Sanatın Belleği-Toplumun belleği |
Önceki akşam İstanbul Müzik Festivali’nde AKM’deki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) “Morriconene ile Sinemanın Sesi” konserinden çıkarken karmakarışık duygular içindeydim. Muhteşem bir konser dinlemekle kalmamış, eşsiz bir yolculuğa da çıkmıştım. O melodiler, bir anda bizi onlarca yıl öncesine götürdü. Kimi zaman çölde bir kovboyun yalnızlığına, kimi zaman bir çocuğun gözlerine, kimi zaman bir devrimin, bir aşkın, bir ihanetin tam ortasına...
Ennio Morricone (1928-2020) sinema için bestelediği sayısız müzik ve yüz kadar senfonik eseriyle bir dahi... Onun müziği, filmleri seslendirmez; görüntünün anlattığını tekrarlamaz; görünmeyeni görünür kılar, ruhumuza ve vicdanımıza seslenir.
Konser boyunca Sergio Loeone, Bertolucci, Pasolini ve niceleri kâh “Toplumsal Duyarlılık” filmleriyle kâh Cezayir Savaşı’ndan Cennet Sineması’na uzanırken aklımın gerisinde bu sabah Seferihisar Belediyesi’ne yapılan baskın vardı.
Müzik kimi zaman kötülükleri unutmamıza izin verir. Morricone’nin müziği unutmama izin vermiyor. Türkiye’de iktidar neredeyse her gün toplumsal hafızayı silmeye çalışıyor. Gerçek dertlerimiz, yaşanan acılar unutulsun isteniyor. Dün söyleneni bugün inkâr ediyor. Morricone ise tam tersini yapıyor: Unutmamıza izin vermiyor.
Morricone’nin en büyük ustalığı, belki de notaların arasındaki, ritimlerin arasındaki sessizlikleri de........