menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SOKAKTAN ODAYA TEHLİKE…

5 0
latest

Bir zamanlar annelerin en büyük korkusu, çocuğun “sokağa çıkmasıydı.” Sokak; kontrolsüzdü, bilinmezdi, sertti. Orada kavga vardı, kötü arkadaş vardı, düşmek vardı, yaralanmak vardı. Çocuk eve geç kalsa, yürek daralırdı. Çünkü tehlike dışarıdaydı. Gözün görmediği, kulağın duymadığı yerdeydi. Bu yüzden ebeveynin mücadelesi, çocuğu sokaktan korumaktı. Bugün ise korkunun yönü değişti. Sokak hâlâ riskler barındırıyor ama asıl tehlike artık evin içinde, odanın kapısı kapandığında başlıyor. Çocuk dışarı çıkmıyor, ama yalnız da değil. Elinde bir ekran, önünde sınırsız bir dünya. Kimlerle konuştuğu, ne izlediği, hangi fikirlere maruz kaldığı çoğu zaman bilinmiyor. Eskiden tehlike görünürdü, şimdi görünmez. Eskiden sokakta karşılaşılan riskler vardı, şimdi zihnin içinde kurulan tuzaklar var.

Sokak; çocuğu yorar ama olgunlaştırırdı. Düşerdi, kalkardı, paylaşmayı öğrenirdi, kavga ederdi ama barışmayı da bilirdi. Sokak; hayatın provasıydı. Şimdi ise oda; konforlu ama tehlikeli bir yalnızlık alanına dönüştü. Çocuk fiziksel olarak güvende gibi görünüyor ama zihinsel olarak savunmasız. Çünkü odanın içinde kurulan dünya, çoğu zaman gerçeğin değil, algının dünyasıdır. Orada her şey filtrelenmiş, yönlendirilmiş ve çoğu zaman manipüle edilmiştir. Bugünün çocuğu sokakta yara almıyor belki ama odasında yavaş yavaş aşınıyor. Kimlik inşası ekranlar üzerinden şekilleniyor. Değerler, algoritmaların süzgecinden geçerek zihne yerleşiyor. Doğru ile yanlış arasındaki sınır; artık aileden ya da gelenekten değil, dijital dünyanın görünmez ellerinden belirleniyor. Bu durum; sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir kırılmanın habercisidir.

Çünkü insan, neyle beslenirse ona dönüşür. Eskiden çocuklar; toprağa basar, terler, koşar, gerçek insanlarla temas kurardı. Şimdi ise; sanal temaslarla büyüyorlar. Göz göze gelmeden kurulan ilişkiler, kalpten kalbe ulaşmayan iletişimler; insanın ruhunu zayıflatıyor. Empati azalıyor, sabır tükeniyor, tahammül düşüyor. Çünkü gerçek hayatın öğretici sertliği; yerini, yapay dünyanın geçici rahatlığına bırakmış durumda. En tehlikeli olan ise; bu yeni risk fark edilmiyor. Sokaktaki tehlike bağırırdı, dikkat çekerdi. Ama odadaki tehlike sessizdir. Yavaş yavaş işler. Bir çocuğun saatlerce odasında kalması artık “uslu” olmak olarak görülüyor. Oysa bu sessizlik; çoğu zaman iç dünyada kopan fırtınaların habercisidir. Yalnızlık, değersizlik hissi, kimlik bunalımı; dışarıdan görünmez ama içten içe büyür.

Bugünün ebeveyni, eski yöntemlerle yeni dünyayı yönetemez. Artık mesele sadece çocuğun nerede olduğu değil; neyle meşgul olduğu, ne düşündüğü, ne hissettiğidir. Kapının kapalı olması güvenlik değil, çoğu zaman belirsizliktir. Bu yüzden ebeveynin görevi sadece fiziksel koruma değil; zihinsel ve ruhsal rehberliktir. Bir çocuğa “sokağa çıkma” demek kolaydı. Ama bugün “ekrana sınır koymak”, “iç dünyasını anlamak”, “onunla gerçek bir bağ kurmak” çok daha zor ama çok daha gerekli. Çünkü çocuk, konuşamadığı yerde susar ama suskunluk büyür. Anlaşılmadığı yerde uzaklaşır ama uzaklık derinleşir. En tehlikelisi, ailesiyle bağ kuramayan çocuk; başka bağlara yönelir. O bağların ne olduğu ise çoğu zaman kontrol dışıdır.

Toplumun geleceği; çocukların bugünkü dünyasında saklıdır. Eğer bu dünya yapay, yalnız ve yönsüz olursa; yarının toplumu da aynı özellikleri taşır. Bu yüzden mesele sadece bir neslin sorunu değil, bir medeniyet meselesidir. Çünkü değerler; sadece anlatılarak değil, yaşatılarak aktarılır. Eğer çocuk, değeri; ekranda ararsa, hayatı da oradan öğrenir. Yapılması gereken; çocuğu sadece korumak değil, anlamak, sınırlamak değil, yönlendirmek, kontrol etmek değil, bağ kurmaktır. Çünkü bağ olmayan yerde kontrol uzun sürmez. Sevgi olmayan yerde disiplin işlemez. Anlayış olmayan yerde ise çocuk, kendine başka yollar arar.

Tehlike yer değiştirerek, sokaktan odaya taşındı. Ama asıl tehlike, bu değişimi fark edememektir. Çünkü göremediğin tehlikeye karşı tedbir alamazsın. En büyük kayıp; evin içinde olup da evden uzaklaşan bir çocuğu fark edememektir.


© Denge