We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eğitimde “Her Şey Çok Daha Güzel” Olsun…

39 52 0
12.08.2019

Okullarımız artık çocuklarımıza bir şey kazandırmıyor

31 Martta Yerel Yönetim Seçimleri tamamlandı. Bu yerel seçimlerde halk 14 büyükşehir belediye başkanlığında yetkiyi muhalefet partilerine verirken, 16 büyükşehirde ise iktidar partisi ile onun destekçisi olan partiye verdi. Ekonomik kriz hemen her kesimin kapısını çalmış durumda. İşsizlik, yoksulluk, petrol ve enerji, ısınma, barınma ve gıda ürünlerine yapılan zamlar dur durak bilmiyor. Ardı arkası kesilmeyen zamlar, sağlık ve ulaşım başta olmak üzere bütün kamusal hizmetleri etkiliyor. Kamu hizmetlerinde süreğenleşen aşırı fiyat artışları nedeniyle emeği ile geçinenlerin günlük yaşamda ayakta kalmaya zorlandığı bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya bulunmaktayız. Yaşanmakta olan bu ekonomik kriz ve YEP ile uygulamaya konulan tasarruf politikalarından eğitim alanı da kendi payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Yapılması planlanan birçok proje ile verilen vaatler ertelenmektedir. Tüm bunları ve daha fazlasını eğitimin tecrübeli bir ismi eğitimci Alaaddin Dinçer ile konuştuk.

Değerli hocam yerel bir seçimi geride bıraktığımız şu günlerde ülkemizdeki yerel yönetimlere bakışınız nedir?

Günümüz Türkiye’sinde TBMM’nin işlevsizleştirilmesi nedeniyle yerel yönetimlere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yerel yönetimler, eğitim alanında yurttaşların yaşadığı sorunlara ilişkin mevcut mevzuatın elverdiği ölçüde ve bütçe olanaklarını sonuna kadar zorlayarak ya da yeni kaynak alanları oluşturarak pratik çözümleri de içeren eylem programları uygulamaya koymalıdır. Bu eylem programlarının uygulanma süreçlerinde uyulması gereken en önemli ilke; bilginin metalaştırılmasına, hizmetlerin ticarileşmesine, çocukların tüketim öznesi yapılmasına izin vermemek olmalıdır. Çocuk, gençlik, kadın ve eğitim eylem programlarının uygulanma süreçlerinde özellikle önceliği, işçi sınıfının, kent yoksulu dar gelirlilerin, işsizlerin ve güvencesizlerin oluşturduğu toplumsal proleterya ya da kent proleteryası olarak ta tanımlanan insanların yaşadığı mahallelere verilmesi gerekmektedir.

Yerelden yönetim, genel anlamda; merkezi iktidar tarafından yerine getirilen hizmetlerin bir bölümünün yerel iktidar/yönetimler tarafından yerine getirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bir şehirde yaşayan yurttaşların, diğer hizmetlerin yanında eğitim hizmetine de gereksinimi bulunmaktadır. Bu temel ihtiyaçlardan biridir. Bu hizmetlerin sunulabilmesi için de, gerekli altyapıyı sağlayacak sistemlerin kurulması gerekir. Bu nedenle; eğitim hizmetinin karşılanmasında yerel yönetimlerin aktif tutum alması için görev, yetki ve sorumluluklarının daha da artırılması gerekmektedir. Bu kurumlar hizmetleri yurttaşlara; süratli, nitelikli ve uygun olan çözümlerle sunmalıdır. Bunun için de yerel halkın seçimi ile oluşmuş yönetim ve karar organları kamu yaptırımı gücüne sahip olmalıdır. Özellikle; içinde yaşadığımız bilgi çağında, bilginin stratejik bir güç olduğu gerçeği nedeniyle, eğitim hizmetinin aksamadan düzenlenmesi ve sunulmasının önemi gittikçe artmaktadır.

Siz yerel yönetimler ve eğitim arasında önemli bir bağ kuruyorsunuz. Peki, bunun dünyada gelişmiş ülkelerde uygulamaları nasıl?

İncelenen ülkelerde; yerel yönetimlerin kamuya ilişkin hizmetlerin yerine getirilmesinde önemli ölçüde görev, yetki ve sorumlulukları olduğu, merkezi yönetimin, finansman tahsisi ve eğitime ilişkin bazı temel politikaları belirleme dışında müdahalede bulunmadığı görülmektedir. Yine bu ülkelerde yerelleşme konusunda farklı uygulamalar olduğu ve ülkenin genel politikasına göre şekillendiği dikkati çekmektedir. Örneğin; İtalya‟da belediye başkanı, meclis üyeleriyle birlikte halk tarafından seçilirken, Hollanda‟da, içişleri bakanının teklifi üzerine kraliçe tarafından atanmaktadır. Bir kısım Avrupa ülkelerinde ise; yerel yönetimlerin oluşturulmasında ekonomik düşünceler ön plana alınarak daha az sayıda yerel yönetim birimi oluşturulurken, diğerlerinde vatandaşa yakın olma temel ölçüt olabilmektedir.

Söz konusu ülkelerin farklı bölgelerinde, farklı modellerin de uygulandığı görülmektedir. Bir kısım ülkelerde, okul öncesinden itibaren ilk ve ortaokul düzeyindeki eğitimler ile mesleki ve teknik eğitimler tümüyle yerel yönetimlerin sorumluluğunda iken, Tokyo gibi şehirlerde, ön lisans ve lisans eğitimlerinin dahi yerel yönetimlere verilebildiği dikkati çekmektedir. Ancak, incelenen ülkelerde yükseköğretim çoğunlukla merkezi yönetimin sorumluluğundadır. Gelişmiş ülke kentlerinden Londra, Roma, Tokyo gibi şehirlerde belediyeler genel eğitim üzerinde oldukça yetkili iken, diğer ülkelerde genellikle ilk ve ortaöğretimden sorumludurlar. Bu şehirlere örnek olarak; Amsterdam, Kopenhag, Paris ve Viyana verilebilir.

İncelenmiş olan gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde; eğitimde yerelleşme konusunda oldukça başarılı örnekler olduğu tespit edilmiştir. Dikkati çeken husus; bu ülkelerin yerel yönetim birimlerinin; yapısal olarak güçlü, sistemlerini kurmuş, demokrasi kültürünü yerleştirmiş, yasal görev, yetki ve sorumluluklarının bilincine sahip, yerel yönetim hizmetleri konusunda uzmanlaşmış ve güçlü bir deneyime sahip olduğu dikkati çekmektedir. Eğitimin, ülkenin kalkınmasına sağladığı katkı görülmeye başladıkça, ekonomik olarak güçlenen yerel halkın eğitime ilgisinin arttığı, yerel yönetimlerin eğitimle ilgili faaliyetlerine daha fazla katkı sağladığı görülmüştür.

AB ülkelerindeki yerel yönetimler; başta eğitim olmak üzere, konut, ulaşım vb. gibi kamuya yönelik hizmetlerin önemli bir bölümünü üstlenmiş, özellikle örgün eğitimin okul öncesi ve temel eğitim aşamasında önemli ölçüde sorumluluk alırken, yaşam boyu öğrenme ve yaygın eğitim hizmetlerinin tamamına yakınında da tam sorumluluk almıştır.

Dünya örneklerinden sonra ülkemizde yerel yönetimlerin eğitim eylem faaliyetleri için neler öneriyorsunuz?

Büyükşehir Belediyeleri MEB’in Yerel Kurumları ve Okullar ile ortak olarak veya sadece belediye olarak MEB Sosyal Etkinlikler Kılavuzunda yer alan sosyal etkinlik önerilerini belli bir plan dahilinde yürütebilir. Ana başlıklar şeklinde şunlar önerilebilir:

Bilimsel Etkinlikler İçin Öneriler;

Aşağıda yer alan bilimsel etkinlik önerilerinin tamamı ya da uygun olanı seçilerek uygulanabilir.

Bilim merkezlerinin açılarak sıralı kategorilerin tamamının ya da aralarından seçim yapılarak Uygulanması,Bilim Olimpiyatları,Bilim Şenlikleri,Bilim Fuarları,Bilimsel Proje Yarışmaları,Patent Sahibi Olma,Faydalı Model Sahibi Olma,Bilimsel Toplantılar,Bilimsel Araştırma Yarışmaları,Zekâ Oyunları,Bilişim Teknolojilerine Yönelik Uygulamalar,Fen-Teknoloji-Mühendislik-Matematik Alanlarına Yönelik Uygulamalar

........

© Cumhuriyet