Yas Neden Müfredatta Yok? |
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
Yas Neden Müfredatta Yok?
14 Nisan’da Urfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede silah sesleri duyuldu. Ertesi gün de Maraş’ta bir ortaokulda. İki gün, iki okul. Sabah çocuklarını okula bırakıp akşam morg kapısında beklemek zorunda kalan aileler.
Haber döngüsü bildiğimiz gibi çalıştı. Komisyonlar kuruldu, teoriler havada uçuştu, bakan ziyaretleri yapıldı, basın açıklamaları okundu. Kim ne dedi, kim kimi suçladı, hangi uzman hangi pencereden yorumladı…Günler geçti ama kalbimdeki ağırlık geçmedi.
Günlerdir hayatımda hiç tanışmadığım insanların yasını tutuyorum. Bu ülkede güvenle yaşayabileceğimize dair inancımın yasını tutuyorum. Çalındığını düşündüğüm geleceğimizin yasını tutuyorum.
Bunu fark ettiğim anda analizlere ara verdim. Çünkü kendime başka bir soru sordum: Acaba analiz yapmak, aslında yastan kaçmanın bir yolu mu?
Yasın yerine açıklama koyarak, duygunun yerine neden-sonuç ilişkileri yerleştirerek hem kendimizi hem birbirimizi koruduğumuzu sanıyoruz belki. Oysa bazen yaptığımız şey korunmak değil, uzaklaşmak.
Olaydan uzaklaşmak. Birbirimizden uzaklaşmak. Kendimizden uzaklaşmak.
Sayılar Bize Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
Umut Vakfı’nın “Türkiye Silahlı Şiddet Haritası” raporlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 36 milyon ateşli silah olduğu ve bunun sadece ’unun (yaklaşık 4 milyon) ruhsatlı olduğu tahmin ediliyor. Bu, her iki evden birinde potansiyel bir şiddet aracı olduğu anlamına geliyor. Bu gündelik hayatın içine sessizce yerleşmiş bir şiddet kapasitesi.
Daha korkutucu olan ise şiddetin “bulaşıcı” doğası. PLOS ONE’da yayımlanan bir araştırma, kitlesel saldırıların ardından benzer vakaların ortaya çıkma riskinin yaklaşık 13 gün boyunca en üst seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Bu “kuluçka süresi”, yasın ve şokun en taze olduğu dönem. Buna copycat effect deniyor. Eğer bir toplum, o 13 günlük “yas penceresinde” acıyı kolektif bir iyileşmeye dönüştüremezse, sistem o acıyı bir sonraki şiddet eylemi için yakıta dönüştürürebiliyor.
Bu olayları yalnızca güvenlik ve taklit davranışı ekseninde okumak da eksik kalıyor. Çünkü silahı, oyunları ya da algoritmayı konuşurken insanın iç dünyasını çoğu zaman atlıyoruz.
Elbette güvenlik önlemleri şart! Silah yasaları, ruhsat denetimi, algoritmik düzenlemeler… Bunlar tartışılmalı, uygulanmalı. Ama tüm bunlar yapılırken kendimize şunu da sormamız gerekiyor: Metal dedektörlerinden geçirdiğimiz bedenlerin içinde büyüyen aşağılanmayı, görünmezliği, birikmiş öfkeyi, tutulmamış yası hangi cihaz tespit edebilir?
Arno Gruen, modern toplumun en büyük krizlerinden birinin bastırılmış acının öfkeye dönüşmesi olduğunu söyler. Ona göre kişi kendi kırılganlığına, incinmişliğine ve yasına temas edemediğinde, bu duygular çoğu zaman dışarıya saldırganlık olarak çıkar. İnsan bazen başkasına zarar verirken aslında kendi taşıyamadığı iç acıyla savaşır.
Bu yüzden her olaydan sonra yalnızca faili analiz etmek yetmez. “Bu toplum çocuklarına acıyla ne yapmayı öğretiyor?” sorusu da gerekir.
Müfredatta Ne Var, Ne Yok
Bir toplum çocuklarına ne öğretiyorsa, neyi önemli gördüğünü de oradan anlayabiliriz.
Matematik vardır; çünkü ölçmek önemlidir. Tarih vardır; çünkü hatırlamak önemlidir.Proje hazırlama dersleri vardır; çünkü üretmek, planlamak ve sonuç almak önemlidir.
Yas yoktur. Çünkü yas, bugünün dünyasında çıktı üretmez.
Eğitim sistemi büyük ölçüde ilerleme fikri üzerine kurulu: daha iyi not, daha iyi okul, daha iyi üniversite, daha iyi kariyer. Yas ise ilerlemekten çok durmakla ilgilidir. Geriye bakmakla, kaybı kabul etmekle, eksilmeyi anlamlandırmakla.
Okul sana denklem çözdürür ama bir ayrılığın ardından nasıl dağılmadan kalınacağını anlatmaz. CV hazırlatır ama hayal ettiğin hayat gerçekleşmediğinde ne hissedeceğini öğretmez. Sınava hazırlar ama başarısızlıkla nasıl ilişki kurulacağını çoğu zaman öğretmez.
Çünkü modern eğitim, çoğu zaman işlevsel birey üretmeye odaklanır. Yas ise işlev bozucudur. Yavaşlatır, durdurur, ağlatır, sorgulatır. Hız çağının........