Enflasyon, sessiz fakirleşme ve sözleşme |
Enflasyon ile hayat pahalılığı çoğu zaman analitik ayrım yapılmaksızın aynı düzlemde ele alınmaktadır. Oysa bu iki olgu kavramsal olarak farklıdır. Enflasyon, genel fiyat düzeyindeki sürekli artışı ifade eden makroekonomik bir göstergedir; hayat pahalılığı ise hanehalkının belirli bir gelir düzeyiyle temel mal ve hizmet sepetine erişim kapasitesindeki değişimi yansıtan mikro-temelli bir refah göstergesidir. Bu nedenle aralarında güçlü bir ilişki bulunsa da ekonomik içerik bakımından tam olarak örtüşmezler.
Farklılık iki açıdan kendini gösterir. İlki enflasyonun, diğer bir deyişle fiyatların yukarıya giderken sahip olduğu hızın, ekonomik yapıdaki etkilediği temel değerler ve değişkenlerdir. İkincisi ise sosyal yapıdaki erozyondur.
Enflasyon sade anlamıyla fiyat seviyesinin yükselmesi değil, asıl sorun, onun hızı ve oynaklığı ile de ilgilidir. Çünkü hız arttıkça hayat sadece pahalılaşmaz, aynı zamanda istikrarsız bir hal alır.
Enflasyonun ilk etkisi zaman algısı üzerinedir. Enflasyonun yukarılara tırmandığı ve oynaklığın arttığı zamanlarda ekonomik birimler (hanehalkı ve firmalar) uzun vadeli düşünemez. Süreçte, halk tasarruf yerine harcamaya yönelirken, firmalar ise stok ve satış arasındaki dengeyi kaybeder.
Finansal sözleşmeler kısalır, uzun vadeli kredi piyasaları daralır. Karar vericiler geleceği planlamaktan çok günü kurtarmaya çalışan etkinliklerle meşgul olur. Büyümenin ana damarlarını çatlatan bu olgu, sermaye birikimini zayıflatarak uzun süreli olması gereken verimlilik yatırımlarını öteler.
Enflasyon tarafsız değildir........