Döviz darlığı ekonomimiz için en büyük sorun olmaya devam ediyor. Döviz dengesinin yakından bağlı olduğu dış ticaret stratejileri ve turizm sektöründeki aktiviteler ilgili kurları sürekli bir şekilde etkilemektedir. İşte tam da bu nedenle analizlerin söz konusu alanlara yönelmesi çok önemlidir.

Döviz ihtiyacına sıradan yaklaşımlarla bakmak sadece para akımını gözetmek demek olur ki bu, ekonomi politikalarının uygulanmasında yapılacak en büyük hatalardan biri olur. Aksine etkin politikalar günlük, aylık ve yıllık döviz akımı yerine, onu uzun vadede daha sağlıklı hale getirme üzerine kurulmalıdır.

Bugün onlardan en önemlisi olan ithal ikamesi üzerine durmak istiyorum.

Sıcak paraya tümüyle bağımlı hale gelmiş ekonomimizde gelişmenin yolu doğal olarak ithalattan geçer. Bu, sürecin değerli bir parçası ama en önemlisi değildir. Daha önemlisi ise onun yerine içerideki üretimi adapte etmek, uzun dönemde de yaptığınız ithalat ürünlerini tamamen olmasa bile içeride üretmektir.

İthalatın üretimle yer değiştirmesi dediğimiz yapısal olgu bizim gibi ülkelerde kaçınılmaz bir politikadır. Ardı arkası kesilmeyen ekonomik krizlerle boğuşan ekonomimizde çoğu etkinin dış finansman ve iç uygulama eksikliklerinden kaynaklandığı düşünülürse dövizin önemini, daha doğrusu ithal ikamesinin önemini kavramamız gerektiğini söyleyebiliriz.

İthal ikamesi bir teknoloji transferi metodudur. Başkalarının ürettiği mallar içinde farklı teknolojik öğeleri barındıran özelliği ile gittiği ülkeye katkıda bulunur. Hem firmalar hem de hanehalkı bu ürünleri kullandığında refah seviyesinin arttığı çok açıktır.

İthal ikamesinin önündeki en büyük engelse ekonomik bağımlılığın bir hastalığa dönüşmesidir. Öyle bir hastalık ki ilk dönemde daha ucuz diye ithal edilen ürünlerin zamanla üretim genetiğinde yarattığı tahribatın etkisiyle orta ve uzun vadede ikameyi olanaksız kılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, hastalığı kronik hale getirmektedir.

Özü itibarıyla ithal ikamesi uzun yıllar alan ve sabırla uygulanması gereken bir stratejidir. Siyaset yaparak ülkeyi yönettiğini zannedenlerin, zorlukların yaşandığı her dönemde baş tacı ettiği ithal ikamesi fikri maalesef hiçbir zaman aksiyona dönüşmemiş ve aksine bir moda terim olarak kalmış, kalmaya da devam etmektedir.

Döviz piyasasında yapısal değişimle farklılık yaratan ithal ikamesinden özü itibarıyla ithalatı azaltıp üretimle beraber ihracatı artırma üzerine kurulan stratejik sektör temelli yaklaşımlar anlaşılır. Öte yandan dijital ekonominin üretime etkisi ve ekonomilerarası bağımlılığın dinamik olduğu gerçeği ile kapıları ürün bazında kapatmak doğru bir yaklaşım değildir. Aksine ikamenin ürün çeşidi ya da ara malı çeşidine bağlı olarak yapılması bu sürecin en can alıcı noktasıdır.

Özellikle son dönemde uluslararası ticaretin ürün çeşidine bağlılığının arttığı ve bunun da paralel bir düzlemde toplumsal refahı yukarılara taşıdığı görülmektedir.

Tam da bu özelliği ile yapısal refomların çekirdeğini oluşturan ithal ikamesinin yeni bir stratejik yaklaşımla ele alınması ve hemen uygulamaya konulması gerekir.

O stratejinin özü de tam dışa açık ithal ikamesidir.

QOSHE - Döviz kıtlığı ve dışa açık ithal ikamesi: Kalkınma için etkin bir yol - Veysel Ulusoy
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Döviz kıtlığı ve dışa açık ithal ikamesi: Kalkınma için etkin bir yol

55 53 14
04.12.2022

Döviz darlığı ekonomimiz için en büyük sorun olmaya devam ediyor. Döviz dengesinin yakından bağlı olduğu dış ticaret stratejileri ve turizm sektöründeki aktiviteler ilgili kurları sürekli bir şekilde etkilemektedir. İşte tam da bu nedenle analizlerin söz konusu alanlara yönelmesi çok önemlidir.

Döviz ihtiyacına sıradan yaklaşımlarla bakmak sadece para akımını gözetmek demek olur ki bu, ekonomi politikalarının uygulanmasında yapılacak en büyük hatalardan biri olur. Aksine etkin politikalar günlük, aylık ve yıllık döviz akımı yerine, onu uzun vadede daha sağlıklı hale getirme üzerine kurulmalıdır.

Bugün onlardan en önemlisi olan ithal ikamesi üzerine durmak istiyorum.

Sıcak paraya tümüyle bağımlı hale gelmiş ekonomimizde gelişmenin yolu doğal olarak ithalattan geçer. Bu, sürecin değerli bir parçası ama en önemlisi değildir. Daha önemlisi ise onun yerine içerideki üretimi adapte etmek, uzun dönemde de yaptığınız ithalat ürünlerini tamamen olmasa bile içeride üretmektir.

İthalatın üretimle yer değiştirmesi dediğimiz yapısal olgu........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play