İslamcılığın Komplo Teorisi – III: Anti-Semitizmin Modern Hali-2
Yahudilere ilişkin tartışma on dokuzuncu yüzyılın başında vatandaşlık üzerinden sürmüştü. Tartışmanın özünde, Yahudilerin cemaat statülerinin tanınıp tanınmaması sorusu vardı. Bruno Bauer’in yargısı sertti: Yahudiler ayrı bir siyasal varlık olarak kalmamalı, hayatlarına diğer vatandaşlarla aynı hak ve yükümlülüklere sahip bireyler olarak devam etmeliydi. Bauer’i takiben konuyu ele alan Karl Marx ise tartışmayı başka bir zemine taşıdı.
Karl Marx, “Yahudi Sorunu Üzerine”de Bauer’in yargısını temelden eleştirdi. Modern devlette siyasal özgürleşme, dinin toplumdan silinmesini değil, devletin dinden ayrılmasını gerektiriyordu. Devlet sekülerleşebilirdi; ama din, toplumsal hayatta bütün ağırlığıyla varlığını sürdürebilirdi. Marx bu iddiasına örnek olarak Amerika’yı gösterdi. Bunun çağrışımı netti. Yahudilerin vatandaş olabilmelerinin koşulu, Yahudilikten vazgeçmeleri olamazdı; Yahudi kalarak da pekâlâ siyasal haklara sahip olabilirlerdi.
Ancak Marx bu kadarla kalmadı. “Siyasal özgürleşme” ile “insanın özgürleşmesi”ni birbirinden ayırdı, tartışmayı başka bir düzleme çekti: Marx’a göre modern devlet karşısında bireyler siyasî alanda soyut yurttaşlar olarak eşitlenirken, sivil toplumda—ekonomik ilişkiler içinde—bencil çıkarlarının peşinden koşan “özel kişiler” olarak kalmaya devam ediyorlardı. Marx, bu sivil toplum mantığını tarif ettikten sonra, metnin ilerleyen kısmında “Yahudilik” adını giderek tarihsel bir dinden çok “pratik” bir toplumsal ilkeye bağlar: para, çıkar, mübadele ve bencillik ekseninde örgütlenen burjuva toplumunun simgesel adı hâline getirir. Para, “İsrail’in kıskanç tanrısı”dır; “Yahudileşme” de sivil toplumun tamamının bu tanrının mantığına teslim olmasıdır.
Marx’ın bu manevrası Yahudi Aydınlanması, Haskala, ile biçimsel bir akrabalık taşıyordu. Haskala, Yahudiliği kamusal alandan geri çekerek Yahudi bireyi “insan” ve “vatandaş” olarak eritmek isterken, Marx “Yahudi sorunu”nu çözmenin ancak “Yahudiliğin”, yani para ve bencil çıkarın hükümranlığının, ortadan kalkmasıyla mümkün olacağını iddia etti. Marx burada tipik bir antisemitik dille konuşmuyordu; hedefinde Yahudilik değil, sömürü ilişkileri yumağı olarak kodladığı kapitalizm vardı. Ancak “Yahudiliğin aşılması” çağrısı, insanlığın kapitalist toplumdan kurtuluşu için bir metafor olarak iş gördükçe, onu Yahudiliği gerçekten tasfiye etmek isteyenlerle aynı cephede konumlandırdı.
Marx’ın “Yahudi sorunu”nu para, bencil........
