Öfkeyi doğru yönetebilmek...
Yürütülen planlı sistematik süreçte sıranın ana muhalefet partisinin işlevsizleştirilmesine gelmesi kaçınılmazdı. Darbe içeriden geldi, iktidarın elindeki “yargı” çubuğu devreye girdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünü açtı, AKP’li Cumhurbaşkanı RTE ellerini sevinçle ovuşturarak “Takip mesafesinden yaşananları izliyoruz” açıklamasını yaptı.
Kuşatma alan daraltılarak sürüyor: MASAK incelemeleri, kurultay tartışmaları... Ve artık konu sadece CHP de değil. Çünkü milyonlarca seçmeni temsil eden ana muhalefet partisinin yönetiminin, kurultaydan yıllar sonra yargı kararıyla değiştirilmesi çok ciddi bir siyasi ve kurumsal tartışmayı masaya yatırdı. Böyle bir karar sadece CHP’yi değil, parti içi demokrasinin sınırlarını ve yargının siyasal alanla ilişkisini de yeniden tanımlamış oluyor. Ve artık mesele Türkiye’de demokratik meşruiyetin kaynağının nerede başladığı ve nerede bittiği meselesi. Şunu da vurgulamalıyız ki bu dava, sonucu ne olursa olsun, son yılların en önemli siyasal-hukuksal tartışmalarından biri olarak tarihe geçecek.
Ancak iktidarın gözden kaçırdığı bir gerçek var: toplumun öfkesi. Bu öfke pazarda, markette, kira öderken, iş ararken gelecek kaygısıyla yaşayan milyonların hayatında zaten birikmişti. Geçim sıkıntısına ek olarak........
