Konuşması çok kolay karar vericiler için...

Hele de devletin hizmetli gibi davrandığı, her yere gidiş ve gelişte tüm lüksün sağlandığı bir ortamda konuşmanın tadına varıyor bu grup.

Mikrofon ve önlerinde yaratılmış kalabalığı da görünce değme keyiflerine...

Tabii bir de televizyon ekranları ve sosyal medya şişirmelerini unutmayalım. Para politikasını yöneten ve hatta ekonomiyi sadece para bulma ve bunu belirli ya da belirlenmiş harcamalara kanalize etme olarak düşünenler ağızlarına ne geliyorsa serbestçe sarf ediyorlar.

Cümlelerin bir anlamının olması onlar için o kadar da önemli değil... Yeter ki içinde “Halkı enflasyona ezdirmeyeceğiz, şu yatırımları yaptık, faizin düşmesiyle beraber bakın enflasyon da aralık ayından itibaren keskin bir düşüşe geçecek ve kimse çıkıp da bize...” diye sabitleşmiş tümceler olsun. Yeter ki onlar istedikleri gibi konuşsunlar, o günkü konuşma görevlerini yerine getirsinler.

Mutfağa düşen yangının hasarının pek de önemi yok.

Sonuçta çoğu zaten hem iş insanı hem de devletin sınırsız harcamalarının karar vericileridir. Dolayısıyla enflasyondan, hayat pahalılığından ve halkın sıkıntılarından haberlerinin olmasının bir anlamı da yok.

Ne demek bu enflasyona ezdirmemek?

Son dönemde yine moda oldu “enflasyona ezdirmemek” yaklaşımı. Aslında ne zaman bu yaklaşım “Kimse şu kadar yıldır beni enflasyona ezdirdiler diyemez” tarzı bir cümle içinde kullanıyorsa bilin ki sorun çok ama çok büyüktür.

Bu ezdirme/ezdirmeme kelimesi ekonomide sorunların filtre edildiği bir görev üstlenir ama halk yine de mutfaktaki yangını görür, onu bilir.

Enflasyonda hükümet hedefinin yüzde 5 olduğunun halk nezdinde bilinmesinin bir faydası yoktur. Modern yaşamın birer vazgeçilmezi olan araba ve ev sahipliğinin hayale dönüştüğü ülkemizde sıklıkla domates, patates, yağ, şeker ve ekmeğin fiyatı konuşulur hale gelmiş ve esasında enflasyona ezdirmeme söylemi boş bir slogandan öteye gitmeyecektir.

Öyle de oluyor aslında...

Para piyasasını yönetenler de bunu farkına varmadan ağızlarından kaçırıyorlar. İki gün önce kurulan enflasyon, aralık ayından itibaren baz etkisiyle de olsa hızlı bir şekilde düşmeye başlayacak ve hedefimiz olan tek rakamlı enflasyonu yakalayacağız cümlesi sanırım bunların en açığı, anlamı en derin olanıdır. Kullanılan yanlış kelimeleri bir tarafa bıraktığımızda iki unsura dikkatimizi vermemiz gerekiyor: Baz etkisi ve tek (rakamlı) haneli enflasyon...

Baz etkisi...

Nedir biliyor musunuz bunun anlamı?

Bu bir bakıma tüm ekonomi politikalarının işlemediğini, Merkez Bankası’nın kredibilitesinin sıfırlandığını ve açıkça fiyatlardaki artış hızının kendi kendine yavaşlayarak enflasyon oranını yıllık olarak aşağı çekeceğinin ifadesidir. Hem de aylık fiyat artışlarının arttığı bir ortamda... Hem de hayat pahalılığının arttığı bir ortamda.

Diğer nokta tek haneli enflasyon rüyası...

Bu doğal olarak kararlı, bilinçli ve sabır isteyen bir ekonomi programı üzerine kurulu bir yaklaşımla mümkündür. Ama bilinmesi gereken bir kural vardır ekonomide... Fiyat dengesi bozulduğunda yukarı tırmanış hızlı, enflasyonun aşağılara gelmesi çok ama çok yavaş olur ve yılları alır.

Roket ve Tüy Teorisi’dir diğer adı... Yukarı yönlü hızla, aşağı yönlü yavaşça hareket eder fiyatlar.

İş böyleyken, hele de akılcı bir ekonomik politikanın olmadığı bir ortamda tek haneli enflasyon hedef değil, bir temenni olmaktan öteye gitmez.

Temenni ise ekonomide akılcı yaklaşımların en büyük düşmanıdır.

QOSHE - Baz etkisi ha! - Veysel Ulusoy
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Baz etkisi ha!

32 3 7
06.11.2022

Konuşması çok kolay karar vericiler için...

Hele de devletin hizmetli gibi davrandığı, her yere gidiş ve gelişte tüm lüksün sağlandığı bir ortamda konuşmanın tadına varıyor bu grup.

Mikrofon ve önlerinde yaratılmış kalabalığı da görünce değme keyiflerine...

Tabii bir de televizyon ekranları ve sosyal medya şişirmelerini unutmayalım. Para politikasını yöneten ve hatta ekonomiyi sadece para bulma ve bunu belirli ya da belirlenmiş harcamalara kanalize etme olarak düşünenler ağızlarına ne geliyorsa serbestçe sarf ediyorlar.

Cümlelerin bir anlamının olması onlar için o kadar da önemli değil... Yeter ki içinde “Halkı enflasyona ezdirmeyeceğiz, şu yatırımları yaptık, faizin düşmesiyle beraber bakın enflasyon da aralık ayından itibaren keskin bir düşüşe geçecek ve kimse çıkıp da bize...” diye sabitleşmiş tümceler olsun. Yeter ki onlar istedikleri gibi konuşsunlar, o günkü konuşma görevlerini yerine getirsinler.

Mutfağa düşen yangının hasarının pek de önemi yok.

Sonuçta çoğu zaten hem iş insanı hem de devletin sınırsız harcamalarının karar vericileridir. Dolayısıyla enflasyondan, hayat pahalılığından ve halkın sıkıntılarından haberlerinin........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play