İki Marş, İki Söylem: 2002’den 2026’ya Türkiye’nin Dünya Kupası Marşlarında Milliyetçiliğin Dönüşümü |
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
İki Marş, İki Söylem: 2002’den 2026’ya Türkiye’nin Dünya Kupası Marşlarında Milliyetçiliğin Dönüşümü
Bir futbol marşı, yalnızca bir spor etkinliğinin coşkusunu yansıtmaz, aynı zamanda o anın milliyetçilik dilini de konuşur. Özellikle milli takımlar için yazılan marşlar, bu dilin incelenmesi için iyi bir veri sunar. Türkiye A milli Futbol Takımı’nın 2002’de katıldığı (ve üçüncülükle döndüğü) Dünya Kupası için Tarkan’ın yazdığı marş ile 2026’da katılacağı Dünya Kupası için Sinan Akçıl’ın yazdığı marş yan yana getirildiğinde, geçen 24 yılda bu dilin nasıl değiştiği çarpıcı biçimde ortaya çıkar.
Tarkan’ın 2001 yılında çıkardığı ve milyonlarca satan ve en iyi albümlerinden biri olan Karma’nın “Taş” isimli şarkısından uyarlanarak oluşturulmuş “Bir Oluruz Yolunda”, söz ve müziği Tarkan’a ait bir “single” olarak çıkmıştır. Single kapağında kırmızı beyazlar içindeki taraftarlar arasında Tarkan görülür ve altta şarkının ve sanatçının ismi yazar. Şarkının içeriğinde de ima edileceği gibi bu kitle, coşkulu ve mutlu bir gruptur.
Sözlerinde, birçoğumuzun hatırlayacağı gibi, ilk başta taraftarın sakin görünse bile coşkulu bir destek vereceğinden, takımın peşinden her yere geleceğinden, destekle sahaları dar edeceğinden bahsedilir. İkinci kısmın ise teması umuttur. Kurulan düşlerden, edilen yeminlerden, umutlu bir bekleyişten ve zafer özleminden bahsedilir. Üçüncü kısım da takıma ilerleme temennisi ve bir futbol şarkısından bekleneceği şekilde “at golünü coştur yine” ifadeleri yer alır.
Marşın o hepimizin diline dolanan nakaratında da marşın ismi olan “bir oluruz yolunda” cümlesi geçer ve kupadan, coşkudan, “buralar bayram olsun” temennilerinden bahsedilir. Bu marşın en dikkat çekici kısmı kimliklerle ilgili hiçbir ifadenin sözlerde geçmemesidir. Milli takımdan bahsederken de Türkiyem, ay-yıldızım gibi herkesçe kabul gören kelimeler kullanılmıştır. Marş ilginç bir şekilde biz öznesiyle yazılmış olsa da bu biz tanımlanmamış ve isteyen herkesin söyleyebileceği kapsayıcı bir biz ortaya çıkmıştır.
Yine benzer şekilde “öteki” de yoktur marşın sözlerinde. Öyle ki rakiplerden bile bahsedilmemiştir. Buna en yakın sözler olan “yar etmez ellere, sahaları dar ederiz” ifadesinde özellikle bir millet, medeniyet ya da takım kastedilmemiş, milli takımın rakibi olan herhangi bir takım için futbolla sınırlı kalmış bir rekabet ima edilmiştir. Marşın sözlerindeki gibi bu rekabet de sahadan çıkmamıştır. Böylelikle Tarkan’ın çizdiği, coşkulu, mutlu, umutlu ve olayla biz ve onlar ikiliğinden bakmayan bir marş ile gözümüzün önüne gelen taraftar kitlesi tam da şarkının klibiyle örtüşecek şekildedir.
Bu klipte Tarkan kayıt odasında dans ederek şarkı söyler, taraftarlar coşkuyla ve bayraklarla yine dans ederek, koşarak eğlenerek karşımıza çıkar. Klipte evinin balkonunda tencere ve kepçeyle şarkıya ritim tutan bir kadın da kırmızı-beyazlar içinde zıplayan........