Güneşi ararken... |
“Bugün pazar. Bugün bizi ilk kez güneşe çıkardılar.” Güneşi göremiyoruz ki güneşe çıkalım. Ülkenin üzerine çöken karanlıkla boğuşuyoruz.
Dün cumartesi. Gazetemizdeki haberleri, köşe yazılarını okuyorum. En çarpıcı köşe Murat Ağırel’inki. Minicik çerçevenin içinde şu sözler yazılı: “Gazetemizin yazarı Murat Ağırel fon soruşturması kapsamında ifade verdiği için bugünkü yazısını kaleme alamamıştır.”
Korkutulmaya çalışılanlar, halkı soyanlar değil; soygunu aydınlatmaya çalışanlar. Sahi güneş nerede?
Eylül ayında 8 çocuk işçi çalışırken öldü. İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre, eylülde ülkemde en az 226 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 8’i çocuktu! 2026’nın ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı ise 1736. Sahi güneş nerede?
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre, eylül ayında 28 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. 14 çocuk ölümü “şüpheli” olarak basına yansıdı. Kadın cinayetleri oranı bir önceki aya göre yüzde 21 arttı. 2026’nın ilk dokuz ayında toplam 222 kadın erkek şiddeti sonucu öldürüldü. Sahi güneş nerede?
IŞIĞI SÖNDÜRMEMEK İÇİN
Bu haberleri okuduktan sonra insan ne yapar? Öfkelenir. İsyan eder. Utanır. Acı çeker. Kimi zaman çaresizliğe kapılır. Ben kitaplara sığınıyorum. Hayır, gerçeklerden kaçmak için değil. Tam tersine, gerçeklere daha sıkı sarılabilmek için. İnsan kalabilmek için. Unutmamak için. Umudu tüketmemek için.
Çünkü biliyorum, karanlığın en büyük........