Bitmeyen Ekonomik Kriz Yapmışlar!

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Bitmeyen Ekonomik Kriz Yapmışlar!

“Zorlu ama gerekli bir geçiş sürecindeyiz.” Bu ve benzeri cümleleri yaklaşık 3 senedir duyuyoruz. Ekonomi yönetimine göre uygulanan sıkı para politikası, kısa vadede bazı maliyetler yaratsa da uzun vadede fiyat istikrarını sağlayacak, ekonomiyi yeniden dengeye oturtacak ve toplumsal refahı artıracaktı.

Ancak ortada giderek büyüyen bir sorun var: Bu süreç o veya bu sebeple (iktisat biliminin yüzyıllardır aşina olduğu, etkileri kanıksanmış ve çözüm yolları ortaya konmuş doğal afetler, savaşlar, piyasa dalgalanmaları gibi şokların etkileriyle) uzuyor, maliyetler ağırlaşıyor, fakat toplumun hissettiği ve ihtiyaç duyduğu iyileşme bir türlü başlamıyor.

Daha da önemlisi, ekonomi politikalarının başarısı artık yalnızca istatistiklerle ya da piyasa göstergeleriyle değil, insanların gündelik yaşam deneyimiyle ölçülebiliyor. Çünkü vatandaş açısından ekonominin gerçek göstergesi; marketteki fiyat etiketi, kira sözleşmesi, kredi kartı ekstresi ve ay sonunu getirip getiremediğidir.

Tam da bu perspektifle BDDK’nın açıkladığı son veriler teknik bir detaydan çok daha fazlasını anlatıyor. Veriler, bize yalnızca kredi hacminin büyüdüğünü değil, Türkiye’de ekonomik yapının giderek daha kırılgan bir borçlanma düzenine dönüştüğünü gösteriyor. Üstelik ekonomi genelinde yaşanan olumsuzluklar, bireysel alanda gözlemlediğimiz bu gelişmelerle sınırlı da değil.

Düşmeyen Enflasyon, Ödenemeyen Borçlar ve Yoksullaşan Toplum

Veriler bir yılda toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 39 artarak 25,5 trilyon TL’ye çıktığını gösteriyor. İlk bakışta bu durum ekonomik aktivitenin bir işareti şeklinde okunabilir. Fakat aynı dönemde takipteki alacakların yüzde 81 artması, hikâyenin başka bir yere evrildiğini ortaya koyuyor. Çünkü ekonomide kredi büyümesinden daha hızlı büyüyen şey artık borçların geri ödenemez noktaya gelmiş olması.

İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.

Ekonomi yönetimi uzun süredir yüksek enflasyonla mücadele ettiğini ilan ediyor. Fakat uygulanan ekonomi politikaları giderek başka bir tablo üretiyor: Enflasyon düşmeksizin toplum yoksullaşıyor.

Normal koşullarda sıkı para politikasının temel amacı, talebi kontrol altına almak ve fiyatlama davranışlarını düzeltmektir. Ancak Türkiye’de ortaya çıkan bu tablo klasik ekonomik reçetelerin ötesine geçmiş durumda. Çünkü burada yalnızca talep fazlasından kaynaklanan bir enflasyon yok. Kur geçişkenliği, ithal üretim yapısı, enerji maliyetleri, kira krizi, vergi artışları, yapısal güvensizlikler ve dahası fiyatları yukarı taşımaya devam ediyor.

Bu nedenle enflasyonun panzehiri olan faiz artırılsa da enflasyon istenilen hızda düşmüyor. Enflasyon düşmeyince ücretler eriyor ve kesimler arasında devasa gelir adaletsizlikleri oluşuyor (ve buna önlem alınmıyor). Ücretler eridikçe insanlar borçlanıyor. Borçlandıkça takipteki alacaklar artıyor. Ve ekonomi giderek kendi içinde kırılgan bir döngü üretmeye başlıyor.

Özellikle bireysel kredi kartlarındaki tablo Türkiye’de toplumsal yaşama yansıması bakımından yaşanan dönüşümün en net göstergesi olarak değerlendirilebilir. Zira kredi kartı bakiyeleri son bir yılda yaklaşık yüzde 50 artış........

© Daktilo1984