGSEH, s. 45)[5].

Gerçekten bu konaktan güneye doğru bakıldığında İshak Bey camii, Yahya Kemal’in baba evi ve anneannesi Adile hanımın konaklarının bulunduğu bölge, Sulu Han, Türk çarşısı bütün güzelliği ile görünür. Doğuya ve Güneydoğuya doğru bakıldığında ise Rifai Dergâhı, Tefeyyüz Mektebi, İsa Bey camii, saat kulesi ve Sultan Murat camii ufku kaplar.

20 Aralık 2023’ün puslu sabahında bu konağı ben de gördüm. Bakımsız geniş bir bahçe içinde sarı boyalı 2 katlı büyük bir taş konaktı burası. Yahya Kemal, kendi evinden bunaldığı yıllarda buraya sığınmıştı. Şu andaki adresi: “Sevastopallska Sokağı. No:10-12 Üsküp”. Bize Yahya Kemal’in çocukluğunun geçtiği mahalleyi gezdiren Zeki Gürel Hoca konağı görünce, önce biraz duraladı, derin bir iç çekti ve sonra şunları söyledi:

“Burası Humbaracı Yaşar Bey’in Konağı… Yahya Kemal’in annesi ölünce, babası yeniden evleniyor. Yahya Kemal analığı ile geçinemiyor. Bunu anlayınca dayısı Humbaracı Yaşar Bey onu alıp kendi evine getiriyor. Burası Paşa Yiğit’in torunlarının evi. Yahya Kemal 18 yaşına kadar bu evde duruyor. Ev daha önce metruktü. Boştu. Varisler, Kosovalı bir Arnavut’a satmışlar evi. İsviçre’de çalışıyor. Tercüman aracılığı ile görüştüm. Evi satın almak istiyorum dedim. Arnavut, ben evi 450 bin marka aldım, siz 450 bin euro verirseniz evi size veririm dedi.

Burayı Yahya Kemal Beyatlı Kültür Sanat Evi yapalım diye Üsküp’teki Yahya Kemal Derneğinin adına proje yaptım. Makedonya Kültür Bakanlığına sundum. Projeyi kabul ettiler, ama evi alacak para yok dediler. Ben de projeyi aldım Türkiye’ye gittim. Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Deliömeroğlu idi. Gittik Kültür Bakanlığı ile Tika ile Atatürk Kültür Merkezi ile görüştük. 450 bin euro evi satın alma parası, 50 bin euro da restorasyon masrafı 500 bir euro, 50 bin de diğer masraflar için 550 bin euroluk bir proje idi. 550 bin euroyu bulamadık. Biz bulamadık, ama birileri o paraları Türkiye’den aldılar ve bu evi Türkiye’nin parası ile ‘Arnavutların Osmanlıya Direniş Müzesi’ yaptılar. Binanın restorasyonunu da Türkiye gerçekleştirdi.”

Bunları duyunca kanım dondu… Balkanlara araştırmadan para saçmanın nelere mal olduğu gözümün önünde canlandı. Üsküp fatihinin torunlarına ait konak, şimdi Arnavut isyancıların Osmanlı’ya direnişlerini ölümsüzleştirdikleri bir müze olmuş. İçerisini gezmeyi çok istedim. Ancak saat sabahın 08.30’u idi ve konağın bahçe kapısı kilitli idi. Giriş kapısının üstünde yer alan balkonda Arnavutluk bayrağı dalgalanıyordu.

Halbuki bu konağın Yahya Kemal’in hayatında ne kadar önemli bir yeri vardır. Devletimiz Zeki Gürel’in projesine ilgi gösterse idi, şimdi burada “Yahya Kemal Beyatlı Kültür ve Sanat Evi”ni ziyaret edecek ve 500 yıllık bir sancak beyi ailesinin son demlerini geçirdikleri konağın havasını teneffüs etmek imkânını bulacaktık…

Yahya Kemal için bu konak ve Yaşar Bey’in Üsküp’ün 5-6 km kuzeyinde bulunan geniş çiftliğinde çocukluğunda zaman zaman kalmıştır. Annesinin vefatından sonra 1898 yılından itibaren İstanbul’a gideceği 1902 yılına kadar, neredeyse hep Humbaracı Yaşar Bey’in konağında ve çiftliğinde kalır.

Yaşar Bey’in 2 erkek 3 kız olmak üzere 5 çocuğu vardır:

Emin Bey (1883-1962), Ekrem Bey (1885-1972), Makbule Hanım (1895-1922), Mahmure Hanım (1902-1967). Halide Hanım[6] (1940’lı yıllarda Kemal Bey’le evli. 1946 yılından sonra o da Türkiye’ye göç ediyor.)

Yahya Kemal’in Humbaracı Yaşar Bey’le ilk sıcak teması, annesi Nakiye Hanımın cenazesinde olur. Cenaze İsa Bey Camiine getirilir ve Nakiye Hanım Cenaze namazından sonra babası Dilaver Bey’in kabri yanında toprağa verilir. Burası caminin haziresidir.

12 yaşındaki Yahya Kemal, Humbaracı Yaşar Bey’in elinden tutmuştur. Yaşar Bey Gazi İsa Bey’in torunlarındandır, caminin mütevellisidir, aynı zamanda anne tarafından Yahya Kemal’in akrabasıdır (ÇGSEH, s. 9).

Yahya Kemal mezarlıktan yine Humbaracı Yaşar Bey’in elinden tutarak ayrılır. Defin töreninden sonra, Yaşar Bey’in oğulları Emin Bey ve Ekrem Bey’le beraber Yahya Kemal bir arabaya bindirilerek ailenin Humbaracı konağına 5-6 km uzaklıktaki Butel Çiftliğine gönderilirler (ÇGSEH, s. 10). Bu çiftlikte günümüzde Üsküp şehir mezarlığı bulunmaktadır.

Yahya Kemal hatıralarının “İstanbul’a İlk Gelişim” başlıklı bölümünde, Humbaracı Yaşar Bey’den genişçe bahseder (ÇGSEH, s. 66-67). Onu büyük annesinin (Adile Hanım) halası oğlu olarak niteler. Sermet Sami Uysal’a göre büyük annesinin teyzesinin oğludur. Humbaracı Hanedanının reisidir. Paşa Yiğit’in soyundan gelir. Gazi İshak Bey ve Gazi İsa Bey vakıflarının mütevellisidir. Geniş çiftlikleri vardır. “Tam mânâsiyle Osmanlı, Müslüman ve Üsküplü bir adamdır. Evlâd-ı fâtihân’dan ve asırlardan beri eşraftan olduğu hâl ü şânından belli olur.” Bir çiftçi Bey gibi yaşar, okuması yazması azdır, ama tarih ve tasavvufa meraklıdır. Edib bir kimsedir. Üsküp’ün haydamak eşrafına (zamanını boşa geçiren, yan gelip yatan takımına) benzemez. Konağında edep, ahlâk, sükûnet ve vakar hakimdir. Hanımı Eşref Hanım da Üsküp’ün ileri gelen beylerinden birinin kızıdır ve Yahya Kemal’in annesinin arkadaşıdır. Yaşar Bey’le hanımının iki oğlu ve bir kızı vardır (Bu, Yahya Kemal’in 1902 yılına kadar Üsküp’te kaldığı döneme ait bir bilgidir). Oğullar Yahya Kemal’den bir yaş büyük olan Emin (d. 1883) ve Yahya Kemal’den bir yaş küçük olan Ekrem’dir (d. 1885). Okumaya meraklı ve munis bir çocuk olduğu için Yahya Kemal, Ekrem Bey’le daha iyi anlaşır. Yaşar Bey’in bir de kızı vardır (Yahya Kemal onun adını vermez. Yiğit Kumbaracı’dan bu çocuğun 1895 doğumlu Makbule Hanım olduğunu öğreniyoruz. Makbule, Yahya Kemal konağa yerleştiğinde henüz 4-5 yaşındadır.)

Annesinin ölümünden 1 yıl sonra babası yeniden evlenince, Yahya Kemal eve yeni gelen üvey anneye intibak edemez ve huzursuzluklar başlar. Ailesi ile geçimsizliği artınca 1899 yılında Selanik İdadisine yatılı öğrenci olarak gönderilir. Burada ağır bir hastalığa yakalanır. 1900 yılında Üsküp’e döner. İyileşince Üsküp İdadisine tekrar başlar (YKH, s. 34)[7]. Aile içi geçimsizliğin sürmesi nedeniyle anneannesi Adile Hanım’ın teyze oğlu olan Humbaracızâde Yaşar Bey’in evlerine yakın bir yerde, İshak Bey camiinin kuzey tarafında bulunan konağında kalmaya başlar. Humbaracı Yaşar Bey, Yahya Kemal’in anneannesi........

© dibace.net