We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Emek Ne Zaman Görülür, Ne Zaman Görülmez?

2 0 0
22.09.2021

2015 genel seçimlerinde milletvekili adayı iken bir kahvehane toplantısında kadının görünmeyen emeğini konuşmuştuk. Çünkü kahvede bizim ekip dâhil sadece iki kadındık.

Onlara ‘burada neden sadece iki kadın var, biliyor musunuz’ diye sormuştum. Birbirlerine bakıp dudak bükmüşlerdi. Elbette farkında bile değillerdi çünkü hayatın olağan akışı böyleydi. Sonrasında şu konuşmayı yapmıştım:

Evet, kadın evde yemek yapıyor, çamaşır yıkıyor, temizlik yapıyor, derleyip topluyor, çocuklara ve size bakıyor. Böylece siz de buralara gönül rahatlığıyla geliyor ve siyasetle, eğlenceyle, sosyalleşmeye zaman bulabiliyorsunuz. “İyi ama bunlar zaten kadın işi değil mi” dediler. Ben de onlara yıllardır her ortamda sorduğum şu tarihi soruyu sordum: “Peki, bu işler için size para versem?” Gülmeye başladılar. Evet, dedim, iş angarya yani parasız olduğunda kadının görevi, para karşılığı olduğunda “iş”; yani bir cinsiyeti yok. Buna da güldüler.

Burada ele alınması gereken birkaç başlık var: Angaryanın kadına -üstelik bir de kutsanarak- yüklenmesi; bu dile getirildiğinde, buradaki ikiyüzlülükle yüzleşemeyenlerin gülerek tepki göstermesi; işin ucunda para varsa birçok değerin (kutsallar da dâhil) önemini yitirmesi.

Üstelik tüm bunlara eğitim düzeyi ne olursa olsun birkaç istisna hariç, neredeyse tüm erkeklerin benzer tepkiler göstermesi.

Cinsiyetçi bakış açısının turnusolü nedir o zaman?

Yine yıllardır dillendirdiğim bir turnusolüm var. Odada bir kadın ve bir erkek var. Sen yerinden kalkamayacak durumdasın. Susadın. Suyu kimden istersin? Her ne kadar kişinin kendisiyle yüzleşmesinin bir yolunun bu olduğunu bilsem de, onların bile pek dürüst olacağına inanmadığımdan cevap beklemediğimi belirtmeliyim.

Yine başka bir turnusolüm de herhangi bir durumun içindeki kadın veya erkek düşünüldüğünde; iki cinse iki ayrı bakış açısındaki fark cinsiyetçiliktir. Yani gece üçte sokakta gördüğünüz bir kadın hakkındaki duygu ve düşünceniz ile bir erkek gördüğünüzdeki duygu ve düşünceniz arasındaki farktan söz ediyorum. Gündelik hayata daha ayrıntılı bakarsak, binlerce örnek ortaya koyabiliriz.

Pandemi ve yıllardır süregelen ayrımcı politikalar ile beraber tüm bu cinsiyetçilik zirveye ulaştı.

Bir insanın neye ihtiyacı olduğu ve kendine ne kadar yetebileceği yaşadığı coğrafya, içine doğduğu kültürel yapı, yaş, eğitim, hastalık durumu, cinsiyeti gibi durumlara bağlıdır. Bu noktada ben, yaşlı ve hasta bakımıyla geçirdiğim hayatımın son üç yılını kadın bakış açısıyla anlatmaya çalışacağım.

İşin açıkçası hayatımın neredeyse büyük bölümünde iradi olarak kendimi merkeze koyarak yaşadım. Yani bir yer varsa ben olduğum için var.

Bu nedenle kendimi korumaya hep özen gösterdim. İki evliliğimde de bunu büyük ölçüde başardım. Hatta ikinci evliliğim esnasında koruyucu aile olduğumuz dönemde de kendi önceliklerimden vazgeçmeden ve o öncelikleri evladımla paylaşarak yaşadım. Bu tutumumu daha iyi açıklamak için feda ve kurban zihniyetini büyüteç altına yatırmak istiyorum.

Kavram ve pratikte kurban ve feda nedir?

Kına yakılır düğünlerde gelinlerin eline, askere giderken genç erkeğin eline, bir de kurban bayramlarında kurban edilecek hayvanın alnına. Kadının kocasına, genç erkeğin vatanına, hayvanın Allah’a kurban edilmesinin törensel bir paradigmasıdır kına. Hüzünlüdür bu törenler. Duygusal yanlarından etkilensem de oldum olası itirazım oldu bu zihniyete. Şimdilerde durmadan orada burada dillendirip duruyorum. Değişik tepkiler alıyorum.

Feda olgusuna hangi açıdan bakarsanız bakın az ya da çok kendinizden vazgeçmeniz anlamına gelir. Peki, bu durum neden yüce bir duygu olarak kabul edilir. Bir şeylerden vazgeçmek çok zor olduğu için mi, kendini feda etmeyenler neden feda etmiyorlar diye sorgulanmaması için mi? Ya da fedakarlığı yücelterek, bu işi zevkle ve gönül rızasıyla yapmaları için feda edenlerin ağzına bir parmak bal mı çalınıyor?

Yaşadığınız hayata bir bakın! Askerliğin yüceltildiği bir yerde vatana kurban olanlar kimlerdir? İçlerinde bürokrat, zengin çocukları var mıdır? Savaş çığırtkanlığı yapanların neredeyse bütünü yaşını başını almış ve tuzu kuru tayfadan değil midir? En çok da bu savaşın kimin işine yarayacağına bakmak lazım. Vereceğiniz cevaplar kutsalların aslında buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu hepimize gösterir.

Aynı zihniyet kadının erkeğe kurban edilmesini de yine düğün dernekle, kına geceleriyle (ki, yakın zamanda erkeklerin ellerine de kına yakılmaya başlandı. Bu da kabul........

© Demokrat Haber


Get it on Google Play