We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ülkücü Cevat

10 2 4
08.03.2019

Osmaniye’nin herhangi bir esprisi yoktur. Şehir bir kavşakta kurulmuştur. Bir yandan Antep’e, Maraş’a, diğer yandan Hatay’a, öte yandan Ceyhan ve de Adana’ya, beri yandan ise Kadirli’ye yol verir. Köprü başını tutmuş Deli Dumrul misali. Esas olan köprüdür, başında duran değil. Osmaniye de o misal yani. Esas olan topraktır. Şehrin bir kıymetiharbiyesi yoktur. Bu şehir üstüne çok düşündüm. En makul şeyin bu şehri Toprakkale’ye bağlamak olduğu kanaatine vardım. Velev ki şehir Toprakkale merkezinde var olsaydı başka türlü olabilirdi.

Misal az ötedeki Haruniye, öyle değildir. O şehrin bir duruşu ve kadimliği vardır. Köy enstitüsü, öğretmen okulu, kahveleri, vicdanlı insanları, kaplıcaları, ormanları, ne ararsanız var. Osmaniye ise bir kavşaktır sadece. Orada durulmaz, aslında. Oradan gidilir. Yine de birçok yolcunun yolu Osmaniye’ye düşmüştür.

Ülkücü Cevat Osmaniyelidir. Evi, Kadirli yol sapağından sonraki sokakların birindedir.

Kendisi Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümandır. Vücudunda da asil bir kan dolaştığına inanır. Diğer insanlardan muhtemelen farklıdır. Buna kanbilim uzmanları karar verebilir belki. Ki öyle bir bilim dalı varsa.

Cevat’ın ortaokulda bir türlü çıkmayan bıyıklarına küfürler ede ede kalemle kendine hilal bıyığı çizip okula gitmişliği vardır. O gün okula alınmasa da, tüm gün Osmaniye sokaklarında o haliyle gezmiştir.

Öyle bir ülkücü ki Cevat, Ocak’ta yapılan seminerden sonra sokaklarda Kürt avına çıkıp, yoldan geçen güçlerinin yettiği birçok kişiyi dövmüştür arkadaşlarıyla. Onun deyimi ile bu “Deyyusçe hareketi” yoldan çevirdikleri bir Kürdün, ‘çarşı iznine çıkmış şerefli bir Türk askeri’ çıkması üzerine bırakmıştır. Hep öyle anlatsa da bu olayı, aslı öyle değildir. Bilen bilir. Olayın aslı şudur. Evet dağıtıma çıkmış Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti askerini sinemanın orada evire çevire dövmüşlerdir.

“Ben askerim, ben askerim” bağrışları üzerine de hemen oradan sıvışmışlardır.

Bunların hepsi doğru, lakin akabinde “yine bir Kürt dövdük” diye okulda anlattılar bu olayı.

Buna olaya çok kızan ve kendilerine her okudukları romandan etkilenerek başka başka isimler takan solcu bir grup, özellikle de kız öğrencilerden oluşuyordu bu grup, Ülkücü Cevat ve arkadaşlarını evire çevire döverler. Bu olay hakkında herkes sessizlik yemini etmişçesine, mevzu kapatılır ve de sokaktan adam çevirip dövme hadisesi külliyen bırakılır.

Ülkücü Cevat, kendi odasının duvarına dev bir Türk bayrağı çizdirmiş, sabahtan akşama, akşamdan sabaha “Ölürüm Türkiyem” şarkısını dinlemiş ve dinletmiştir.

Aynı bahçede amcasının da evleri vardı. Amcasını sever sayar Cevat. Amca çocuklarını korur kollar. Hele Nurhayat’ı başka bir biçimde korur, kollardı. Biri onunla teneffüste konuşmaya görsün, eve dek biri onunla yürümeye görsün… Gücü yetmese de bazı çocuklara, hıncını çöp kutularından, direklerden ve diğer düşman bellenen çocuklardan çıkarırdı. Ülkücü Cevat’ın o dönem Kürtlerden ve........

© Demokrat Haber