ABD ve diğer gelişmiş ekonomiler son 40 yılın en yüksek ve en can yakıcı enflasyon oranlarını yaşıyor. Hemen tümünde oran artık çift hanelere geldi ve uzun bir süre de kalıcı olacak.

Kalıcı olmasının nedeni çok açık...

Enflasyon özü itibarıyla yapışkan bir özelliğe sahiptir.

ABD merkez bankası (Fed) başkanı son konuşmasında faizlerin daha bir süre enflasyonu ehlileştirme aracı olarak kalıcı bir şekilde yukarılara çıkacağını, sonrasında ise tepe noktasında yönünü aşağı çevirmesi için uzun bir zaman geçeceğini vurguladı. Bu kapsamda kısa dönem verilerine bakarak enflasyon sorununu çözüyoruz yaklaşımının yanlış olduğunu belirtti.

Konuşmasında ayrıca, faizleri artırmanın ve dolayısıyla enflasyonu uzun dönemde aşağılara çekmenin toplumsal acıyı artıracağını ve bunun bir maliyetinin olduğuna da işaret etti.

Doğal olarak Fed’in en ufak bir hareketi ya da görüşü gelişmekte olan ülke ekonomilerini yakından ilgilendiriyor. Henüz yüzde 10’lara erişmiş bir enflasyon oranının bu kapsamda söylemlere konu olduğu düşünüldüğünde, bizim gibi üç haneli enflasyonu tecrübe eden bir ekonomide durumun ciddiyetini tartışmak gerekir.

Enflasyon yalın anlamıyla düşünüldüğünde hayat pahalılığını artırdığı gibi, uzun dönemli yani kalıcı olduğunda tüm hane halkı tasarruflarını da eriten bir özelliğe sahiptir. Hükümetin para ve maliye politikaları yanında uygulamaya çalıştığı veya test ettiği bazı yaklaşımların özelliğine göre de bu maliyet ve diğer toplumsal sorunlar değişik hal alabilir. Bunların başında kuru korumayı ve liralaşmayı teşvik ettiği sanılan ve aslında sadece zaman kazanma amacı güden hatta ekonomi planı olarak sunulan kur korumalı mevduat gelmektedir.

Ama bilinen en açık gerçek ise bunun sadece günü kurtarma politikası olduğudur.

Enflasyon sorununun çözümü ülke özelliklerine, para ve maliye politikalarına bağlı olmakla beraber bazen de garip bir şekilde verilerin özelliği ile ilgilidir. İlkini bu yazımızda bir kenara bırakarak sizlere bizim siyasetçilerin yani bizi yönetenlerin aklındaki çözümü bir örnekle anlatmak isterim.

Bu yaklaşımı bir kenara not edin lütfen zira hükümet bakın enflasyonun yönü nasıl da aşağı geldi, artık bu düşüşü sürekli yaşayacağız türünden söylemlerle önümüzdeki seçime yelken açacak.

Bunun nasıl mümkün olduğunu hem de hiçbir şeye dokunmadan nasıl gerçekleşeceğini açıklayalım...

Öncelikle bir enflasyon hesabı yapacağız ve bunu yaparken de TÜİK’in verilerine dayalı bir yaklaşımı sunacağız. TÜİK’in verilerine göre örneğin aylık enflasyon oranı sabit bir şekilde yılsonuna kadar yüzde 4 olursa, ağustos ayında geçen yılın ağustos ayından bu zamana yıllık enflasyon oranı yüzde 84.72 olarak gerçekleşecek, bu oran kasım ayında yüzde 93.29’a çıkacak ve aniden aralıkta yüzde 77.29 olarak gerçekleşecektir.

Ne güzel değil mi?

Fiyatlar her ay yüzde 4 artıyor, hayat daha pahalı hale geliyor ama ne hikmetse yılsonunda enflasyon oranı aniden 15-16 puan düşüyor.

Buyurun aynı hesabı aylık yüzde 5 enflasyon oranına göre yapalım...

Fiyatların yılsonuna kadar aylık bazda yüzde 5 arttığı varsayımı ile ağustosta enflasyon oranı yıllık bazda yüzde 86.49 olacak, kasım ayında tepe noktasına ulaşarak yıllık üç haneye yani yüzde 101.17’ye ulaşacak ve sıkı durun, aralık ayında da aylık yüzde 5 fiyat artışına rağmen enflasyon oranı yılı yüzde 85.98 ile kapatacak. Yani bir ayda yine 15-16 puan düşecek.

Karar vericiler de böbürlenerek televizyon ekranlarının bazılarında boy gösterecek ve enflasyon düşüyor diye alkış isteyecekler.

Hiçbir şey yapmadan çok şey yapmış edasıyla hem de...

İşte buna ekonomide o ünlü baz etkisi adı verilir. Yani verilerin ve onların artış hesabı özelliğine bağlı olarak geçen yılın aynı dönemine göre kavramı ile buluşturularak şapkadan tavşan çıkarmanın diğer adıdır bu baz etkisi...

Halk diliyle, hayat pahalılığı artıyor ama bu siyasiler enflasyon düştü diyorlar cümlesinin diğer anlamdır bu baz etkisi...

Rezervleri eksiye düşmüş, cari açığı tavan yapmış ve kuruşa muhtaç bir ekonomide siyasetçilerin (siyaset satanların) elleri-kolları bağlı bir şekilde verilerdeki cambazlığı dört gözle bekleme şeklidir bu baz etkisi...

Zavallılığın ta kendisidir diğer anlamıyla.

QOSHE - Enflasyonda baz etkisi cambazlığı - Veysel Ulusoy
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Enflasyonda baz etkisi cambazlığı

51 75 25
28.08.2022

ABD ve diğer gelişmiş ekonomiler son 40 yılın en yüksek ve en can yakıcı enflasyon oranlarını yaşıyor. Hemen tümünde oran artık çift hanelere geldi ve uzun bir süre de kalıcı olacak.

Kalıcı olmasının nedeni çok açık...

Enflasyon özü itibarıyla yapışkan bir özelliğe sahiptir.

ABD merkez bankası (Fed) başkanı son konuşmasında faizlerin daha bir süre enflasyonu ehlileştirme aracı olarak kalıcı bir şekilde yukarılara çıkacağını, sonrasında ise tepe noktasında yönünü aşağı çevirmesi için uzun bir zaman geçeceğini vurguladı. Bu kapsamda kısa dönem verilerine bakarak enflasyon sorununu çözüyoruz yaklaşımının yanlış olduğunu belirtti.

Konuşmasında ayrıca, faizleri artırmanın ve dolayısıyla enflasyonu uzun dönemde aşağılara çekmenin toplumsal acıyı artıracağını ve bunun bir maliyetinin olduğuna da işaret etti.

Doğal olarak Fed’in en ufak bir hareketi ya da görüşü gelişmekte olan ülke ekonomilerini yakından ilgilendiriyor. Henüz yüzde 10’lara erişmiş bir enflasyon oranının bu kapsamda söylemlere konu olduğu düşünüldüğünde, bizim gibi üç haneli enflasyonu tecrübe eden bir ekonomide durumun ciddiyetini tartışmak gerekir.

Enflasyon yalın anlamıyla düşünüldüğünde hayat pahalılığını artırdığı gibi, uzun dönemli yani kalıcı olduğunda tüm hane halkı tasarruflarını da eriten bir özelliğe sahiptir. Hükümetin para ve maliye politikaları yanında uygulamaya çalıştığı veya test........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play