Mr. And Mrs. Yufkayürekli |
“Porsuk ağacının altındaki kutuda bir yüzük vardı. Üstünde kocaman yeşil bir taş. Taşın altında gizli bir kutu…”
“Porsuk ağacının altındaki kutuda bir yüzük vardı. Üstünde kocaman yeşil bir taş. Taşın altında gizli bir kutu…”
Bayan Yufkayürekli, kitabın sayfasını katlayıp balkona çıktı. Sokak lambasından sızan ışığın içinde süzülen kar tanelerine bakarken sigarasını yaktı.
Bayan Yufkayürekli çok sigara içerdi. Her içişinde sigara paketlerindeki kötü resimleri incelerdi. Sonra yine bir sigara içerdi. Sonra yine o resimleri inceler, sonra yine sigara içer, böylelikle gecede bir paketi devirirdi. Bayan Yufkayürekli devrilmez bir tiryakiydi. Paketin sırtını yere getirecekken Bay Yufkayürekli yanına geldi. Sessizce ve birlikte sigara içtiler -Mr. and Mrs. Brown are smoking together in silence- Sessizlik ile birliktelik içinde geçirdikleri anlara bir yenisi eklendi. Bay Yufkayürekli sigarasını söndürüp geri gitti. Sessizce ve birlikte geçirilen o an sessizce ve birlikte bitti. Sonra Bayan Yufkayürekli sinirlendi. Sonra sinirlenmenin etkisiyle tekrar sigara içti. Sonra sakinleşti. Sonra sakinleşmenin etkisiyle tekrar sigara içti.
Bayan Yufkayürekli bu sessiz birlikteliğin son bulması gerektiğini düşündü. Bu sessiz birlikteliğin son bulması için gerekli olan bir şeyin eksik olduğunu düşündü. Bu gerekli olan eksik şeyin geçerli bir hikâye olduğunu düşündü. Bu sessiz birlikteliğin bitmesini meşru kılacak hikâyeyi nasıl yazacağını düşündü. Çok uzun cümlelerle düşündüğünü düşündü. Uzun cümlelerle düşündüğünü düşünen Bayan Yufkayürekli son kez uzun bir düşünme cümlesi içerisinde kısacık kalan bir düşünceyi fark etti: Kendisini. Sonra kendisini kısacık düşündü. Babası Kont Vladimir von Schatten’in karşısına geçip hikâyesini anlatırken düşündü. Sevgili babacığım, dediğini düşündü. Babasının şüpheyle yüzüne baktığını düşündü. Size hikâyemi anlatmalıyım, dediğini düşündü sonra. Hikâyesini anlatırken ağzının bir ejderha ağzına dönüştüğünü ve içinden ateş çıktığını düşündü. Babası Vladimir von Schatten’in bu ateşin etrafında moonwalk yaptığını düşündü.
Trajikomik, dedi, kendi kendine. Bir sigara daha içti. İçeriye geçip kitabının katladığı sayfasını açtı.
“Kutunun içinde ne olduğunu bilen Feryal Sultan bir süre yüzüğün üstündeki yeşil taşı okşadı. Başını kaldırıp göğe uzanan ağaca baktı, yosunlar sarmıştı gövdesini…”
Bayan Yufkayürekli tekrar sayfayı katlayıp çıktı. Kar yağmaya devam ediyordu. Tekrar sigara yaktı. Tekrar Bay Yufkayürekli yanına geldi. Tekrar sessizce ve birlikte sigara içtiler. Tekrar Bay Yufkayürekli sigarasını söndürüp gitti. Bayan Yufkayürekli tekrar sinirlendi, sigara içti, sakinleşti, sigara içti, düşündü, vazgeçti, tekrar düşündü. Bu kez annesi Kontes Seraphina’nın yanına gittiğini düşündü. Kontes Seraphina’yı sobanın kenarında oturmuş ayaklarını ısıtıyorken düşündü. Anneciğim, dediğini düşündü. Sana hikâyemi anlatmalıyım, dediğini düşündü. Annesinin yüzüne bakmadığını düşündü. Elindeki bir şişle spagetti ördüğünü, düşündü. İki ters bir yüz, dediğini düşündü. Spagettilerin şişten çıkıp dağıldığını düşündü. Dağılan spagettilerin gökyüzünde uçuştuğunu düşündü. Zırhını giymiş bir şövalyenin bu spagettilere kılıç salladığını düşündü. Bu spagettilerin post-modern olduğunu düşündü. Bunun tarifini annesinin nereden okumuş olacağını düşündü.
Anakronik, dedi, kendi kendine. Bir sigara daha içti. İçeriye geçecekken Bay Yufkayürekli yanına geldi. Bayan Yufkayürekli durdu. Bay Yufkayürekli’ye düşündüklerini söylediğini düşündü. Sevgili sabit adamım -bu tanımlamayı bir kitapta okumuş ve sevmişti- sana hikâyemi anlatmalıyım, dediğini düşündü. Babası Kont Vladimir von Schatten’in moonwalkunu durdurup kendisine yöneldiğini düşündü. Annesi Kontes Seraphina’nın elindeki şişleri yere fırlatıp yüzüne baktığını düşündü. Hikâyesini anlatırken sesinin spagetti parçalarına dönüştüğünü düşündü. Bu spagetti parçalarını bir ejderhanın yuttuğunu düşündü. Ejderhanın dağa kaçtığını düşündü. Dağın yanıp bitip kül olduğunu düşündü. Bay Yufkayürekli sigarasını içerken Bayan Yufkayürekli de ona eşlik etti. Sessizce ve birlikte sigara içtiler. Sessizce ve birlikte sigaralarını söndürüp içeriye geçtiler.
Bayan Yufkayürekli, ironik, dedi kendi kendine. Kitabının katladığı sayfasını açıp okumaya devam etti.
“Feryal Sultan yüzüğün üstündeki kutuyu usulca açtı. Kutunun içindeki sıvıyı içti. Porsuk ağacının altına uzandı…”
X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram
Tumblr'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Tumblr
Pinterest'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Pinterest
AYŞE TURKAY YİĞİT 27 Şubat, 2026 at 10:54 ReplySu gibi akıp giden şiirsel bir öykü. keyifle ve hüzünle okudum. Kalemine sağlık Hicret…
Su gibi akıp giden şiirsel bir öykü. keyifle ve hüzünle okudum. Kalemine sağlık Hicret…
Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Beni sonraki yorumlar için e-posta ile bilgilendir.
Beni yeni yazılarda e-posta ile bilgilendir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Dibace.Net'e abone olmak ve yeni yazılar yayınlandığında e-posta ile bildirimler almak için lütfen e-posta adresinizi girin.
İçimizdeki Susmayan Gölge
Mr. And Mrs. Yufkayürekli
Haşr Günü Altını ve Gümüşü Biriktirenlere Lanet Olsun!..
Eğilmeden Yükselmek: Karakterin Makama Üstünlüğü…
AYŞE TURKAY YİĞİTOn Mr. And Mrs. Yufkayürekli
Mr. And Mrs. Yufkayürekli
İrfan PAKSOYOn Hüseyin Dedem
Sefer AkgülOn Hayal Gücü ile Gerçeklik Arasında: Kelimelerin Terbiyesi…
Hayal Gücü ile Gerçeklik Arasında: Kelimelerin Terbiyesi…
selim tunçbilekOn Gerçekleşmeyen Bir Rüyanın Peşinde Ülkücü Bir İttihatçı: Çalık Köylü Mustafa
Gerçekleşmeyen Bir Rüyanın Peşinde Ülkücü Bir İttihatçı: Çalık Köylü Mustafa
Ayşe Turkay YiğitOn Süreyya…