Devler Birleşirken: Netflix-Warner Bros Birleşmesi Başarı mı Olacak, Yoksa Bir Kültür Sınavına mı Dönüşecek?

Birleşmeye dair bugün herkes finansal tabloyu konuşuyor. Kaç milyar dolar el değiştirecek, kim “kazandı”, piyasanın nabzı ne yönde attı, hissedar değerleri, sektör dengeleri… Ama bu birleşim yalnızca ekonomi sayfalarına sıkışacak bir konu değil. Çünkü herhangi iki dev şirketin değil, gündelik hayatımızın pratiklerine kadar etkisi olan iki güçlü kültürel evrenin birleşiminden bahsediyoruz. Hepimizin hafızasında yer etmiş karakterler, hikayeler ve izleme alışkanlıkları aynı çatı altında yeniden yapılanacak.

Tam da bu yüzden merak, tedirginlik, endişe, heyecan… Bir duygu karmaşası içerisinde “Bu birleşme gerçekten çalışacak mı?” sorusunu sorup duruyorum.

Soğuk Gerçek: M&A’lerin Büyük Kısmı Hedefi Vuramıyor

Harvard Business Review ve McKinsey’nin uzun soluklu çalışmalarına göre birleşme ve satın almaların çoğu, p ila arası, beklenen değeri üretemiyor. Yıllardır değişmeyen bir oran bu. EY’nin kültür odaklı analizleri de benzer bir tablo çiziyor: Kâğıt üzerinde kusursuz görünen birçok birleşme, işin gündelik ritmine indiğinde tökezliyor. Kimi zaman performans düşüyor, kimi zaman motivasyon eriyor, kimi zaman da her şey “idare eder” düzeyinde kalıyor.

KPMG’nin klasikleşmiş araştırması daha da net: Büyük birleşmelerin ’ü hissedar değeri yaratmamış. Deloitte’un bulguları ise başarısızlığın sert çekirdeğini gösteriyor: kültürel uyumsuzluk.

Çoğu zaman görünmeyen, rakamlara hemen yansımayan ama içten içe sistemi gevşeten bir şey kültürel uyumsuzluk. Ve maalesef sayılar arasında kaybolup asla batmaz denen gemilerin çarptığı buzdağına dönüşüyor.

Netflix ve Warner Bros: İki Bambaşka Evren

Bu birleşmenin en çarpıcı tarafı, aslında iki ayrı kültüre sahip dünyaları birleştirmeye çalışması. Netflix hızlı karar alma temposuyla, radikal şeffaflık yaklaşımıyla ve veriye dayalı içerik üretim mantığıyla çalışıyor. Deneme-yanılmaya alan açan, performansı net hedeflere bağlayan bir yapı.

Warner Bros ise bambaşka bir hafızaya sahip: onlarca yıla yayılan yaratıcı zanaatkârlık, stüdyo ritüelleri, lonca benzeri örgütlenmeler, HBO ve DC gibi kendi içinde bağımsız mikro kültürlere sahip markalar… Bu mikro kültürlerin hepsi, uzun süreli ilişkilere ve yerleşik ritimlere yaslanıyor. Hızdan çok sürekliliğin değer gördüğü bir yapılanma.

Dışarıdan bakınca iki dünyanın birleşmesi heyecan verici bir eşleşme gibi durabilir, tıpkı herkesin “birlikte harika olur” dediği iki çok güçlü karakterin ilişkisi gibi. Ama birleşmeler tarihi bize bunun ne kadar yanıltıcı olabileceğini........

© Daktilo1984