menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FITRAT KODLAMASI...

11 0
previous day

İnsan dünyaya geldiğinde hiçbir şey bilmiyor görünür; fakat aslında hiçbir şeysiz de gelmez. Konuşmayı bilmez, yürümeyi bilmez, annesini adıyla tanımaz, sütün ne olduğunu öğrenmemiştir. Fakat hayatını devam ettirecek birtakım davranışların istikameti yaratılışına yerleştirilmiştir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, memeli canlıların yavrularında görülür. Yavru daha dünyaya gelir gelmez annesinin memesini arar. Ona kimse sütü tarif etmemiş, memenin yerini göstermemiş, emmenin nasıl yapılacağını öğretmemiştir. Hatta henüz gözlerini gerektiği gibi kullanamayan yavru bile arar, bulur ve emmeye başlar. Çünkü bilgi zihninde yoktur ama istikamet fıtratında vardır.Bilim buna refleks, içgüdü, genetik programlama ve biyolojik mekanizma diyebilir. Bunların hepsi hadisenin nasıl gerçekleştiğini anlatan değerli açıklamalardır. Fakat insanın zihninde daha derin bir soru kalır; bu mekanizma neden tam da yavrunun ihtiyacına uygun biçimde çalışmaktadır? Yavru dünyaya aç gelirken annenin bedeninde süt hazırlanması, yavrunun ağzında emme refleksinin bulunması, anne ile yavrunun aynı ihtiyacın iki tarafı hâline getirilmesi nasıl bir uyumdur? Kur'an'ın Hz. Musa'nın diliyle aktardığı şu ifade meseleyi çok güzel özetler; “Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra da ona yol gösterendir.” (Tâhâ,50) İşte buna fıtrat kodlaması diyebiliriz.

Arı; dünyaya geldiğinde mühendislik eğitimi almaz ama peteğini geometrik bir hassasiyetle örer. Kuş; göç yollarının haritasını okuyarak yola çıkmaz ama binlerce kilometrelik istikameti........

© Denge